DR. MEHMET ONUR KOCABIYIK / MOSKOVA
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 28 Haziran 2026’da Moskova’da düzenlenen Birleşik Rusya Partisi XXIII. Kongresi’nde yaptığı konuşmada, eylül ayında yapılacak Duma seçimleri öncesinde iktidar partisinin izleyeceği hattı ortaya koydu. Kongre, aday listelerinin ilan edildiği sıradan bir toplantı olmadı; cephedeki gelişmeler, Batı ile gerilim, sınır güvenliği, sosyal politikalar ve seçim kampanyasının dili bakımından Kremlin’in yeni dönem yaklaşımını gösterdi.
Birleşik Rusya, kongrede Duma seçimleri için 600’den fazla adayı kapsayan listesini duyurdu. Listede 76 özel askerî operasyon katılımcısının yer alması dikkat çekti. Federal listenin 57 bölgesel grup halinde oluşturulduğu, bu grupların büyük bölümünde mevcut bölge başkanlarının yer aldığı açıklandı. Bu tablo, partinin seçimlere yalnızca klasik siyasetçi kadrolarıyla değil, savaş döneminin ortaya çıkardığı yeni figürlerle de girmek istediğini gösteriyor.
Putin’in konuşmasında ilk vurgu, seçimlerin yapılacağı şartlara ilişkindi. Rus lider, ülkenin “zor ve kader belirleyici” bir dönemden geçtiğini söyledi. Ona göre dünya “köklü ve sistemli bir dönüşüm” içindeydi; bölgesel çatışmalar artıyor, devletler arası normal iş birliğinin önüne yeni engeller çıkarılıyor, Rusya ise Batılı seçkinlerin “kaba ve benzeri görülmemiş baskısı” altında tutuluyordu. Putin bu tabloyu anlatırken seçimleri sıradan bir siyasi takvim başlığı olarak değil, devletin dayanıklılığını gösterecek bir süreç olarak ele aldı.
Bu nedenle konuşmanın merkezinde iki hedef vardı: cephedeki mücadeleyi sürdürmek ve içeride toplumsal birlik görüntüsünü korumak. Putin, “Bugün bütün halk cephedeki kahramanları destekliyor, ordumuza ve donanmamıza inanıyor; Birleşik Rusya’nın görevi zafer için gereken her şeyi yapmaktır” dedi. Bu söz, partinin seçim kampanyasına verilecek ana rengi de belirledi.
Putin, “Bu, parti lideri ve modern Rus devletinin dayanağı olma statüsünü kazanmak bakımından büyük bir onur ve büyük bir sorumluluktur” sözleriyle Birleşik Rusya’nın konumunu tarif etti. Ardından da vatandaşın her şeyi gördüğünü, güvenin kendiliğinden oluşmadığını belirtti. Böylece partiye verilen görev, yalnızca merkezde hazırlanan kararları duyurmak değil; bölgelerde vatandaşın nabzını tutmak ve devletin sahadaki yüzü olmak şeklinde belirlendi.
PUTİN’DEN BİRLEŞİK RUSYA’YA:
MAKAM ODALARINDAN ÇIKIN
Putin’in konuşmasındaki en güçlü bölüm, parti kadrolarına yaptığı saha uyarısıydı. Rus lider, “Makam odalarında ve mesajlaşma gruplarında daha az oturmak, daha sık sahaya çıkmak, insanlarla görüşmek, onların hayatına ve günlük sorunlarına ayrıntılı biçimde eğilmek gerekiyor” dedi. Bu cümle, kongrenin en net seçim talimatıydı. Kremlin, Birleşik Rusya’dan mahalleye, ilçeye, fabrikaya, okula ve sınır bölgelerine uzanan doğrudan temas bekliyor.
Bu uyarının arka planında seçim güvenliği kadar seçmenin gündelik sorunları da var. Putin, “Halk Programı”na gelen milyonlarca teklifin dikkatle işlenmesi gerektiğini söyledi. Böylece partiye verilen görev, seçime kadar oy istemekle sınırlı kalmadı; seçimden sonra da bu taleplerin takip edilmesi istendi. Birleşik Rusya, Kremlin’in ana çizgisini toplumun talepleriyle uyumlu hale getiren büyük bir örgüt gibi çalışıyor.
Kongrede savaş gazilerinin siyasete taşınması da aynı çerçevede öne çıktı. Putin, Birleşik Rusya’nın silahlı birliklerle, savunma sanayisiyle ve gönüllü hareketlerle doğrudan bağ kurduğunu belirtti. Donbas, Novorossiya, Kırım, Sivastopol ve sınır bölgelerine verilen desteği hatırlattı. Ardından, “Bu insanlar, daha önce defalarca söylediğim gibi, Rusya’nın gerçek elitidir” dedi. Putin’e göre cephede görev yapanlar sivil hayatta, siyasette, ekonomide, devlet ve belediye yönetimlerinde de ülkeye hizmet etmeye devam etmeliydi.
Bu sözler, Rusya’da savaş tecrübesinin yeni bir siyasi sermayeye dönüştürüldüğünü gösteriyor. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, savaş muhabiri Yevgeniy Poddubnıy, çocuk hakları yetkilisi Mariya Lvova-Belova ve savaş gazisi Vladislav Golovin gibi isimlerin listenin ön sıralarında gösterilmesi de bu dengeyi yansıtıyor. Diplomasi, büyük şehir yönetimi, cephe, medya ve sosyal politika aynı siyasi fotoğrafta bir araya getiriliyor.
CEPHE MESAJI: DONBAS, NOVOROSSİYA VE SINIR GÜVENLİĞİ
Putin aynı gün, Kremlin’de bir Rus gazetecinin sorularını yanıtlarken savaşın gidişatına dair daha sert ve doğrudan açıklamalar yaptı. Rus lider, Ukrayna’nın uzun menzilli saldırıların karşılıklı durdurulmasına ilişkin teklifini kabul etmediklerini söyledi. Ona göre Kiev’in amacı, cephede baskı altına giren Ukrayna birliklerine nefes aldırmaktı. Putin, “Bu teklifin neden yapıldığı açık; çünkü Ukrayna derinliğine yaptığımız karşı saldırılar çok daha güçlü, daha etkili ve açıkçası daha yıkıcı” dedi.
Putin’in ardından kullandığı ifade daha da sertti: “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, personel açısından felaket düzeyinde açık yaşadığı için, bunun kendileri için bir kurtuluş olabileceğini düşünüyor. Fakat Kiev rejimini kurtarmak bizim planlarımız arasında yok.” Bu sözler, Moskova’nın uzun menzilli saldırılar başlığında geri adım atma niyetinde olmadığını gösterdi. Rus lider, diplomatik görünen öneriyi askerî tablo üzerinden okudu ve bunu Kiev’in zaman kazanma hamlesi olarak değerlendirdi.
Putin’in savaş değerlendirmesinde Donbas ve Novorossiya vurgusu da belirleyici oldu. Rus lider, Ukrayna’nın Rusya içindeki enerji ve altyapı hedeflerine yönelik saldırılarının asıl amacının Moskova’nın dikkatini dağıtmak olduğunu savundu. “Bu saldırılar, dikkatimizi ve güçlerimizi ana hedeflerden, yani Donbas ve Novorossiya’nın tamamen kurtarılmasından uzaklaştırmayı amaçlıyor” dedi.
Cephedeki durumla ilgili olarak Putin, Rus birliklerinin birçok yönde ilerlediğini söyledi. Sumı ve Volçansk yönlerinde temel hedefin sınır boyunca güvenli bir bölge oluşturmak olduğunu belirtti. Bu ihtiyacın, Ukrayna’nın Kursk bölgesine ve sınır yerleşimlerine yönelik saldırılarından sonra ortaya çıktığını söyledi. Sumı konusunda Rus birliklerinin şehre yaklaşık 10,5 kilometre mesafede olduğunu belirtti; ancak Moskova’nın Sumı şehri ve bölgesine ilişkin siyasi bir planı olmadığını söyledi.
