CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor:
- Partimize yönelik işgalin, saldırının ardından Ankara'da oturmadık. 15 katlı binadan çıkarıldıktan sonra 15. ilimizde milletimizle buluştuk. Köy köy belde belde şehir şehir gidiyoruz, milletimizle kucaklaşıyoruz. Meydan meydan mücadelemizi büyütüyoruz. Yeni siyasi, cesur siyaseti milletimizle birlikte ilmek ilmek örüyoruz. Belki makamlar, binalar, şatafatlı sahneler yok. Bazen bir kahve sandalyesinin bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz. Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın gözümüzün üzerine koyduk.
- Ertesi sabah Antep'e geçtik. Yüzlerce araç, binlerce kişi Nizip sınırında bir benzin istasyonunda günü ilk kendiliğinden mitingini yaptık. İşçilerle, sivil toplumla bir araya geldik. Kalabalıktan esnaf ziyareti yapamadık. Nerede durduğunu dosta düşmana gösteren Gaziantep'in yiğit insanlarına da yürekten teşekkür ediyorum.
"MUTLAK SULTANIN TEKLİFİNİ KABUL EDEN BİR AVUCUN YALNIZLIĞI..."
- İzmir'de bir günde altı ilçemizi ziyaret ettik. "Üzüntüden kilo verdim" diyen "Üzülme sana otobüs de alacağız bina da yapacağız" diyen teyzemin gözyaşlarında gücümüze güç, inancımıza inanç kattık. Kordon'a gittik, seçilmiş il başkanımızı görelim dedik, on binlerle bir kez daha kucaklaştık.
- Bir yanda bir mahkeme kararıyla, mutlak sultanın mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla, onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde... İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum.
"ANKARA'DA BİR ŞEYLER OLUYOR"
- Daha önce görmediğimiz bir öfkenin enerjiye dönüştüğünü görünce diyoruz ki 'bir şeyler oluyor'. Bıraktığımız Ankara'da da hepimizi utandıracak bir şeyler oluyor. Bir acayip olağanüstü hal var bu ayrı, NATO zirvesi sırasında protesto olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar ve 178 kişinin tutuklanması var. Bu ülkede 2014 yılının kasım ayında bu Meclis'e bakanlar kurulundan bir kanun tasarısı sevk ettiler. O kanun tasarısında iki başlık vardı.
- Bunlardan biri önleyici, diğeri koruyucu gözaltıydı. 2015'in Mart'ında yasalaşana kadar dünya kadar tartışıldı. Türkiye'de kötü ellerde ne olabileceği konuşuldu, bu yasalaşmadı. Bundan 10 yıl sonra buradayız, bu kanunun geçmediği Meclis'in çatısı altındayız. NATO zirvesinden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini, gazetecileri, akademisyenleri tutukluyorlar. 30-40 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimleriyle suçluyorlar. Yapılan kim olursa olsun önleyici gözaltıyı reddeden Meclis'te 10 yıl sonra bırakın önleyici gözaltıyı önleyici tutuklama yapıyor adamlar. Trump gidince 'pardon' deyip bırakacaklar. AYM hak ihlali kararı verecek. Bu kadar açık net bir hukuksuzluk var. 'Erdemliler Hareketi' diye AKP kurulduğunda onu köpürtenlere soruyorum: Ne yapıyorsunuz şimdi?
DENİZ GÖKTAŞ SORUŞTURMASI: ACİZ HALDEKİ REJİMİN TÜKENİŞ DÖNEMİ
- Dünya liderleri gelecek diye bu kadar utanç verici bir işi yapıp, AKP'nin Sözcüsü çıkıp konuşuyor. Ne kadar ağır hukuksuzlukların altında olursak olalım, bu işleri yapmalarına müsamaha göstermediğimiz gibi itiraz etmek, bu işi yapan utanmazları utandırmak boynumuzu borcudur. Kendi insandan korkan bir rejimin, şakaya- espriye tahammül edemeyen aciz bir haldeki bir rejimin tükeniş dönemini yaşıyoruz. Komedyen Deniz Göktaş, siyasi mizah yapan buna cesaret eden bir genç bir kardeşimiz. Açtım tamamını izledim. İktidarı da bizi de eleştiriyor. Güzel de reaksiyon alıyor, hepimiz de güldük.
- Efendim, Kuran'ı Kerim'e bilmem ne... Dini değerlerle alay... Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldılar gencecik bir insanı. Hakkında soruşturma açtılar. Sanata saygısı olmayan, şakadan anlamayan bir anlayış var karşımızda. Siz bunu kendinize, ailenize izah edebiliyor musunuz? Bunu hoş karşılayan siyasetçinin madalyası olur bu. Bundan 65 yıl önce siyasetçiyi güzellik yarışmasında gösteren karikatür yayınlanabiliyor. Demirel, kendi kuklasıyla konuşuyordu. Şimdi ne oluyor? Onlar da milletten oy alıp geliyor. Ne oldu da bu millete efendi, cellat, ceberrut oldunuz?
"GÜÇLÜ LİDERİN ŞAKADAN ÖDÜ KOPMAZ"
- Sanmayın ki böyledir. Mizah karşısında, eleştiri karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bunlardan öncekiler bunun 50 katını takdir ettiler. Bir ülkede eleştiri varsa hükümette kendine güven vardır. Bugün yaşanan acziyettir. Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan ödü kopmaz. Hani diyor ya 30 yıllık yolculuğum var Erdoğan'la. Deniz kardeşime söz veriyorum Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım.
"YÜZ LİRANIN 24'Ü FAİZE GİDİYOR"
- AKP'nin tükeniş dönemine uygun üçüncü bir kısım... Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80'i Afrika, yüzde 20'si Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Yüzde 32.6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz, dünyada 5'inci sıradayız. Gıda enflasyonumuz yüzde 35, dünya ortalaması yüzde 2. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz. Sonu görünmeyen ekonomik krizin içindeyiz. Bunun en yakıcı tarafı gıda enflasyonu. Milletin vergileri maaşlara değil, israfa ve faize harcanıyor. Toplanan her yüz liralık verginin 24 lirasını faize ödediler. Bu tutar 10 yıl önce 11 liraydı.