Ana içeriğe geç

Avrupalı ineklere jeopolitik güncelleme: Hayvancılık, AB'nin stratejik özerkliğinin merkezine oturacak

Avrupa Komisyonu, yıllardır sera gazı emisyonlarının önemli kaynaklarından biri olarak görülen hayvancılık sektörünü artık Avrupa'nın gıda güvenliği, stratejik özerkliği ve savunma hazırlığının temel unsurlarından biri olarak tanımlıyor

Avrupalı ineklere jeopolitik güncelleme: Hayvancılık, AB'nin stratejik özerkliğinin merkezine oturacak
Gazete Oksijen
16

Avrupa Birliği, uzun yıllardır iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında emisyonların azaltılması gereken başlıca sektörlerden biri olarak değerlendirdiği hayvancılık konusunda önemli bir politika değişikliğine gitti.

Politico'nun aktardığına göre Avrupa Komisyonu'nun Strazburg'da açıkladığı yeni Hayvancılık Stratejisi, sektörü yalnızca tarımsal üretimin değil, Avrupa'nın gıda güvenliği, ekonomik rekabet gücü ve jeopolitik dayanıklılığının da temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor.

Stratejiye göre hayvancılık artık sadece tarımsal bir faaliyet değil, aynı zamanda Avrupa'nın "stratejik özerkliğini" destekleyen kritik bir altyapı niteliği taşıyor. Komisyon, özellikle Doğu Avrupa'da otlayan hayvanların kırsal alanların boşalmasını önlediğini, tarımsal üretimin ise kriz dönemlerinde Avrupa'nın hazırlık kapasitesini güçlendirdiğini savunuyor.

"Hayvancılık Avrupa'nın geleceğiyle ilgili"

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto, yeni yaklaşımı tanıtırken, "Hayvancılık sadece tarımla ilgili değil. Rekabet gücüyle, gıda güvenliğiyle ve Avrupa'nın geleceğiyle ilgili." ifadelerini kullandı.

Tarımdan Sorumlu Komisyon Üyesi Christophe Hansen ise sektörün halen Avrupa ekonomisinin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirterek, hayvancılığın yaklaşık 7 milyon kişiye istihdam sağladığını, yıllık 400 milyar euroluk ekonomik değer ürettiğini ve AB'nin hayvansal ürünlerde 37 milyar euroluk dış ticaret fazlası verdiğini söyledi.

Hansen, buna karşın sektörün küçülme eğiliminde olduğuna dikkat çekerek, hayvan varlığındaki azalmanın özellikle AB'nin doğu sınırlarında tarım arazilerinin terk edilmesine yol açabileceğini ve bunun güvenlik açısından risk oluşturduğunu savundu.

Birkaç yıl önce sürülerin azaltılması tartışılıyordu

Yeni strateji, Avrupa'nın birkaç yıl önce izlediği yaklaşımın tam tersine işaret ediyor.

2024 ve 2025 yıllarında birçok Avrupa ülkesinde çevre politikaları kapsamında hayvan sayısının azaltılması tartışılmıştı.

Hollanda'da mahkeme kararlarının ardından azot emisyonlarını düşürmek amacıyla çiftliklerin satın alınması ve sürülerin önemli ölçüde küçültülmesi gündeme gelirken, ilk planlarda hayvan sayısının üçte bire kadar azaltılması değerlendirilmişti.

İrlanda'da ise sızdırılan bir hükümet belgesinde iklim hedeflerine ulaşabilmek için yaklaşık 200 bin büyükbaş hayvanın itlaf edilmesi seçeneği tartışılmıştı.

Bu süreçte çiftçiler; metan emisyonu hedefleri, azot düzenlemeleri ve pestisit kısıtlamalarının birleşerek Avrupa tarımına yönelik kapsamlı bir baskıya dönüştüğünü savunmuştu.

Çiftçi protestoları dengeleri değiştirdi

2024 ve 2025 boyunca Avrupa'nın birçok başkentinde düzenlenen geniş çaplı çiftçi protestoları, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın tarım ayağında önemli değişikliklere yol açtı.

Traktörlerle gerçekleştirilen gösterilerin ardından Avrupa Komisyonu, tarıma ilişkin birçok çevre düzenlemesini askıya aldı ve zorunlu kurallar yerine teşvik mekanizmalarına ağırlık vereceğini açıkladı.

Yeni hayvancılık stratejisi de bu yaklaşımın devamı niteliğinde görülüyor. Komisyon artık Avrupa'da "fazla hayvan bulunup bulunmadığını" değil, aksine "hayvan sayısındaki azalmanın" oluşturduğu riskleri öne çıkarıyor.

