Ana içeriğe geç

Her gün öğle saatlerinde çöken halsizlik, vücudunuz imdat sinyali olabilir

Öğle yemeğinden sonra uyku basması yaşayanlar için kötü haber geldi. Dr. Rangan Chatterjee, gün içindeki halsizlik neden olur sorusunu glikoz dalgalanmasıyla açıklarken, yorgunluğa ne iyi gelir arayışına proteinli beslenme yanıtını verdi.

Her gün öğle saatlerinde çöken halsizlik, vücudunuz imdat sinyali olabilir
Karar
16

Öğle yemeğinin ardından yaşanan halsizlik ve konsantrasyon kaybına karşı uzmanlardan hayati uyarı geldi.

Dr. Rangan Chatterjee, saat 15.00 öğle saatlerinde çöken ağırlığın dengesiz kan şekerinden kaynaklandığını söyledi

Çözümün kafein değil, proteinli besinler ve kısa yürüyüşler olduğunu belirtirken gizli prediyabet riskine dikkat çekti.

KAFEİN VE ŞEKER YERİNE LİFLİ GIDA VE KURUYEMİŞ TÜKETİN

Ünlü tıp uzmanı ve yazar Dr. Rangan Chatterjee, öğle yemeğinin ardından özellikle saat 15.00 sularında kendini gösteren ani halsizlik ile zihinsel yorgunluğun, vücuttaki glikoz seviyelerinin dengesizliğine işaret ettiği yönünde önemli bir uyarıda bulundu.

Protein ile lif yönünden yetersiz kalan öğle menülerinin gün ortasındaki uyuşukluk hissini tırmandırdığını dile getiren uzman, bu çöküşü atlatmak adına şekerli yiyeceklere veya kafeine sarılmanın yanlış bir yöntem olduğunu paylaştı.

Vücudun gereksinim duyduğu esas gücü sağlamak için et, yumurta ya da balık gibi protein ağırlıklı gıdaların seçilmesi gerektiğini belirten uzman isim, yemeğin hemen sonrasında yapılacak 10 ile 20 dakikalık tempolu bir yürüyüşün glikoz dengesini korumada ve uyku isteğini bastırmada büyük fayda sağladığını aktardı.

Sağlıklı yağların uzun süreli ve yavaş yanan bir yakıt desteği sunduğunu, bir bardak su tüketmenin ve küçük bir avuç kuruyemiş yemenin de zindelik seviyesini yukarı taşıyacağını sözlerine ekledi.

ÖĞLEDEN SONRA GELEN AĞIRLIĞIN ÇÖZÜMÜ KAFEİN DEĞİL

Çok satan kitapların yazarı ve popüler sağlık podcast yayını Feel Better, Live More'un yapımcısı Dr. Rangan Chatterjee, şöyle konuştu:

"Yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve sinirlilik hissini normalleştirdik ancak bunlar vücudun metabolik açıdan zorlandığının erken belirtileri olabilir ve bu önemlidir."

Glikozun insan vücudundaki en hayati sinyaller arasında yer aldığını; enerjiden ruh haline, dikkatten uyku düzenine kadar günlük yaşam kalitesini şekillendiren bu unsurun, uzun vadeli sağlık üzerinde de belirleyici rol oynadığını belirtti.

Prediyabet durumunun toplumda tahmin edilenden çok daha yaygın görüldüğünü ve ekseriyetle sinsi biçimde ilerlediğini kaydeden Dr. Rangan Chatterjee, günümüzde Birleşik Krallık sınırları içinde 6,3 milyon insanın bu rahatsızlıkla habersizce yaşadığını ve tam da bu sebeple vücuttan gelen sinyallere kulak vermenin zamanının geldiğini hatırlattı.

Gün ortasında saat 15.00'te gözlenen ani enerji kayıplarının kısmen sirkadiyen ritim ile bağlantılı olduğunu bildiren ünlü doktor, glikoz çöküşünün bu tabloyu derinleştirerek insanı hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelttiğini açıkladı.

BEYİN HÜCRELERİNİ KİLİTLEYEN GİZLİ TEHLİKE: GLİKOZ ÇÖKÜŞÜ

Glikoz seviyeleri dibi gördüğünde, beyin içindeki bilgi akışını sağlayan kimyasal haberciler yani nörotransmitter yapıları sağlıklı çalışmayı bırakarak zihinsel çöküşü beraberinde getirdi.

İronik biçimde, bu tatlı krizlerine teslim olmanın yeni bir kan şekeri dalgalanmasına yol açtığını ve bireyi içinden çıkılmaz bir kısırdöngüye hapsettiğini söyleyen Dr. Rangan Chatterjee, kan şekerinin sürekli yüksek kalmasının prediyabet riskini ciddi oranda körüklediğini belirtti.

Açıklamalar, Abbott firmasının Lingo isimli biyosensör ile mobil uygulaması üzerinden 2 bin yetişkin katılımcı eşliğinde gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırmanın verilerine dayanıyor.

İlgili çalışmaya göre, öğleden sonra saat 3 civarında güç kaybı yaşayan bireylerin yarısından fazlası yorgunluk hissederken, yaklaşık üçte biri moral bozukluğu, dörtte biri ise ani sinirlilik hali tecrübe etti.

Yapılan ankette en dikkat çeken noktalardan biri ise, katılımcıların yalnızca yüzde 15'inin yaşadıkları bu olumsuz hisler ile tükettikleri gıdalar arasında mantıklı bir bağ kurabilmesi oldu.

Geriye kalan çoğunluğun ise halsizliğin sorumlusu olarak yüzde 38 oranla yoğun stresi ya da yüzde 34 oranla kalitesiz uyku düzenini suçlama eğiliminde olduğu gözlendi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler