Türkiye, küresel güvenliğin kalbinin atacağı, son yılların en kritik liderler buluşmasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2026 NATO Zirvesi 7-8 Temmuz'da Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek. Ankara'da gerçekleşecek toplantı, ABD ile ikili ilişkiler açısından da tarihi bir nitelik taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın bizzat katılacağı ve iki gün sürecek olan bu yoğun diplomasi trafiğinde savunma harcamalarından küresel güvenliğe kadar pek çok önemli başlığın masaya yatırılması bekleniyor. Zirvenin taşıdığı stratejik öneme dikkat çeken ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "muhtemelen NATO tarihinin en önemli toplantısı olacak" değerlendirmesinde bulunduğu zirve, ABD ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler için de tarihi bir nitelik taşıyor. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran 2026 NATO Zirvesi'ne dair Haber7'ye önemli açıklamalarda bulundu.
"TÜRKİYE GÜVENİLİR BİR AKTÖR"
NATO zirvelerinin her dönemin konjonktürünü içeren, orta ve kısa vadeli planlarının konuşulduğu, stratejilerin şekillendiği bir toplantı olduğuna dikkat çeken Kaya, önümüzdeki ay gerçekleşecek zirvenin daha farklı bir pencereden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Soğuk Savaş dahil olmak üzere en kritik eşiklerden birinden geçildiğini vurgulayan Kaya, "Zirvenin, dünyanın çok kritik bir eşikte olduğu süreçte gerçekleşmesi ve bunun Ankara'da olacak olması oldukça önemli, oldukça kıymetli." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna savaşındaki arabulucu rolünü, tahıl koridoru başarısını ve İran-ABD geriliminin küresel ekonomiyi tehdit ettiği bir ortamda sergilediği denge politikasını hatırlatan Kaya, Türkiye'nin güvenilir bir aktör olduğunun altını çizdi.
"HÜRMÜZ KAPANDI, TAM BİR KÖRDÜĞÜM VAR"
Bölgedeki sıcak çatışmalara ve ekonomik krizlere değinen Kaya, 28 Şubat'tan beri süregelen ABD ile İran geriliminin adeta küresel bir yangına dönüştüğünü belirtti. "Sahada büyük bir savaş yok ancak ekonomide büyük bir savaş var" diyen Kaya, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın dünyayı büyük bir krize sürükleme potansiyeli taşıdığına işaret ederek şöyle konuştu:
"Hürmüz Boğazı krizinde Umman'da, Pakistan'da görüşmeler başladı ancak henüz nihayete ermedi. İran, şartlarının kabul edilmesi yönünde baskısını sürdürürken; ABD'de de aynı şekilde şartları kabul edilmediği takdirde abluka konusunda ısrarcı bir tutum sergiliyor. Bu noktada tam bir kördüğüm söz konusu ve işte bu kördüğümün belki de en sıcak geçeceği bu dönemde NATO zirvesi gerçekleşiyor."
NATO YENİ DÖNEMİN KODLARINI BELİRLEYECEK
NATO'nun Soğuk Savaş sonrası yeni bir vizyon ve misyon edinmek zorunda kaldığını kaydeden Kaya, ABD'nin Avrupa'ya yönelik değişen politikalarına işaret etti. ABD'nin Avrupa Birliği ülkelerine karşılıksız destek vermeyeceğini açıkça ilettiğini hatırlatan Kaya, "Avrupa'nın, Batı Avrupa yarımadasının kendi güvenliğini sağlayacak bir ordu kurma, bir kurmay zeka oluşturma ve bunu belki de çok kısa vadede yapmaları imkansız. Çünkü 1945'ten beri ekonomik dev, askeri bir cüce olan Avrupa'nın hızlı bir şekilde askeri bir dev olması imkansız." diye konuştu.
"AVRUPA'NIN GÜVENLİK AÇIĞINI KAPATABİLECEK EN KRİTİK ÜLKE"
Avrupa'nın güvenlik açığını kapatabilecek en kritik ülkenin Türkiye olduğunu belirten Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde samimi bir tutum sergilenirse Türkiye'nin tecrübelerinin, Türkiye'nin milli savunma sanayisindeki hamlelerinin, politikasının, Avrupa'ya fayda sağlamamasına kimse hayır diyemez. Ancak kararsız davranılmaya devam edilirse o zaman Türkiye kendi başına yol almaya devam edecektir. Şu anda gördüğümüz özellikle Efes Tatbikatı aslında bir manifestodur, bunu söylemek gerekiyor. Türkiye NATO'nun ikinci büyük ordusu, ikinci büyük gücü askeri olarak ve Efes Tatbikatı'nda karada, havada, denizde bu gücünü insanlı insansız araçlarıyla dünyaya ilan eden bir ülke. Türkiye hiçbir zaman için işgalci ve ilhakçı olmadı. Kendi coğrafyasını ilgilendirmeyen coğrafyalarda bile barış için bu askeri gücünü diplomaside, masada bir müzakere kartı olarak kullanmaya devam etti."
Kaya, ayrıca Türkiye'nin bu gücünü Somali, Afrika, Türkistan ve Mezopotamya'da barış için kullandığını kaydetti.
"TERÖRÜN DAMARLARINI KESTİ"
Ankara'daki zirveye ABD Başkanı Donald Trump'ın katılmasının kıymetli olduğunu ifade eden Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında bir kompartıman diplomasisi yürütüldüğünü kaydetti. Türkiye'nin sınırlarında kurulmak istenen terör koridoruna izin vermediğini anlatan Kaya, "Irak kuzeyindeki Pençe harekatlarıyla beraber terörün damarlarını kesti ve en önemlisi hepimizin bildiği gibi "Terörsüz Türkiye" açılımıyla beraber artık Türkiye Cumhuriyeti topraklarında PKK terör örgütünün faaliyetleri imkansız hale getirildi." dedi.
Kaya, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın katılımıyla Türkiye, Azerbaycan ve İran arasında oluşturulacak üçlü mekanizmanın Zengezur Koridoru'nun tam kapasite çalışması için büyük fırsatlar yaratacağını da sözlerine ekledi.
"GAZZE'DE SÜREN KATLİAMIN SONA ERMESİ GEREKİYOR"
Zirvenin sonuçlarına dair 3 temel beklentiyi sıralayan Kaya, NATO'nun kısa ve orta vadeli rotasının belirleneceğini, Türkiye'nin NATO içerisindeki yeri ve öneminin tescilleneceğini, barış merkezli diplomasi anlayışının ortaya konacağını aktardı.
Türkiye'nin zirvedeki en önemli önceliklerinden birinin Filistin meselesi olacağını da anlatan Kaya, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin buradaki öncelik vereceği hadise de bölge halklarının menfaatini önceleyen bir NATO olması gerektiği. Geçmiş dönemlerde yaşanan Vietnam, 2001 Afganistan, 2003 Irak gibi müdahalelerle milyonlarca insanın yerinden canından olduğu unutulmamalı. En önemlisi Gazze'de süren katliamın sona ermesi, İsrail'in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi ve İsrail'e verilen karşılıksız desteğin artık sona erdirilmesi noktasında Türkiye'nin net ifadelerde bulunacağını söyleyebiliriz."