Ana içeriğe geç

ABD savaşta umduklarını veremedi: Türkiye'nin kapsını çalacaklar

İran ile ABD'nin savaşının ardından Körfez ülkeleri Washington'ın kendilerine sağladığı silah ve diğer teknolojilerde yetersiz kaldığının farkına vardı. Körfez ülkelerinin, yeni güvenlik gerçekliğiyle başa çıkmak için Türkiye'ye yöneldiğini yazan ABD basını, bu durumun “Alternatif bir savunma sanayi tedarikçisi olarak konumlanması için muazzam fırsatlar sunduğunu” ifade etti.

ABD savaşta umduklarını veremedi: Türkiye'nin kapsını çalacaklar
Akşam
16

ABD merkezli Arapça yayın yapan Al Hurra televizyonu, Washington ile Tahran'ın anlaşmasına ilişkin Leo Goldberg imzasıyla "İran Savaşı'nın ortaya çıkardığı zafiyetler sonucu Türkiye Körfez'deki savunma varlığını güçlendiriyor" başlıklı bir haber yayımladı.

"HIRPALANMIŞ KÖRFEZ, TÜRKİYE'YE YÖNELİYOR"

Körfez ülkelerinin, giderek istikrarsızlaşan bölgede silah ve stratejik nüfuz için Türkiye'yi tercih etmeye başladığını yazan Al Hurra televizyonu, "İran Savaşı'ndan yaralı ve hırpalanmış bir şekilde çıkan Körfez ülkeleri, yeni güvenlik gerçekliğiyle başa çıkmak için Türkiye'ye yöneliyor." dedi.

Al Hurra televizyonu haberinde, İran'ın savaş sırasında kritik altyapıya verdiği hasar, Körfez ülkelerini ABD'ye olan bağımlılıklarındaki eksikliklerle yüzleşmeye ve güvenliklerini güçlendirmek için başka yollar aramaya yönelttiğini anımsattı.

"TÜRKİYE KÖRFEZ ÜLKELERİ İÇİN CAZİP HALE GELİYOR"

"Türkiye'nin erişilebilir silah sistemleri, istikrarsız bir bölgede yeni bir stratejik denge unsuru arayan Körfez ülkeleri için cazip hale geliyor" ifadelerine yer verilen haberde, uzman görüşüne de yer verildi.

Körfez ülkelerinin savunma teknolojilerini çeşitlendirme arayışında olduğu bir dönemde olduğunu savunan uzman, bu durumun "Türkiye'ye alternatif bir savunma sanayi tedarikçisi olarak konumlanması için muazzam fırsatlar sunduğunu" söyledi.

Uzman ayrıca Türkiye'nin Körfez Arap ülkeleri ve bölgesel güçlerle normalleşmeye devam etmesi halinde, savunma ortaklıkları açısından bundan fayda sağlayacağını ifade etti.

Türkiye'nin 1952'den beri NATO üyesi olduğuna dikkati çekilen haberin devamında, "Geçtiğimiz ay, Kuveyt Savunma Bakanı Şeyh Abdullah Ali Abdullah Al-Salem Al-Sabah, savunma iş birliğini güçlendirmek amacıyla Türkiye Savunma Sanayi Başkanlığı Başkanı Haluk Görgün ile bir niyet mektubu imzaladı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar da benzer şekilde Ankara ile silah anlaşmalarını sağlamlaştırmak için harekete geçti." denildi.

"İRAN'IN FÜZE VE İHA'LARINA ALTERNATİF OLARAK GÖRÜLÜYOR"

Özellikle BAYKAR gibi Türk firmalarının ürettiği insansız hava araçlarına (İHA) ve kısa menzilli hava savunma sistemlerine büyük ilgi olduğunu vurgulanan haberde, "Bunlar İran'ın ucuz ve bol miktardaki füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı en etkili savunma sistemleri olarak görülüyor." İfadeleri kullanıldı.

Haberde, Türkiye'nin küresel silahlı insansız hava aracı arzının yüzde 65'ini karşılayarak bölgenin çok ötesinde bir askeri güç merkezi haline geldiğinin altı çizildi.

On yıllardır Körfez ülkelerinin İran'a karşı askeri koruma konusunda neredeyse tamamen ABD'ye bağımlı olduğu vurgulanan haberde, Washington'ın savunma sistemlerinin İran saldırıları sırasında hantal ve verimsiz kaldığı aktarıldı. "Bu verimsizlik, Washington'daki siyasi kararsızlık ve belirsizlikle birleşince, ABD-Körfez savunma ortaklığındaki eksiklikleri ortaya koydu" ifadelerine yer verilen haberde, uzmanların "İran'daki savaş birçok şeyi ortaya koydu" dediği görüldü.

Türkiye'nin savunma kapasitesinin çeşitli avantajlar sunduğunu belirtilen haberde, farklı bir uzmanın da "Türkiye, bu devletlerin karşı karşıya kaldığı tehditler için doğru fiyatta ve doğru teknoloji seviyesinde teçhizat sağlıyor." dediği aktarıldı.

Haberde İsrail'in bölgede istikrarsızlığı körüklediği belirtilen haberde, "Ankara'nın artan önemi, son yıllarda Körfez ülkeleri tarafından güvenilmez bir bölgesel aktör olarak görülen İsrail'e karşı stratejik bir denge unsuru oluşturuyor." denildi.

Türkiye'nin İsrail'e karşı tavrı hakkında bilgi verilen haberde, Ankara'nın Tel Aviv'i askeri, siyasi ve ideolojik açıdan rakip olarak konumlandırdığı ifade edildi.

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail'i istikrarsızlaştırıcı bir güç ve küresel tehdit olarak nitelendirdi" sözlerine yer verilen haberde, "Tel Aviv'e karşı sergilenen tavır, Türkiye'yi İsrail'in bölgesel gücüne şüpheyle bakan Körfez ülkeleriyle daha da yakınlaştırdı." denildi.

Bölgedeki birçok ülkenin, İsrail'den memnun olmadığı belirtilen haberde, Türkiye'nin kendisini daha çok İsrail egemenliğindeki bir bölgesel düzene karşı bir alternatif veya denge unsuru olarak konumlandırmaya çalıştığı aktarıldı.

Haberin son kısmında ise şu ifadeler yer verildi:

"Körfez ülkeleri için Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi, hem iç güvenliği güçlendirme hem de İsrail'in yurt dışındaki etkisini kontrol altında tutma konusunda çifte avantaj sağlayabilir. Savunma ortaklıklarının güçlendirilmesi, bu fırsatı değerlendirdiklerini gösteriyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler