Türkiye, 2026 Akademik Özgürlük Endeksi’nde akademik özgürlüğün en zayıf olduğu yüzde 10’luk ülke grubunda yer aldı. Rapora göre üniversitelerdeki gerileme kısa süreli bir kırılmadan değil; siyasi müdahaleler, yasal düzenlemeler ve idari kararlarla ilerleyen uzun bir süreçten kaynaklanıyor.
Friedrich-Alexander Üniversitesi ile V-Dem Enstitüsü tarafından hazırlanan 2026 Akademik Özgürlük Endeksi, 179 ülke ve bölgedeki üniversitelerin durumunu inceledi. Aralık 2025’e kadar olan gelişmeleri kapsayan araştırmada 2 bin 357 uzmanın değerlendirmelerinden yararlanıldı.
Türkiye, Çin, İran, Suudi Arabistan, Afganistan, Belarus, Mısır ve Azerbaycan gibi ülkelerin de bulunduğu en alt yüzde 10’luk grupta gösterildi.
SIRALAMA DEĞİL EĞİLİM ÖNEMLİ
Araştırmacılar, ülkelerin puanları arasındaki belirsizlik aralıkları nedeniyle kesin bir sıralama yapılmasına karşı uyarıyor. Ancak rapordaki uzun dönemli veriler daha net bir tablo ortaya koyuyor: Türkiye’de akademik özgürlük, 2015 ile 2025 yılları arasında istatistiksel olarak anlamlı biçimde geriledi.
Raporda Türkiye, üniversite özerkliğinin uzun bir döneme yayılan siyasi ve idari müdahalelerle aşındığı ülkeler arasında Macaristan ve Hindistan’la birlikte ele alındı.
BEŞ BAŞLIKTA İNCELENDİ
Endeks, akademik özgürlüğü yalnızca öğretim üyelerinin derslerde konuşabilmesi üzerinden değerlendirmiyor. Araştırmada beş temel alan ölçülüyor:
- Araştırma ve öğretim özgürlüğü
- Akademik bilgi alışverişi ve yayın özgürlüğü
- Üniversitelerin kurumsal özerkliği
- Kampüslerin siyasi müdahaleden korunması
- Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü
Bu başlıklar, üniversitelerin yönetimlerini belirleme imkanından araştırmacıların çalışma konularını özgürce seçebilmesine kadar geniş bir alanı kapsıyor.
REKTÖR ATAMALARI DA ÖLÇÜMÜN PARÇASI
Raporun kurumsal özerklik tanımı, üniversitelerin akademik ve idari kararlarını dışarıdan müdahale olmadan alabilmesini esas alıyor.
Siyasetçiler, parti yöneticileri ve üniversite dışından atanan yönetimler ise akademik kararları etkileyebilecek “akademi dışı aktörler” arasında sayılıyor. Bu tanım, Türkiye’de uzun süredir tartışılan rektör atamalarını akademik özgürlük değerlendirmesinin doğrudan bir parçası haline getiriyor.
Rapordaki verilere göre Türkiye’de kurumsal özerklikteki belirgin gerileme 2010 ile 2017 arasında yaşandı. Araştırmacılar bu gerilemeyi tek bir karara değil, siyasi baskılar, yasal değişiklikler ve idari müdahalelerin zaman içinde birikmesine bağlıyor.
DÜNYADA DA TABLO AĞIRLAŞTI
Endekse göre 2015-2025 döneminde 50 ülkede akademik özgürlük belirgin biçimde zayıflarken yalnızca dokuz ülkede ilerleme kaydedildi.
Üniversitelerin kurumsal özerkliği 43 ülkede, araştırma ve öğretim özgürlüğü ise 51 ülkede geriledi. Kampüslerin siyasi müdahaleden korunmasını ifade eden “kampüs bütünlüğü” göstergesinde de 51 ülkede kötüleşme tespit edildi.
Raporda küresel gerilemenin yaklaşık 2012’den itibaren hızlandığı; Latin Amerika, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da daha belirgin hale geldiği kaydedildi.
ÖZERKLİK NEDEN ÖNEMLİ
Üniversite yönetimlerinin dış müdahaleye açık hale gelmesi; hangi araştırmaların destekleneceğini, kimlerin akademik kadrolara atanacağını ve hangi görüşlerin kampüslerde ifade edilebileceğini etkiliyor.
Rapora göre kurumsal özerklik yalnızca üniversitelerin yönetim modeliyle ilgili değil. Bilimsel bilginin siyasi iktidardan, ekonomik çıkar gruplarından ve idari baskılardan bağımsız üretilmesinin temel güvencelerinden biri.
Odatv.com