Muğla'nın Milas ilçesinde bulunan ve "Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan" ile "Kesin Korunacak Hassas Alan" statüsüne sahip Boğaziçi-Bargilya Kuş Cenneti bölgesinde planlanan konut, otel ve golf sahası projelerine çevreciler tepki gösterdi. Bargilya S.O.S. Paydaşları, projelerin bölgenin ekolojik dengesini bozacağını ve göçmen kuşların yaşam alanlarını tehdit edeceğini savundu.
Bargilya'nın korunması amacıyla bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar adına açıklamayı Selahattin Aydın yaptı.
Açıklamada, Bargilya Kuş Cenneti'nin yalnızca Muğla'nın değil, dünyanın ortak doğal ve kültürel miraslarından biri olduğu vurgulanarak, bölgenin uzun süredir yoğun yapılaşma baskısıyla karşı karşıya bulunduğu ifade edildi.
"197 kuş türüne ev sahipliği yapıyor"
Paylaşılan bilgilere göre 562 hektarlık sulak alan, 197 kuş türünün yanı sıra çok sayıda bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Bölgenin 2001 yılından bu yana "Önemli Kuş Alanı" olarak kabul edildiği hatırlatıldı.
Açıklamada, "Burası kasaba büyüklüğünde bir golf sahası, alışveriş merkezi, binlerce konut ve otel projesi için boş bir arazi değil; nefes alan, yaşayan ve yaşam üreten bir ekosistemdir" ifadelerine yer verildi.
"Ekosistem geri dönüşü olmayan zarar görebilir"
Çevreciler, lagünü besleyen tatlı su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, planlanan yapılaşmanın sulak alanın doğal dengesini bozacağını, göçmen kuşların yaşam alanlarını kaybetmesine neden olacağını ve ekosistemde geri dönüşü olmayan tahribat oluşturabileceğini dile getirdi.
Açıklamada ayrıca bölgenin Ramsar, Bern, Barcelona ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmeleri kapsamında uluslararası koruma yükümlülükleri taşıdığına dikkat çekildi.
Arkeolojik miras için de uyarı
Bargilya S.O.S. Paydaşları, villa ve turizm tesisi yapılması planlanan alanın Cindye Antik Kenti ile Bargilya Antik Kenti çevresindeki önemli arkeolojik sit alanlarını da kapsadığını belirterek, kültürel mirasın da risk altında olduğunu ifade etti.
Açıklamada ayrıca, bölgenin uzun süredir su sıkıntısı yaşadığına dikkat çekilerek, binlerce yeni konut ve turizm tesisinin oluşturacağı içme suyu, kullanım suyu ve atık su yükünün mevcut altyapı tarafından karşılanamayacağı, golf sahalarının sulama ihtiyacı ve kimyasal kullanımının da sulak alan üzerinde ilave çevresel baskı oluşturacağı ifade edildi.