Ana içeriğe geç

Fransa siyaseti bu filmi konuşuyor: De Gaulle'ün mirası seçim yarışının yeni cephesi oldu

Fransa'da Charles de Gaulle'ün hayatını anlatan beş saatlik "De Gaulle" filmi, gişedeki başarısının ötesinde siyasi tartışmaların da merkezine yerleşti. Sağdan sola cumhurbaşkanı adayları, filmi överken kendilerini de Gaulle'ün mirasının günümüzdeki temsilcisi olarak konumlandırmaya çalışıyor

Fransa siyaseti bu filmi konuşuyor: De Gaulle'ün mirası seçim yarışının yeni cephesi oldu
Gazete Oksijen
16

Fransa'da efsanevi lider Charles de Gaulle'ün yaşamını konu alan iki bölümden oluşan ve toplam beş saat süren "De Gaulle" filmi, beklenmedik bir gişe başarısına imza atarken ülkenin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasetin de gündemine oturdu.

Başlangıçta gişede beklenen ilgiyi görmeyen film, kulaktan kulağa yayılan olumlu yorumlar ve ülkeyi etkisi altına alan sıcak hava dalgalarının da etkisiyle yaz aylarının en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi. Cuma günü itibarıyla film 3,5 milyondan fazla seyirciye ulaştı.

Ancak filmin etkisi sinema salonlarıyla sınırlı kalmadı. 2027'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde farklı siyasi görüşlerden adaylar, Charles de Gaulle'ü ve filmde anlatılan liderlik anlayışını kendi siyasi söylemlerine taşımaya başladı.

De Gaulle yeniden siyasetin ortak referansı oldu

Film, II. Dünya Savaşı sırasında General Charles de Gaulle'ün Nazi Almanyası'na karşı Fransa'nın bağımsızlığını koruma mücadelesini ve ülkenin egemenliğini savunmak için yürüttüğü siyasi girişimleri konu alıyor.

Özellikle Fransa'nın güçlü müttefiki ABD ile yaşadığı gerilimler ve ulusal egemenlik vurgusu, günümüzde Fransa'nın Washington'la ilişkilerinin yeniden tartışıldığı bir dönemde filme ayrı bir anlam kazandırdı.

Bu nedenle hem sağ hem de sol siyasetin önde gelen isimleri filmi öven açıklamalar yaparken, kendilerini de Gaulle'ün temsil ettiği "ulusal kurtarıcı" figürüne benzeten mesajlar verdi.

Başbakandan "anlam arayışı" yorumu

Başbakan Sébastien Lecornu, filmin başarısını Fransız toplumunun "anlam" ve "gelecek perspektifi" arayışının bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Filme yönelik en dikkat çekici desteklerden biri ise solcu Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) lideri Jean-Luc Mélenchon'dan geldi.

Partisi tarihsel olarak Gaullist çizgiye mesafeli olmasına rağmen Mélenchon, Bastille Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada destekçilerine filmi izlemeleri çağrısında bulundu.

Mélenchon, de Gaulle'ün savaş yıllarında Fransa'nın özgür güçlerini oluşturma mücadelesiyle kendi siyasi mücadelesi arasında benzerlik kurarak, "Düzeni yeniden sarsmak istiyorum. Bu seçim son derece tehlikeli ve risk çok büyük" dedi.

Savaştan çok siyasi mücadeleyi anlatıyor

Filmi benzer yapımlardan ayıran en önemli unsur ise savaş sahnelerinden ziyade siyasi mücadelelere odaklanması.

Yapım, Mareşal Philippe Pétain'in Nazi Almanyası ile yaptığı ateşkesi reddeden de Gaulle'ün, Fransız siyasetçileri, askerleri, diplomatları ve sivilleri etrafında toplamaya çalışmasını anlatıyor.

Aynı zamanda İngiltere ve ABD'den destek alma çabaları da filmin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

De Gaulle üzerine çok sayıda kitap yazan tarihçi Eric Branca, "De Gaulle bütün Fransızlara aittir. Onun mirasına sahip çıkmaya çalışan herkes aslında ulusal savunma geleneğinin temsilcisi olarak görülmek istiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Sağdan sola övgü

Eski Cumhurbaşkanları Jacques Chirac ve Nicolas Sarkozy'nin liderlik ettiği Gaullist siyasi geleneğin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen muhafazakâr siyasetçi Bruno Retailleau da filmi "muhteşem" olarak nitelendirdi.

Retailleau, "Bu filmin başarısının nedeni yalnızca yönetmenin ya da oyuncuların başarısı değil. Fransızların yeniden kim olduklarını hatırlamaya ve vatanseverliğe duyduğu ihtiyaç" ifadelerini kullandı.

Merkez soldaki Avrupa Parlamentosu üyesi Raphaël Glucksmann da ulusal bayram kutlamalarında yaptığı konuşmada destekçilerine filmi izleme çağrısı yaptı.

Glucksmann, "Fransa'yı büyük yapan şeyin ne olduğunu görün. Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu ve bedelinin yalnızlık olduğunu anlayın" dedi.

Siyasi parçalanmaya ayna tutuyor

Eric Branca'ya göre filmin bugün bu kadar ilgi görmesinin nedeni Fransa'nın içinde bulunduğu siyasi tabloyla kurduğu güçlü bağ.

Ülkede cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden 30'dan fazla adayın adı geçerken, kamuoyunda siyaset kurumuna duyulan güven giderek azalıyor.

Branca, "Vichy yönetimi hukuken meşruydu ama de Gaulle meşruiyetini halktan aldı" diyerek filmin temel mesajının hukuki meşruiyet ile siyasi meşruiyet arasındaki fark olduğunu savundu.

ABD ile gerilim yeniden gündemde

Filmde dikkat çeken bir diğer unsur ise de Gaulle ile dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt arasında yaşanan görüş ayrılıkları.

Roosevelt'in, Fransa'nın savaşta uğradığı yenilginin ardından de Gaulle'ü kendi planları açısından engel olarak gördüğü anlatılırken, de Gaulle ise Fransa'nın egemenliğinden taviz vermemekte ısrar ediyor.

Askeri tarihçi Guillaume Lasconjarias, ABD'nin savaşa girdikten sonra operasyonlarını mümkün olan en uygun şartlarda yürütmek istediğini, bölünmüş bir Fransa'nın ise Washington açısından işleri zorlaştırdığını belirtti.

Film, de Gaulle'ün ABD baskısına rağmen bağımsızlık çizgisini korumasını, Fransa'nın savaş sonrası uluslararası konumunu yeniden inşa eden temel unsur olarak işliyor.

Eski Ekonomi Bakanı Eric Lombard ise de Gaulle için, "Çok zor bir müttefikti ama Fransa'yı savaşın kazananları arasına sokmayı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde daimi üyelik kazandırmayı başardı. Bu gerçekten olağanüstü" değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi analistlere göre filmin gördüğü yoğun ilgi, yalnızca tarih merakından değil; Fransa'nın bugün karşı karşıya olduğu siyasi kutuplaşma, liderlik tartışmaları ve ulusal egemenlik arayışının yeniden gündeme gelmesinden kaynaklanıyor. 2027 seçimleri yaklaşırken, Charles de Gaulle'ün mirasının Fransız siyasetindeki etkisinin daha da artması bekleniyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler