Ana içeriğe geç

Son Dakika | Erdoğan Kılıçdaroğlu'nun 'arınma' sözü ile CHP'yi hedef aldı! "Türkiye buna ihtiyaç duyuyor"

Son dakika... Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan, "Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır." ded.

Son Dakika | Erdoğan Kılıçdaroğlu'nun 'arınma' sözü ile CHP'yi hedef aldı! "Türkiye buna ihtiyaç duyuyor"
Halk TV
16

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, AKP 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuşuyor:

Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz.

Türkiye'nin tamamı, 86 milyon, hep birlikte; ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz.

Her şeyden önce biz, aynı Peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan, aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden; bizi bir eden, bizi beraber eden, bizi tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz.

Yorumlar farklı olabilir. Düşünceler farklı olabilir. Anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir.

Mezheplerde de, üslupta da, yolda, yöntemde de farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir.

Çözüm önerileri farklı olabilir. Yaşam tarzları, hassasiyetler farklı olabilir.

Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen; gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz.

Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim. Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir.

Kiracı değildir. Sığınmacı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir.

Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir; bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır.

Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun; mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır, o halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir.

Ve bu devlet; bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir.

86 milyonun her bir ferdi, bilaistisna, bu devletin eşit derecede sahibidir.

Bizim AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaşma, ayrıştırma olarak lanse edildi.

İmtiyazlarını kaybedenler bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır. Tam tersine, biz normalleşmenin mücadelesini verdik.

Bakınız; kendi evlatlarım dahil, bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi.

Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi; bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler.

Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim kuşam tarzını, tesettürü yasaklarsanız; siz Anadolu kadınının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsanız normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız.

Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir imtiyazın peşinde değildik.

Bir ayrıştırmanın, kutuplaşmanın peşinde değildik.

Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik.

Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik.

Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor; başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor.

Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor.

Kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir.

Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır.

Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal değildir. Marjinal değildir. Radikal değildir. Ekstrem değildir.

Belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbendi, çarşafı, özellikle örtmesi, ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir; inşallah ebediyen de normal olacaktır.

Bakın bu yeni normal de değildir.

Bu, tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur. Bizim, 86 milyon hepimizin başka vatanımız yok. Başka yurdumuz yok. Mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz. Biriz, beraberiz. Son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız.

--

Düşünüyoruz diye kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez.

Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez.

Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez.

Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir.

Kim ki bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir.

Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır.

AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. 23 yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz.

Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım; siyaset "aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde" anlayışıyla yapılmaz.

Siyaset uzlaşmaktır, konuşmaktır, müzakeredir. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır.

Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.

Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız.

Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil, milli bir ödev bilinciyle milletin istikbali için yapmak durumundayız.

Cumhur İttifakı çatısı altında Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli'yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz.

Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız.

Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz.

Fakat akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.

Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı.

Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı.

Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz. Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaşmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmandan nemalanan en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.

"Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın" dediler.

"O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin" dediler.

Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler.

İşte en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.

AK Parti olarak 23 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 23 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 23 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaşma mücadelesi verdik.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.

Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz.

Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız.

Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.

Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar.

Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin içindeki bu kliklerden, dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır.

Başarabilirler mi, başaramazlar mı, elbette bunu biz bilemeyiz.

Düşünüyoruz diye kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez.

Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez.

Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez.

Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir.

Kim ki bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir.

Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır.

AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. 23 yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz.

Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım; siyaset "aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde" anlayışıyla yapılmaz.

Siyaset uzlaşmaktır, konuşmaktır, müzakeredir. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır.

Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.

Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız.

Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil, milli bir ödev bilinciyle milletin istikbali için yapmak durumundayız.

Cumhur İttifakı çatısı altında Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli'yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz.

Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız.

Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz.

Fakat akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.

Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı.

Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı.

Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz. Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaşmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmandan nemalanan en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.

"Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın" dediler.

"O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin" dediler.

Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler.

İşte en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.

AK Parti olarak 23 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 23 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 23 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaşma mücadelesi verdik.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.

Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz.

Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız.

Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.

Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar.

Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin içindeki bu kliklerden, dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır.

Başarabilirler mi, başaramazlar mı, elbette bunu biz bilemeyiz.

Düşünüyoruz diye kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez.

Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez.

Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez.

Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir.

Kim ki bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir.

Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır.

AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. 23 yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz.

Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım; siyaset "aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde" anlayışıyla yapılmaz.

Siyaset uzlaşmaktır, konuşmaktır, müzakeredir. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır.

Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.

Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız.

Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil, milli bir ödev bilinciyle milletin istikbali için yapmak durumundayız.

Cumhur İttifakı çatısı altında Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli'yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz.

Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız.

Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz.

Fakat akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.

Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı.

Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı.

Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz. Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaşmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmandan nemalanan en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.

"Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın" dediler.

"O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin" dediler.

Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler.

İşte en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.

AK Parti olarak 23 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 23 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 23 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaşma mücadelesi verdik.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.

Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz.

Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız.

Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.

Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar.

Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin içindeki bu kliklerden, dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır.

Başarabilirler mi, başaramazlar mı, elbette bunu biz bilemeyiz.

Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır.

Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden...

Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden...

Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden...

Kaynağa Git

İlgili Haberler