Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada dış politikadan ekonomiye, siyasi transferlerden emek kesimlerinin sorunlarına kadar birçok başlıkta iktidara sert eleştiriler yöneltti.
Konuşmasına siyasetin vizyon üretmek olduğunu vurgulayarak başlayan Davutoğlu, “Siyaset vizyon üretmektir. Var olan gerçeklikten gitmek istenilen ideale doğru önce bir fikir üretmek, sonra onun yollarını döşemektir. Fikri olmayanın yolu da olmaz, siyaseti de olmaz” dedi.
Türkiye’de siyasetin yozlaştığını savunan Davutoğlu, “Kimsenin vizyon üretmek, kimsenin dünyayı okumak diye bir derdi yok. Herkes ya statükosunu koruma peşinde ya da bir statü elde etme peşinde” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu’ndan Avrupa Parlamentosu raporu yorumu: Hüzün duydum, ama önce “Neden?” diye sorardım
“NATO ZİRVESİ ŞOVA DEĞİL, STRATEJİK AKLA DÖNÜŞMELİ”
Davutoğlu’nun konuşmasında en geniş yer ayırdığı başlıklardan biri Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi oldu.
2004 yılında Türkiye’de yapılan NATO zirvesine atıf yapan Davutoğlu, o dönem dış politika kadrolarıyla birlikte stratejik bir çerçeve hazırladıklarını belirterek, bugünkü süreçte benzer bir hazırlık göremediğini söyledi.
Davutoğlu, “Bütün dünyanın gözü Ankara’da deniyor ve iktidar büyük bir şova hazırlanıyor. Biz 2004’te NATO zirvesi yapmıştık Türkiye’de. 1 Mart tezkeresi ile bozulan Amerika ile ilişkiler ne olacak, Avrupa Birliği süreci ne olacak, Balkanlara doğru NATO genişlerken biz ne yapacağız; her şeyi planlayarak bir çerçeveye oturtmaya çalışmıştık. Beni şu anda hüzünlendiren husus, böyle bir çerçeveyi göremiyor olmamaktır” dedi.
NATO içinde yeni bir çatlak yaşandığını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin bu tabloda kendisine nasıl bir yer bulacağı sorusuna cevap verilmesi gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, “Bu bölünme, bu çatlak içinde Türkiye kendisine nasıl bir yer bulacak? Bu soruya cevap var mı? Açıklamalardan böyle bir şey hissetmiyorum. Sadece yollar kapatılıyor, sadece büyük bir şova hazırlanılıyor, teatral bir görüntüye hazırlanılıyor” diye konuştu.
“TÜRKİYE NATO’YA AĞIRLIĞINI KOYMALI”
Davutoğlu, Trump’ın NATO’yu önemsizleştirdiğini, Avrupa ülkelerinin savunma kaygısına düştüğünü ve Ukrayna, İran, Lübnan gibi önemli krizlerin Türkiye’nin çevresinde yaşandığını belirterek Ankara’nın NATO içinde daha güçlü bir pozisyon alması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, Türkiye’nin NATO’ya şu mesajı vermesi gerektiğini ifade etti:
“Biz 70 yıldır bu teşkilat için büyük bedeller ödedik. Bütçemizin önemli bir kısmını NATO güvenlik ihtiyaçlarına göre ayarladık. Şimdi bizim vaktimiz. Şunları temin etmezseniz, NATO’nun en önemli misyon ayakları olan yerlerde sizinle beraber olamayız. Yok şunları yaparsanız da Türkiye’nin büyük potansiyeli NATO’yu yeniden ayağa kaldırabilir.”
Avrupa’nın güvenlik ihtiyacı nedeniyle Türkiye’yi yeniden hatırladığını söyleyen Davutoğlu, Ankara’nın bu süreçte Avrupa Birliği ile vize serbestisi başlığını masaya koyması gerektiğini belirtti.
