Beşiktaş’ın tarihî dokusuna yeni bir soluk getiren Gazi Osman Paşa Yalısı, Bahçeşehir Üniversitesi’nin restorasyon çalışmalarıyla kültür ve sanat hayatına kazandırıldı. 1879 yılında Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa için inşa edilen yalı, üniversite kampüsünün bahçe alanında yapılan kazılarda ortaya çıkan kalıntılarıyla yeniden ayağa kaldırıldı. Haremlik ve selamlık bölümlerinden oluşan yapının restore edilen kısmı, artık kalıcı bir kültür merkezi olarak hizmet veriyor.
Bahçeşehir Üniversitesi, ek bina inşaatı sırasında keşfedilen yalı kalıntılarını İstanbul Arkeoloji Müzesi iş birliğiyle koruma altına aldı. Yarıdan fazlası önceki yıllarda kaybolan kalıntılar özenle taşınarak orijinal konumuna yerleştirildi. Böylece hem tarihî miras korundu hem de üniversite kampüsü içinde benzersiz bir sergi ve kültür alanı oluşturuldu. Bu proje, İstanbul’un kent arkeolojisine örnek bir katkı olarak da tarihe geçti.
Yalının açılışını ‘Seçkiler’ adlı özel sergiyle taçlandıran Bahçeşehir Üniversitesi, hüsn-i hat, tezhip ve kalemişi sanatlarının seçkin örneklerini bir araya getirdi. Sergi, bir ay boyunca hafta içi saat 10.00 ile 17.00 arasında ziyaret edilebilecek. Açılış törenine iş dünyası, akademi camiası ve sanatçıların yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Sanatseverler, yalının restore edilmiş salonlarında Osmanlı’nın en zarif süsleme sanatlarını yakından inceleme fırsatı buldu.
REKTÖR PROF. DR. ESRA HATİPOĞLU’NDAN ÖNEMLİ MESAJLAR
Serginin açılışında konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Hem üniversite hem de yeni kampüs binasında böyle bir sergiye ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade eden Hatipoğlu, bu serginin üniversite olarak bugüne kadar kültür ve sanat hayatına yaptıkları katkının sembolik bir göstergesi olduğunu vurguladı. Bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceklerini söyledi.
NAKKAŞ TEZYİNİ SANATLAR MERKEZİ’NİN EMEK ÜRÜNLERİ SERGİDE
Sergideki eserlerin büyük bölümünü Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi’nin çalışmaları oluşturuyor. Merkezin kurucusu Muammer Semih İrteş, uzun yıllar emek verilen bu eserlerin bazılarının hazırlanma süresinin beş aydan başlayıp iki yıla kadar uzayabildiğini anlattı. Ahşap üzerine kalem işi teknikleriyle hazırlanmış parçaların yanı sıra Topkapı Sarayı’nda bulunan ve Yemiş Odası olarak bilinen Üçüncü Ahmed Has Odası’nın altı yıldır süren restorasyon çalışmalarından elde edilen örnekler de sergide yer alıyor.
50 ESERLİK ZENGİN KOLEKSİYON VE EĞİTİM FAALİYETLERİ
Sergide yaklaşık 50 eserin sergilendiğini belirten İrteş, bunların 35 ila 40 tanesinin tezhip çalışmalarından oluştuğunu, geri kalanının ise ahşap üzerine kalem işi teknikleriyle hazırlandığını açıkladı. Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi, bu sergilerin yanı sıra tezhip ve geleneksel süsleme sanatları alanında düzenli eğitimler veriyor, çeşitli yayınlar hazırlıyor ve bu sanatların gelecek kuşaklara aktarılması için yoğun çaba harcıyor. Merkez, 2008 yılında Üsküdar Valide-i Atik Külliyesi Tekke Binası’nda kuruldu ve Osmanlı nakkaşhâne geleneğinin günümüzdeki küçük bir modeli olarak faaliyet gösteriyor.
GELENEKSEL SANATLARIN GELECEĞİ VE TOPLUMSAL KATKI
Muammer Semih İrteş, 1970’lerden beri Topkapı Sarayı restorasyonlarında görev alıyor ve 40 yılı aşkın süredir kalemişi sanatını icra ediyor. Merkez, cami tezyinatlarından sivil mimari dekorasyonuna kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütüyor. Sergi sayesinde genç kuşaklar, hüsn-i hatın inceliklerini, tezhibin renk zenginliğini ve kalemişinin zarafetini yakından tanıyarak kültürel mirasımıza sahip çıkma bilincini geliştiriyor. Bahçeşehir Üniversitesi’nin bu tür projeleri, geleneksel sanatları modern kampüs ortamında yaşatarak İstanbul’un kültürel hayatına önemli bir katkı sunuyor.