Geçen hafta fabrika yönetiminin yeni bir sendika getirdiğini duyduk. Hak-İş’e bağlı Öz-İplik İş Sendikası’nın Niğde şube yöneticisi, fabrikamızı kendi sendikasına üye yapmak için gelmiş. Söylenenlere göre kendisi genel müdürümüzün özel davetlisiymiş. Beyaz yakalılardan başlayarak çalışanları üye yapmaya başlamış.
Yöneticiyi görenler, daha önceden de fabrikaya geldiğini söylüyor. Geçen dönem üyesi olduğumuz DİSK Tekstil Sendikası ile yapılan sözleşme görüşmeleri sürecinde bu kişi bize "denetlemeci" olarak tanıtılmıştı. Kendisinin bir sipariş için denetleme amacıyla geldiği söylenmişti. Ancak asıl maksadı şimdi ortaya çıktı. Amaç, fabrikada işçilerin belirlediği değil, patronun istediği bir sendikanın olmasıymış.
'İşçilerin patron sendikasına geçmeye niyeti yok'
Gerek beyaz yakalıların gerekse mavi yakalıların patronun sendikasına üye olmak gibi bir niyeti olmadığı ilk günlerden belli oldu. Durumun böyle olduğunu anlayan yöneticiler de bazı işçileri ve beyaz yakalı çalışanları arayarak sendikaya geçmeleri yönünde baskı yapmaya başladı. Bu nedenle az sayıda çalışan arkadaşımız, işten atılma korkusuyla bu sendikaya üye oldu. Üye olmayanların bazılarının da yöneticiler tarafından aranmaya devam edildiğini duyuyoruz.
Burada amacın çalışanların birlik ve beraberliğini bozmak olduğu çok açık. Son sözleşme dönemi de dahil olmak üzere işçiler, özellikle birliğini bozmadan taleplerinin arkasında durdu ve geri adım atmadı. Yönetim de durum böyle olunca, istemeye istemeye de olsa "üç kuruş" da olsa bir zam yapmak zorunda kaldı. Patron tarafı, sözleşmede istediği çoğu şeyin olmamasının nedeninin işçilerin kararlılığı olduğunu çok iyi biliyor. Son dakikada bile 1.5 yıl olarak planlanan sözleşme, işçilerin baskısıyla 1 yıla indirilmek zorunda kalmıştı. Bunun için sözleşme biter bitmez, kendisinin belirlediği bir sendikatı fabrikaya getirmek için iş başına geçmişler.
'Patronun sendikası olursa asgari ücrete döneriz'
Bizim patronun sendikasına geçmemiz söz konusu bile olamaz. Biz kendi belirlediğimiz sendikayla bile istediklerimizi tam olarak alamazken, patronun sendikası olursa tamamen asgari ücrete döneriz. Yönetim, "Patron bu sendikayla daha iyi anlaşırsa işler daha iyi olur" diye laf yaymaya çalışıyor. Patronumuz isteseydi zaten sözleşmede şartları iyileştirirdi; hatta sözleşmeye bile gerek kalmadan sene başında bunu verirdi. Ama bu süreçte üç lirayı işçiye çok gördüler, şimdi onu da geri almak için uğraşıyorlar.
Baskı altında olan beyaz yakalıları da anlıyoruz ama ne onlar ne de biz onların sendikasına mecbur değiliz. Beyaz yaka arkadaşlarımızın da bu baskılara boyun eğmeyeceğine güveniyoruz.
Patronun bu denemesi başarısız olursa, bir dahaki sözleşme masasına daha güçlü otururuz. Ama patron bu denemesinden istediğini alırsa, bir dahaki sözleşme şimdiden bitmiş demektir. Sonuçta biz bu fabrikada geçinecek kadar bir ücretle, doğru düzgün bir ortamda çalışmak istiyoruz. Yönetim için de bunda kabul edilmeyecek bir durum yok, bunu görmeleri lazım. Eğer bu fabrika her gün onların ceplerini dolduruyorsa, bunun bizim sayemizde olduğunu onlara hatırlatmamız gerekiyor. Biz bu süreçte birliğimizi göstererek bunların hepsini yönetime tekrar hatırlatacağız ve patronun oyununa gelmeyeceğiz!