Davutoğlu, “Türkiye oturacak Avrupa’yla; ‘Sizin güvenliğe mi ihtiyacınız var? Var. Benim de vizeye ihtiyacım var, şu vizeyi bir kaldırın bakalım’ diyecek. ‘Benim vatandaşlarım ikinci sınıf insan değil. Benim vatandaşlarım yolunacak tavuk, vize masraflarıyla kanı emilecek insanlar değil’ diyecek. Var mı böyle bir çaba? Yok” ifadelerini kullandı.
Ahmet Davutoğlu Karar TV'ye konuk oluyor
“TRUMP’A GAZZE SORULMALI”
Davutoğlu, Türkiye’nin ABD Başkanı Donald Trump karşısında da daha açık ve güçlü sorular yöneltmesi gerektiğini söyledi.
Ankara’nın ABD-İran müzakerelerinde neden dışarıda kaldığını sorması gerektiğini belirten Davutoğlu, “Riskin merkezinde ben varım ama Türkiye ile Amerika arasında ortak stratejik perspektif neden yok?” dedi.
Gazze konusunda da Trump’a hesap sorulması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, “Gazze’de bu insanlık suçunu işleyene neden göz yumdunuz? Ben de demokrasiyim, halkım bana soruyor. Gazze’de bu soykırıma neden ses çıkarmadınız ve hâlâ niye Trump’la konuşmaya devam ediyorsunuz diye halkım bana soruyor. Ben de sana soruyorum ey Trump; neden bu insanlık suçuna ortak oldun?” diye konuştu.
Davutoğlu, iktidarın bu soruları sorma iradesi göstermediğini savunarak, “Var mı soracak böyle bir yürek? Yok maalesef. Var mı soracak böyle bir zihin? Yok” ifadelerini kullandı.
BOSNA HERSEK UYARISI: “PATLAYACAK YERLERDEN BİRİ BOSNA’DIR”
Davutoğlu, konuşmasında Bosna Hersek üzerinden de NATO’ya ilişkin önemli uyarılarda bulundu.
Balkan ülkelerinin büyük bölümünün NATO’ya girdiğini, ancak Bosna Hersek ve Kosova’nın hâlâ bu güvenlik şemsiyesinin dışında olduğunu belirten Davutoğlu, Bosna Hersek’in “dünya dengesinde patlayabilecek yerlerden biri” olduğunu söyledi.
Davutoğlu, Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Željka Cvijanović’in İsrail ziyaretine dikkat çekerek, Netanyahu’nun görüşmede sadece Sırp bayrağına yer verdiğini, Bosna Hersek bayrağının bulunmadığını söyledi.
Kendi dışişleri bakanlığı döneminden de örnek veren Davutoğlu, Banja Luka’da sadece Sırp bayrağının bulunduğu bir ortamda basın toplantısına çıkmayı reddettiğini anlatarak, “Bosna Hersek bayrağı olmazsa o basın toplantısına çıkmam ve bunun hesabını sorarım dedim. Biraz sonra Bosna Hersek bayrağı geldi ve kondu. İlk kez Banja Luka’da Bosna Hersek bayrağı dalgalandı” dedi.
Bosna Hersek’in NATO üyelik sürecinin yeniden gündeme alınması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, “Madem NATO zirvesi Ankara’dadır, şu Bosna Hersek eylem planını kabul edin de Bosna’yı aday üye yapın demek vaktidir” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, “Bosna Hersek üye olursa NATO’ya, Türkiye NATO’ya müdahale hakkı kazanır. Çok tehlike görüyorum; Somali-Somaliland olayında olduğu gibi Bosna Hersek’i parçalarlar” uyarısında bulundu.
“İSRAİL’İN NATO’DAKİ ORTAK ÇALIŞMALARINI BLOKE EDİN”
Davutoğlu, İsrail’in Türkiye’yi tehdit olarak gördüğünü savunarak, Ankara’nın NATO içinde bu konuda daha sert bir tutum alması gerektiğini söyledi.
“İsrail’in operasyon yaptığı her yeri mercek altına alın” diyen Davutoğlu, “NATO’da diyecekler ki; İsrail beni tehdit görüyor. Madem ki beni tehdit görüyor ve bana saldıracağını söylüyor, NATO’daki bütün İsrail ortak çalışmalarını bloke edin” ifadelerini kullandı.
Kendi döneminde Konya’daki ortak harekata İsrail’in katılımının bloke edildiğini hatırlatan Davutoğlu, “Niye yapmıyorsunuz şimdi? Çünkü bazı dosyalardan çekiniyorsunuz. NATO zirvesi Türkiye için ağırlık konulan bir zirve olmalı, şov yapılan bir zirve değil” dedi.
“ABD-İRAN MÜZAKERELERİNDE TÜRKİYE ORTADA YOK”
Davutoğlu, ABD-İran müzakerelerinde Türkiye’nin devre dışı kaldığını belirterek, bunun stratejik perspektif kaybının sonucu olduğunu söyledi.
2010’daki Tahran Anlaşması’ndan sonra 2016’ya kadar İran görüşmelerinin İstanbul’da yürütüldüğünü hatırlatan Davutoğlu, “2016’dan sonra bir tek görüşme yok. Fark ne? Biz iktidarda değiliz de ondan. Stratejik bir perspektifi kaybettiler de ondan. Düşünce üretmeyi unuttular da ondan” dedi.
Türkiye’nin hem İran’a hem Ukrayna’ya komşu olan tek ülke olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Neden ağırlık koymuyorsunuz? Çünkü Trump’ı üzmemek adına çekingen ve mahcup bir dil kullanıyorsunuz” diye konuştu.
Davutoğlu, İran ile Körfez ülkeleri arasında Türkiye’nin arabuluculuk yapması gerektiğini belirterek, “Türkiye, İran’la Körfez ülkelerini bir araya getirmeyince aradaki fitne büyüyor. Şimdi tekrar söylüyorum; İran-Körfez ilişkileri Türkiye üzerinden kurulmalı” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu’ndan beyaz et operasyonu tepkisi: Kayyımı geri çekmeniz yetmez, ithal et düzeninden hesap sorulmalı
“BOMBALAYAN İSRAİL, PARAYI ÖDEYEN ARAP ÜLKELERİ”
Davutoğlu, D-8 zemininde gündeme gelen bazı girişimlere de değinerek, söz konusu metnin bir anlaşma değil “mutabakat zaptı” olduğunu söyledi.
Mutabakat zaptının uluslararası ilişkilerde iyi niyet belgesi olduğunu, bağlayıcı anlaşma niteliği taşımadığını belirten Davutoğlu, İran’a 300 milyar dolarlık ödeme yapılmasına ilişkin maddeye dikkat çekti.
Davutoğlu, “Amerika Birleşik Devletleri, bölge ortaklarıyla birlikte İran’a 300 milyar dolar tazminatvari bir ödeme yapacak. Bölge ortakları kim? Bizim bildiğimiz Amerika’nın bölgede bir tane ortağı var: İsrail. İsrail’den bir kuruş çıkmayacak. Bombalayan İsrail, parayı ödeyen Arap ülkeleri” dedi.
“G-7’DE TÜRKİYE YOKSA VAH HALİMİZE”
Davutoğlu, G-7 zirvesine Türkiye’nin davet edilmemesini de eleştirdi.
Zirveye Brezilya, Mısır, Hindistan, Kenya, Güney Kore, Katar, Suriye, Ukrayna ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin davet edildiğini belirten Davutoğlu, Türkiye’nin dışarıda kalmasının ağır bir tablo olduğunu söyledi.
Davutoğlu, “Eğer Kenya ve Güney Kore davet ediliyor da Ukrayna’nın, İran’ın konuşulacağı yere Türkiye davet edilmiyorsa, vah halimize. Masada değilsiniz demektir. Onlar da buraya Ankara’yı görmeye geliyor demektir. Gerçek bir müzakere için değil, sizin şovunuzun parçası olmaya geliyor demektir” diye konuştu.
SURİYE ÇIKIŞI: “ŞAM TOPRAKLARI SELAHATTİN EYYUBİ’NİN TOPRAKLARIDIR”
Davutoğlu, Suriye konusunda da iktidarı etkisizlikle suçladı.
Suriye krizinin bedelini Türkiye’nin ve şahsen kendisinin ödediğini savunan Davutoğlu, “Bütün o bedellerin sonucunda Şam’da Türkçe konuşan bir dışişleri bakanı var. Ama peki siz neredesiniz?” dedi.
Davutoğlu, Suriye yönetimine de seslenerek, “Şam toprakları Selahattin Eyyubi’nin topraklarıdır. Hiç kimsenin uydusu, aracı olmayın. Onurla direnen Humus devrimcilerinin liderleri olarak Suriye’yi onurla ayağa kaldırın. Başınızı kaldırın. Türk halkı sizin yanınızdadır. Milyonlarca Suriyeliyi evinde barındıran Türk halkı sizin yanınızdadır. Yeter ki başınız dik olsun” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, Türkiye, Irak, Suriye ve İran hattında yeni ortaklıklar kurulması gerektiğini belirterek, “Mezopotamya-Levant hattını bizim kurmamız lazım” dedi.
DOĞU AKDENİZ TEPKİSİ: “TÜRKİYE KÖŞEYE SIKIŞTIRILIYOR”
Davutoğlu, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve ABD arasında yapılan 3+1 formatındaki toplantılara da tepki gösterdi.
Enerji ve Doğu Akdeniz başlığında Türkiye’nin devre dışı bırakıldığını savunan Davutoğlu, “Sen benim NATO üyemsin. Bu İsrail beni tehdit ediyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimini ben tanımıyorum. Ne bu işbirliği?” sözleriyle ABD’ye karşı daha açık bir itiraz gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, Türkiye’nin buna karşılık Türkiye, Suriye, Mısır, Lübnan ve Libya’yı da içine alabilecek bir bölgesel toplantı düzenlemesi gerektiğini belirtti.
“Akdeniz’in en büyük ülkesi Türkiye ve Mısır’dır” diyen Davutoğlu, “Ama bunları demek için önce bir vizyon gerekiyor, dünyayı doğru okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
MİLLİ TAKIM’A MESAJ: “BİZİM ÇOCUKLAR AYAĞA KALKIN”
Davutoğlu, konuşmasında A Milli Futbol Takımı’na da mesaj gönderdi.
Genç futbolcular üzerinde ağır baskı kurulduğunu söyleyen Davutoğlu, “Bir haftadır bu çocukların üzerinde Çin işkencesi yapılıyor. İktidar sahip çıkmıyor. Filmlerde oynattılar, aşırı özgüven yüklediler bu çocuklara” dedi.
Futbolcuların dua etmesi ve dini semboller üzerinden eleştirilmesine de tepki gösteren Davutoğlu, “Haç çıkarıp maça giren Hristiyan bir takım kaybettiğinde Hristiyanlık mı yargılanıyor?” diye sordu.
Davutoğlu, Milli Takım’a seslenerek, “Bizim çocuklar ayağa kalkın. Daha turnuva bitmedi. Amerika Birleşik Devletleri maçı var. Eğer orada bir destan yazarsanız, Gazze’li çocuklar da Kirman’lı çocuklar da bütün dünyanın mazlumları da sizi ayakta alkışlayacak” dedi.
“SİYASETİ TÜKETİYORSUNUZ”
Davutoğlu, konuşmasının iç politika bölümünde siyasi transferleri sert sözlerle eleştirdi.
Parti değiştiren milletvekilleri ve belediye başkanları üzerinden iktidara yüklenen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da çağrıda bulundu.
Davutoğlu, “Bu transferlerden haz aldığınızı görüyorum, haz almayın. Siyaset tükenirse ülke de tükenir. Ve siyaseti tüketiyorsunuz. Siyaseti tüketiyorsunuz, itibarını yok ediyorsunuz” dedi.
Erdoğan’ın geçmişte parti değiştiren milletvekilleri için “iradeyi ucuza sattınız” dediğini hatırlatan Davutoğlu, “Peki şimdikiler pahalı mı satıyorlar? Kaça alıyorsunuz onların iradelerini, kaça?” diye sordu.
Davutoğlu, belediye başkanları ve milletvekillerinin parti değiştirmesinin siyasetin itibarını sarstığını belirterek, “Ruhlarını satan milletvekillerine söylüyorum; insan ruhunu kaybederek bütün dünyayı kazansa, bunun ona ne faydası olur?” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE MAĞDURİYET CUMHURİYETİNE DÖNDÜ”
Konuşmasının son bölümünde emek kesimlerinin yaşadığı sorunlara değinen Davutoğlu, “Türkiye mağduriyet cumhuriyetine döndü” dedi.
Mülakat mağduru öğretmenlere seslenen Davutoğlu, “Mülakatla öğretmenlik yan yana gelecek şeyler değildir. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Mülakatla belirlenmez; öğretmenliğin kriterleri aşkla, vicdanla, yürekle belirlenir” dedi.
Kayırmacılıkla öğretmen adaylarının elendiğini savunan Davutoğlu, “Öğretmenlik aşkı olanları mülakatla eleyip mağdur kılıyorsanız siz eğitimden anlamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK KÖLELİK SİSTEMİDİR”
Davutoğlu, ücretli öğretmenlerin yaşadığı sorunları da gündeme taşıdı.
Ücretli öğretmenlere yönelik uygulamayı “gabin suçu” olarak nitelendiren Davutoğlu, “Ağır iş yüküyle hakkını vermeme suçu, Türk Ceza Kanunu’nda da karşılığı olan bir suçtur. İş kanununa aykırıdır sınırlı sözleşme yapmak” dedi.
Bir öğretmenin kendisini ziyarete geldiği için o gün giremediği dersin ücretinin kesileceğini anlattığını söyleyen Davutoğlu, “Öğretmenlerin üzerinde Demokles’in kılıcını tutarsan o nasıl hizmet etsin? Bir sene sonra ücretli olup olmayacağı belli değil. Bu tam anlamıyla kölelik sistemidir” diye konuştu.
TAŞERON VE MEVSİMLİK İŞÇİLİK ÇIKIŞI
Davutoğlu, taşeron sistemi ve mevsimlik işçiliği de “köleci yapılanmalar” olarak nitelendirdi.
Başbakanlığı döneminde taşeron sistemini kaldırma sözü verdiğini hatırlatan Davutoğlu, “Taşeron uygulaması köleliktir demiştim. Taşeron sistemini tümüyle kaldıracağım, hepsini kadroya alacağım demiştim” dedi.
KİT’lerde hâlâ 100 bin taşeron işçi bulunduğunu belirten Davutoğlu, “Bu sistemi kaldıracağız. Bu düzeni tümüyle değiştireceğiz. Ücretli öğretmenlik, taşeron ve benzeri köleci yapılanmaların hepsine son vereceğiz” ifadelerini kullandı.
Mevsimlik işçilik için de “köleciliktir” diyen Davutoğlu, hiçbir garantisi olmayan çalışma düzenine son verilmesi gerektiğini söyledi.
Liderlerden dikkat çeken D-8 karesi: Gül, Davutoğlu, Babacan, Arıkan ve Erbakan aynı fotoğrafta
STAJ VE ÇIRAKLIK MAĞDURLARINA SÖZ VERDİ
Davutoğlu, staj ve çıraklık mağdurlarının haklarının takipçisi olacağını belirtti.
“Bundan sonra hakları alınana kadar onların sözcüsü olacağım” diyen Davutoğlu, “Ben onlara başbakanlık sözü veriyorum; sonuna kadar haklarınızı alana kadar takipçiniz olacağım” ifadelerini kullandı.
Çıraklığın geleneksel meslek kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu belirten Davutoğlu, “Çırak, kalfa olma yolunda; kalfa, usta olma yolunda; usta, bir mesleği hikmetle yapma yolunda yürüyen erdemli bir şahıstır” dedi.
Davutoğlu, emek sömürüsünün dini ve insani değerlerle bağdaşmadığını savunarak, “Din istismarı üzerinden insanlarımızın emeklerini istismar etmeye son vereceğiz” diye konuştu.
MÜHENDİSLER İÇİN YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Davutoğlu, mühendislerin de mesleki statü ve liyakat sorunları yaşadığını belirterek TEK-SEN temsilcileriyle yaptığı görüşmeyi anlattı.