Metan emisyonlarında yeni yaklaşım

Stratejinin en dikkat çeken bölümlerinden biri, hayvancılığın en önemli sera gazı kaynağı olan metan emisyonlarına ilişkin yaklaşım oldu.

Metan, karbondioksite kıyasla atmosferde çok daha güçlü ısı tutma etkisine sahip olsa da yaklaşık on yıl içinde parçalanırken, karbondioksit yüzyıllarca atmosferde kalabiliyor.

Hayvancılık sektörü uzun süredir sabit büyüklükteki sürülerin ilave küresel ısınmaya sınırlı katkı yaptığı ve mevcut hesaplama yöntemlerinin emisyon etkisini olduğundan fazla gösterdiği görüşünü savunuyor. Özellikle süt ve et üretiminde öne çıkan İrlanda ile Yeni Zelanda bu yaklaşımın uluslararası platformlarda destekçileri arasında yer alıyor.

Komisyonun yeni stratejisi de bu görüşe kısmen yaklaşıyor.

Belgede metan için yeni bir azaltım hedefi belirlemek yerine, emisyonların çiftlik bazında daha ayrıntılı ölçülmesiöngörülüyor. Böylece yem katkıları kullanan veya daha düşük metan salımı yapan hayvan ırklarını tercih eden üreticilerin ödüllendirilmesi hedefleniyor.

Strateji ayrıca hayvancılıktan kaynaklanan metanı "biyojenik" yani doğal karbon döngüsünün bir parçası olarak tanımlayan ifadeler içeriyor. Komisyon yetkilileri bunun muhasebe yöntemi değiştirmek değil, emisyonların daha doğru hesaplanmasını sağlamak amacı taşıdığını savunuyor.

Çevre örgütlerinden sert tepki

Yeni yaklaşım çevre örgütlerinin ise tepkisini çekti.

Aralarında Greenpeace ile Avrupa Çevre Bürosu'nun da bulunduğu 30'dan fazla kuruluş, Komisyon'a gönderdikleri ortak mektupta hayvancılığın iklim üzerindeki etkisinin küçümsenmemesi çağrısında bulundu.

Greenpeace AB Tarım Politikası Direktörü Marco Contiero, Komisyon'un İrlanda ve Yeni Zelanda'nın uzun süredir savunduğu muhasebe yöntemini benimsediğini öne sürerek, bunun sektörün uzun yıllardır karşı çıktığı emisyon azaltımlarından kaçınmasına imkan sağlayacağını söyledi.

Contiero, bu yaklaşımı "temennilere dayalı bir politika" ve "skandal" olarak nitelendirdi.

18 milyar euroluk yatırım ihtiyacı

Komisyona göre sektörün yeniden güçlenebilmesi için yaklaşık 18 milyar euroluk yatırım gerekiyor.

Yetkililer, düşük kâr marjları ve yaşlanan çiftçi nüfusu nedeniyle yeni zorunlulukların sektörü daha da zayıflatacağını savunuyor. Bu nedenle strateji, yeni yaptırımlar yerine finansal teşvikler ve teknolojik yatırımlara dayanıyor.

Tarım sektörüne yakın düşünce kuruluşu Farm Europe, stratejiyi Brüksel'in yıllardır süren olumsuz söyleminden sonra hayvancılık için yeni bir başlangıç olarak değerlendirdi.

Avrupa'nın en büyük çiftçi örgütü Copa-Cogeca da yeni belgenin hayvancılığı "sorunun bir parçası" olarak gösteren anlayıştan uzaklaştığını belirtti.

Bilim insanları daha sert önlemler istiyor
Buna karşın Avrupa Komisyonu'nun bağımsız iklim danışmanları farklı görüşte.

Mart ayında yayımlanan Avrupa İklim Değişikliği Bilimsel Danışma Kurulu raporunda yalnızca teknolojik çözümlerin tarımsal emisyonları azaltmaya yetmeyeceği belirtildi.

Raporda hayvan sayısının azaltılması, bitki ağırlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, tarımsal emisyonların vergilendirilmesi ve en fazla kirleten üretim biçimlerine verilen sübvansiyonların kaldırılması önerildi.

Komisyonun yeni stratejisinde ise bu önerilerin hiçbirine yer verilmedi.

Tüketim alışkanlıklarını değiştirmek yerine kamu alımları, okul yemekleri ve tanıtım kampanyaları aracılığıyla Avrupa üretimi et ve süt ürünlerinin desteklenmesi öngörülüyor.

Komisyon Üyesi Hansen ise bu yaklaşımı, "İnsanlara ne yiyeceklerini dayatmıyoruz; onlara seçenek sunuyoruz." sözleriyle savundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler