Suriye’de Beşşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından eski rejimin yönetim yapısına ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. İngiliz Observer gazetesinin yayımladığı kapsamlı araştırmada, Londra’da doğup büyüyen ve daha sonra Beşşar Esad ile evlenerek Şam’a yerleşen Esma Esad’ın, rejimin son yıllarındaki karar mekanizmasında merkezi bir rol oynadığı ileri sürüldü.
Araştırma, daha önce Esad ailesine yakın olduğu belirtilen çok sayıda kaynağın anlatımlarına dayanıyor. Kaynakların önemli bir bölümünün hem Esad çiftinden hem de eski rejim karşıtlarından gelebilecek misillemelerden çekindikleri için isimlerinin açıklanmasını istemediği belirtildi.
EKONOMİK GÜCÜN ÖTESİNDE SİYASİ ETKİ
Esma Esad’ın savaş yıllarında Suriye ekonomisi üzerindeki nüfuzunu giderek artırdığı uzun süredir biliniyordu. Observer’ın araştırması ise bu etkinin ekonomik alanla sınırlı kalmadığını öne sürdü.
Habere göre Esma Esad, rejimin kritik kararlarının alındığı dar çevrenin bir parçası haline geldi. Eski yönetimle bağlantılı kaynaklar, Esma’nın Beşşar Esad’ın yalnızca eşi değil, aynı zamanda karar süreçlerinde etkili bir siyasi aktör olduğunu savundu.
Araştırmada, Rus yetkililerin bir dönem Esma Esad’ı Beşşar Esad’ın yerine Suriye’yi yönetebilecek olası bir isim olarak değerlendirdiği iddiası da yer aldı.
Bu planın hangi aşamaya kadar ilerlediğine veya Moskova’da kimler tarafından gündeme getirildiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Suriye sivil savunma ekipleri, Ocak 2025'te Şam'ın banliyölerindeki iki bodrumda bulunan insan kalıntılarını topluyor.
ULUSLARARASI YARDIMLARDA KONTROL VE YOLSUZLUK İDDİASI
Observer, Esma Esad’ın uluslararası insani yardımlar dahil olmak üzere Suriye ekonomisinin kilit alanlarında önemli ölçüde kontrol sahibi olduğunu yazdı.
Haberde, Birleşmiş Milletler yetkililerinin bazı yardımların rejim bağlantılı yapılar tarafından amacı dışında kullanıldığının veya başka kanallara aktarıldığının farkında olduğu öne sürüldü.
Esma Esad’ın himayesinde faaliyet gösteren yardım ve sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası fonların dağıtılmasında belirleyici hale geldiği; bu sistemin rejimin kaynakları kontrol etmesine ve kendisine yakın kişi ve kurumları güçlendirmesine imkân sağladığı iddia edildi.
ÇOCUKLARIN SİYASİ PAZARLIK ARACI OLARAK KULLANILDIĞI İDDİASI
Araştırmanın en ağır iddialarından biri, Esma Esad’ın yardım kuruluşlarına bağlı yetimhanelerle ilgili oldu.
Observer’a konuşan kaynaklar, Suriye istihbarat servislerinin bazı çocukları aileleri üzerinde baskı kurmak veya siyasi taviz elde etmek amacıyla kullandığını öne sürdü.
Haberde, bu çocukların Esma Esad’ın yardım kuruluşlarıyla bağlantılı yetimhanelerde tutulduğu ve Esma’nın bu uygulamalara müdahale etmediği iddia edildi.
Bu suçlamalara ilişkin bağımsız bir yargı kararı veya kamuoyuna açıklanmış kapsamlı bir resmî soruşturma bulunmuyor.
İŞ İNSANLARINA BASKI YAPAN “EKONOMİ KONSEYİ”
Observer, Esma Esad’ın iş dünyasını kontrol etmek amacıyla kurulan bir “ekonomi konseyi”ne de başkanlık ettiğini yazdı.
Kaynaklara göre söz konusu yapı, Suriyeli iş insanlarını para ve mal varlıklarını rejime bağlı kurumlara aktarmaya zorladı. Konseyin taleplere direnen iş insanlarına gözaltı, tutuklama ve mal varlığına el koyma tehdidinde bulunduğu ileri sürüldü.
Esma Esad’ın bu yapı üzerinden şirketler, banka hesapları, yardım kuruluşları ve rejime bağlı ekonomik ağlar üzerindeki etkisini genişlettiği iddia edildi.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’NDE OTURUM HAKKI
Araştırmada, Beşşar ve Esma Esad çiftinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde oturum hakkına sahip olduğu da öne sürüldü.
Çiftin Dubai’ye giriş çıkış yaptığı, Esma Esad’ın son ziyaretlerinden birinin geçen ay gerçekleştiği ve Waldorf Astoria Oteli’nde kaldığı iddia edildi.
Esad ailesinin Aralık 2024’te rejimin devrilmesinin ardından Rusya’ya sığındığı açıklanmıştı. Ancak Observer’ın haberi, ailenin Moskova dışında Körfez ülkelerinde de hareket alanına sahip olabileceğine işaret etti.
Birleşik Arap Emirlikleri makamlarından haberdeki iddialara ilişkin açıklama aktarılmadı.
KARDEŞLERİNİN İNGİLTERE’YE GİRİŞİNE İZİN VERİLMEDİ
Observer, Esma Esad’ın iki erkek kardeşinin İngiltere’ye girişine izin verilmediğini de yazdı.
Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy daha önce Esma Esad’ın ülkeye kabul edilmeyeceğini söylemişti. Ancak Esma Esad’ın İngiliz vatandaşlığının iptal edildiğine dair herhangi bir bildirim yapılmadı.
İngiltere İçişleri Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının vatandaşlık durumu ve ülkeye giriş ihtimaliyle ilgili sorulara yanıt vermediği belirtildi.
Londra’da doğan ve İngiliz vatandaşı olan Esma Esad, eğitimini İngiltere’de tamamladıktan sonra uluslararası finans sektöründe çalışmış, 2000 yılında Beşşar Esad ile evlenmesinin ardından Suriye’ye yerleşmişti.
ESAD HAKKINDA ULUSLARARASI YAKALAMA KARARLARI
Beşşar Esad, Suriye’deki iç savaş sırasında işlendiği iddia edilen savaş suçları nedeniyle çeşitli ülkelerde yürütülen soruşturmaların hedefinde bulunuyor.
Fransız makamları tarafından çıkarılan en önemli yakalama kararları arasında, 2013’te Doğu Guta’da yüzlerce sivilin sarin gazıyla öldürüldüğü kimyasal saldırılar ile 2012’de Humus’un bombalanması sırasında gazeteciler Marie Colvin ve Rémi Ochlik’in hayatını kaybettiği saldırı bulunuyor.
Suriye, Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için mahkemenin ülkede işlendiği iddia edilen suçlar üzerinde doğrudan yargı yetkisi bulunmuyor.
Bu nedenle hesap verebilirlik çalışmaları büyük ölçüde evrensel yargı yetkisini kullanan Fransa ve Almanya gibi ülkelerin ulusal mahkemeleri üzerinden yürütülüyor.
SAVAŞIN AĞIR BİLANÇOSU
Beşşar Esad yönetiminin 2011’de başlayan halk ayaklanmalarını şiddetle bastırmasıyla ülke uzun süreli bir iç savaşa sürüklendi.
Observer, 13 yıllık savaş boyunca en az 500 bin kişinin öldüğünü, nüfusun yarısından fazlasının yerinden edildiğini ve çok sayıda kentin büyük ölçüde yıkıldığını aktardı.
Rejimin devrilmesinden sonra Suriye’de toplu mezarlar, gizli gözaltı merkezleri ve sistematik işkence uygulamalarının izlerini taşıyan cezaevleri ortaya çıkarıldı.
Observer’ın araştırması, Esma Esad’ın bu sistemde yalnızca rejimin vitrinindeki “first lady” olmadığı, ekonomik ve siyasi kararların merkezinde yer aldığı iddiasını gündeme taşıdı.