Bazı mühendislerin liyakatlerine aykırı görevlerde çalıştırıldığını söyleyen Davutoğlu, “Mühendis olarak giriyoruz, liyakatımıza aykırı şekilde özel kalemde çaycılık yaptırıyorlar dediler” ifadelerini aktardı.
Mühendisliğin geçmişte itibarlı bir meslek olduğunu belirten Davutoğlu, “Demirel, Özal bir mühendis geleneğiydi. Şimdi mühendis olmak herhangi vasıfsız işçi olmaktan daha zayıf hale geldi dediler” dedi.
Davutoğlu, mühendislerin yasal düzenlemelerle haklarına kavuşturulması gerektiğini söyledi.
ÇİFTÇİ ÇIKIŞI: “3 BİN LİRALIK FARKI KİM VERECEK?”
Davutoğlu, konuşmasında çiftçilerin yaşadığı sorunlara da geniş yer ayırdı.
Konya borsasını yakından takip ettiğini söyleyen Davutoğlu, arpa fiyatı üzerinden hükümete tepki gösterdi.
Davutoğlu, Konya borsasında arpanın kilogram fiyatının 9,123 TL olduğunu, hükümetin açıkladığı taban fiyatın ise 12,750 TL olduğunu belirterek, “Bu aradaki 3 bin TL ne oluyor?” diye sordu.
Çiftçinin TMO’ya ürün vermek yerine düşük fiyata satmak zorunda kaldığını söyleyen Davutoğlu, bunun temel nedeninin borç yükü olduğunu ifade etti.
“Çiftçi borca batmış, 21 gün bekleyemiyor. Geçen seneki gübre, mazot borçları duruyor. Bankalar birilerine rahat kredi veriyor da çiftçinin ümüğünü sıkıyor. O zaman ne diyor? Bari elimdekini kaça bulursam satayım” diyen Davutoğlu, Tarım Bakanlığı’na da “Nerede oturuyorsunuz siz?” diye seslendi.
KAYYUM KARARLARINA TEPKİ
Davutoğlu, beyaz et ve akaryakıt sektörlerinde gündeme gelen kayyum kararlarına da tepki gösterdi.
Bir firmanın yanlışlıkla listeye alındığını açıklamasına değinen Davutoğlu, “Sehven girmişse gerçekten, sen nasıl bir devletsin? Sehven bir firmanın bütün itibarını yok ediyorsun” dedi.
Ticari itibarın kolayca göz ardı edilemeyeceğini belirten Davutoğlu, ilgili firmaları itibar kaybı nedeniyle tazminat davası açmaya çağırdı.
“GARSONLUK YAPMAYACAĞIZ, ŞEFLİK YAPACAĞIZ”
Davutoğlu, konuşmasının sonunda Türkiye’nin dış politikada yeniden merkez ülke haline gelmesi gerektiğini söyledi.
“Siyasete itibar kazandıracağız, çiftçiye itibar kazandıracağız, esnafa itibar kazandıracağız, Bosnalılara itibar kazandıracağız, bütün gönül coğrafyasına itibar kazandıracağız” diyen Davutoğlu, Türkiye’nin olmadığı hiçbir masanın kurulamaması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, “Türkiye’de bir zirve yapılıyorsa o zirvenin zihni, teorik çerçevesini biz üreteceğiz. Garsonluk yapmayacağız, şeflik yapacağız dünyaya. Gelenlere ikram etmek için değil, gelenlere dünyayı anlatmak için siyaset yapacağız. Gelenlere ahlak öğretmek için siyaset yapacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını Kerbela bilinci ve mazlumlara sahip çıkma çağrısıyla tamamlayan Davutoğlu, “Allah hepimizi bir yerde mazlum gördüğümüzde ırkı, dili, rengi ne olursa olsun sahip çıkan; bir yerde zalim gördüğümüzde elimizde hiçbir güç yoksa sesimizle, sesimizde güç yoksa yüreğimizle karşı çıkanlardan eylesin” dedi.