Kupyansk hattı da Putin’in değerlendirmesinde öne çıktı. Rus lider, Rus birliklerinin Kupyansk’ın batı sınırına 2,5 ila 5 kilometre mesafeye kadar yaklaştığını söyledi. Ukrayna’nın karşı saldırılarının sonuç vermediğini, Oskol Nehri’nin sol kıyısındaki Ukrayna birliklerinin zor durumda olduğunu savundu. Slavyansk, Krasnıy Liman, Dobropolye ve Konstantinovka yönlerinde de Rus ordusunun ilerlediğini belirtti.
UKRAYNA’NIN SALDIRILARI VE RUSYA’NIN HAVA SAVUNMA HAMLESİ
Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına yönelik saldırıları savaşın iç cepheye yansıyan tarafını oluşturuyor. Putin, aynı gün yakıt arzı konusunda üst düzey yetkililerle yaptığı toplantıda bazı bölgelerde sorunlar yaşandığını kabul etti. “Sürücüler ve işletmeler açısından sorunların sürdüğünü biliyorsunuz. Ne yazık ki benzin istasyonlarında hâlâ kuyruklar da var” dedi. Bu söz, Kremlin’in yakıt sıkıntısını tamamen reddetmediğini, ancak yönetilebilir bir sorun olarak göstermeye çalıştığını ortaya koydu.
Putin, yakıt arzı konusunda “Sivil hedeflerimize ve altyapımıza yönelik terör saldırılarının etkisini en aza indirmeliyiz” dedi. Benzin rezervlerinin kullanıldığını, üretimin artırılacağını ve dizel ihracatına tam yasak seçeneğinin değerlendirildiğini belirtti. Tarım sektörü için yakıt tedarikinin özellikle önemli olduğunu söyleyerek, “Hasat buna bağlı olduğu için tarım-sanayi işletmeleri için bütün sezonluk yakıt tedarik takvimlerinin korunması gerekiyor” ifadesini kullandı.
Bu başlık, seçim kampanyasının neden yalnızca dış politika veya cephe diliyle yürütülemeyeceğini gösteriyor. Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, Rusya içinde yakıt fiyatları, tedarik, tarımsal üretim ve günlük hayat üzerinden hissediliyor. Birleşik Rusya’nın bölgelerde sahaya inmesi çağrısı da bu yüzden önem kazanıyor.
Putin’in hava savunma üretimine ilişkin sözleri de bu bağlamda değerlendirilmeli. Rus lider, “İlk görev, en çok ihtiyaç duyulan hava savunma sistemlerinin üretimini hızlı ve ciddi biçimde artırmaktır” dedi. Ardından Ukrayna saldırılarının cephe hattındaki durumu değiştirmediğini savundu: “Altyapımıza nereye isabet ederse etsin, bütün bu saldırılar temas hattındaki durumu kesinlikle etkilemiyor.”
SOSYAL POLİTİKA, ÖĞRETMENLER VE BÖLGESEL TALEPLER
Kongrenin bir diğer başlığı öğretmenlerdi. Putin, Birleşik Rusya’nın eğitim alanındaki çalışmalarını hatırlattı; okul inşaatları, okul onarımları, sınıf öğretmenlerine ödemeler ve anaokulu ağının genişletilmesini örnek gösterdi. Ardından partinin öğretmenlerin özel statüsünün tanınmasına ilişkin önerisini destekledi. Ancak bunun kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini vurguladı: “Bu statünün tanınması formalite olmamalıdır. Mesele, kendisini yeni nesilleri yetiştirmeye adamış olanlara ek destek ve mesleki gelişim için yeni imkânlar sağlamaktır.”
Bu bölüm, seçim kampanyasının yalnızca savaş başlıklarıyla yürütülmeyeceğini gösteriyor. Kremlin, savaş ve yaptırım koşullarında sosyal devlet görüntüsünü korumaya çalışıyor. Öğretmenlerin statüsü, aile destekleri, bölgelerin finansmanı, bütçe kredilerinin ertelenmesi ve altyapı projeleri bu yüzden kongrede özellikle hatırlatıldı. Putin’in mesajı şuydu: Rusya dış baskı altındadır; ama devlet içerideki yükümlülüklerinden vazgeçmeyecektir.
Bu nedenle Birleşik Rusya Kongresi’ne yalnızca savaş ve seçim başlığı üzerinden bakmak eksik kalır. Kongrede, cephedeki mücadelenin yanında vatandaşın gündelik hayatına temas eden başlıklar da öne çıkarıldı. Öğretmenler, aileler, bölgeler, altyapı ve sosyal yardımlar seçim dilinin önemli parçaları haline getirildi.
KREMLİN’İN STRATEJİSİ: CEPHEYİ SANDIKLA BİRLEŞTİRMEK
Birleşik Rusya Kongresi’ne bu açıdan bakıldığında, Putin’in seçim konuşması ile savaş değerlendirmesi birbirinden ayrı iki gündem gibi durmuyor. Kongrede partiye “sahaya inin” deniyor; savaş değerlendirmesinde ise cephede geri adım atılmayacağı ilan ediliyor. Bir tarafta sosyal destekler, öğretmenler, bölge talepleri ve halk programı var. Diğer tarafta Donbas, Novorossiya, hava savunma üretimi, sınır güvenliği ve uzun menzilli saldırılar var.
Dmitriy Medvedev’in kongredeki konuşması da bu hattı daha keskin bir dille tamamladı. Medvedev, Rusya’nın modern tarihinde ilk kez savaş yürüten bir ülke olarak parlamento seçimlerine gittiğini söyledi. Batı’nın seçim sürecini provokasyonlar ve sabotajlarla etkilemeye çalışacağını savundu. “Düşmanlarımız, seçim kampanyasının seyrini provokasyonlar ve sabotajlarla bozmaya çalışacak; savaş meydanında yenemedikleri devletimizi sarsmak isteyecekler” dedi.
Putin’in konuşmasının asıl mesajı burada düğümleniyor: Rusya dışarıda askerî hedeflerinden vazgeçmeyecek; içeride ise devletin sosyal, siyasi ve örgütsel bağları güçlendirilecek. Birleşik Rusya’dan beklenen görev, bu iki alan arasında köprü kurmak. Parti hem savaşın siyasi dilini taşıyacak hem de vatandaşın yakıt, okul, bölgesel kalkınma, aile desteği ve yerel hizmetler gibi gündelik başlıklarını izleyecek.
Kongre bu yüzden sert ama hesaplı bir siyasi çerçeve sundu. Putin, Batı baskısından söz etti; fakat konuşmayı yalnızca dış düşman vurgusuna hapsetmedi. Cepheyi anlattı; fakat öğretmenlerin statüsünü ve sosyal projeleri de aynı konuşmanın içine yerleştirdi. Parti kadrolarına zaferden söz etti; fakat onları makam odalarından çıkıp vatandaşın karşısına geçmeye çağırdı.
Putin’in 28 Haziran’daki iki konuşması birlikte okunduğunda, Kremlin’in 2026 seçimlerine hangi mantıkla girdiği açıkça görülüyor. Rusya cephede ana hedeflerini sürdürdüğünü ilan ediyor; içeride ise iktidar partisini toplumla temasın ana aracı olarak konumlandırıyor. Birleşik Rusya’nın önündeki görev yalnızca seçim kazanmak değil, savaş döneminde devletin siyasi omurgasını sahada görünür kılmak. Bu nedenle kongrenin en kalıcı cümlesi, Putin’in doğrudan parti kadrolarına söylediği şu uyarıdan çıktı: “Makam odalarında ve mesajlaşma gruplarında daha az oturun; sahaya çıkın, insanlarla görüşün.”