Havacılık dünyasının liderlerini bir araya getiren Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Zirvesi'nde küresel havacılık sektörü ve Türk Hava Yolları’nın finansal durumuna ilişkin kapsamlı bir projeksiyon sunuldu. Jeopolitik istikrarsızlıklar ve dalgalı seyreden enerji piyasalarının gölgesinde geçen 2026 yılı faaliyet dönemini değerlendiren THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, yakıt maliyetlerindeki küresel baskıya rağmen şirketin arz güvenliği ve pazar payı kazanımlarında avantajlı konumda olduğunu ifade etti.
"TÜPRAŞ VE SOCAR GÜVENCESİYLE TEDARİK SIKINTIMIZ YOK"
Küresel enerji hatlarındaki gerilimlerin jet yakıtı fiyatları üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Murat Şeker, Türkiye’nin altyapısal ve coğrafi avantajları nedeniyle fiziki bir tedarik riski taşımadıklarını belirtti. Şeker, yakıt arzına ilişkin şu verileri paylaştı:
Türkiye'de jet yakıtı üretebilen iki büyük aktör olan Tüpraş ve SOCAR rafinerilerinin varlığı, THY'nin iç pazardaki tedarik güvencesini oluşturuyor.
Coğrafi konumun sağladığı avantajla Kuzey Irak, Kuzey Afrika ve genel olarak Afrika bölgelerinden deniz yoluyla alternatif yakıt tedariki kesintisiz sağlanabiliyor.
Jet yakıtının Asya pazarında ton başına 2.000 dolara ulaştığı zirve dönemlerinde THY'nin en fazla 1.600-1800 dolar bandını gördüğünü aktaran Şeker, mevcut fiyatların 1.200-1.300 dolar seviyesinde dengelendiğini ve Avrupa ortalamalarıyla paralellik gösterdiğini kaydetti.
KÜRESEL REKABET VE YOLCU PORTFÖYÜNDEKİ KALICI DÖNÜŞÜM
Körfez Bölgesi'ndeki jeopolitik gelişmeler nedeniyle rakip taşıyıcıların operasyon yapamadığı 2-3 aylık kesinti sürecinde THY’nin stratejik hatları etkin yönettiğini belirten Şeker, Güney Asya, Uzak Doğu, Amerika ve Maldivler/Seyşeller gibi egzotik destinasyonlarda pazar paylarını artırdıklarını ifade etti.
Katar, Emirates ve Etihad gibi Körfez taşıyıcılarının hızla savaş öncesi kapasitelerinin yüzde 85 ila 90'ına ulaştığını ve rekabetin geri döndüğünü hatırlatan Şeker, bu süreçte ilk kez THY kalitesiyle tanışan 20-30 hatta önemli bir yolcu kitlesi edinildiğini ve bu segmenti kalıcı hale getirmeyi hedeflediklerini vurguladı.
420 UÇAKLIK SİPARİŞ VE "KOMPOZİSYON" DEĞİŞİKLİĞİ
Şirketin 2033 büyüme vizyonunun arkasında durduklarını belirten Şeker, Airbus ve Boeing ile yürütülen süreçler neticesinde sipariş takviminin 420 uçağa yakın bir hacme ulaştığını, bunun içinde 100 adetlik Boeing siparişine yönelik müzakerelerin ise devam ettiğini söyledi. İstanbul Havalimanı gibi güçlü bir ana merkeze (hub) ve Türkiye'nin turizm potansiyeline güvendiklerini belirten Yönetim Kurulu Başkanı, büyüme modelinde katma değeri yüksek yan alanlara odaklanacaklarını şu sözlerle özetledi:
"Hava yollarının yoğun rekabet ortamında sadece daha çok uçak ve yolcu ile büyümeleri kar marjını düşürüyor. Bu nedenle operasyonel kompozisyonumuzu esnetiyoruz. 'Turkish Holidays' tatil paketleri, sadakat programlarımız, 'TKPAY' ödeme sistemleri ve cüzdan uygulamamız ile kargoda kapıdan kapıya dağıtım yapan 'Widect' gibi iştiraklerimize, yani katma değeri yüksek işlere yatırımı artıracağız. Air Europa ile yapılan işbirlikleri de bu ekosistemin parçasıdır."
2027 SONUNDA AVUSTRALYA VE GÜNEY AMERİKA'YA KESİNTİSİZ UÇUŞ
2026 yılını bütçelenen yüzde 7-8'lik beklentinin altında, yüzde 1-2 civarında sınırlı bir kapasite artışıyla ve maliyet baskılarını minimumda tutarak "makul bir büyümeyle" kapatmayı öngördüklerini ifade eden Şeker, 2027 yılına dair beklentilerinin çok daha güçlü olduğunu belirtti.
Filoya 2027 yılının sonundan itibaren dahil olması planlanan ultra uzun menzilli, özel konfigüre edilmiş Airbus A350-1000 uçakları sayesinde 17 saat kesintisiz uçuş kabiliyetine ulaşılacağını açıklayan Prof. Dr. Murat Şeker; Sidney, Melbourne, Buenos Aires, Santiago ve Lima gibi destinasyonlara İstanbul'dan aktarmasız doğrudan uçuşların başlayacağını müjdeledi.