29 Mayıs 2026 günü Hubert-Reeves Kolejinden çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Lyhanna için yüzlerce jandarma ve gönüllünün katılımıyla geniş çaplı bir arama çalışması başlatıldı. Araştırmalar sonucunda, küçük kızın cansız bedeni Fleurance yakınlarındaki kırsal bir alanda, terk edilmiş bir tahıl silosunda bulundu.
OKUL ÇIKIŞI KAYBOLDU, CANSIZ BEDENİ 6 GÜN SONRA BULUNDU
Olayın ardından yürütülen soruşturmada, güvenlik kamerası kayıtlarında Lyhanna ile birlikte görülen 41 yaşındaki Jérôme Barella gözaltına alındı.

ŞÜPHELİ, AİLENİN YAKINDAN TANIDIĞI BİR İSİM ÇIKTI
İki çocuk babası olan zanlı Jérôme Barella'nın, Lyhanna’nın okul arkadaşının babası olduğu ve aileyi yakından tanıdığı belirlendi.
Zanlı ilk ifadesinde Lyhanna’yı aracına aldığını kabul etse de onu kasabadaki yüzme havuzunun yakınlarında bıraktığını iddia etti. Ancak savcılık, güvenlik kameraları ve elde edilen deliller ışığında bu ifadeyi tutarsız bularak zanlıyı tutukladı. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemede ise susma hakkını kullandı.
Daha önce yaşanan bir detay ise dikkat çekti: Lyhanna’nın annesi, geçmişte kızının şüphelinin davranışlarından rahatsız olduğunu kendisine anlattığını belirtti. Annenin ifadesine göre Lyhanna, zanlının kendisine özel olarak pizza ısmarladığını ve gıdıklamaya çalıştığını söylemiş; bunun üzerine aile, Barella ile tüm ilişkisini kesmişti.

ADALET SİSTEMİNE ÖFKE: GEÇMİŞTEKİ DOSYALAR NEDEN KAPATILDI?
Lyhanna cinayetini Fransa gündeminin zirvesine taşıyan ve toplumsal öfkeyi büyüten asıl unsur zanlının geçmişi oldu. Fransız basınında yer alan bilgilere göre; Jérôme Barella hakkında geçmiş yıllarda da reşit olmayan çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismar iddiaları bulunuyordu. Bu dosyaların bazılarının sonuçsuz kalması ve soruşturmaların ilerletilmemiş olması, adalet sistemine yönelik ağır eleştirileri beraberinde getirdi.
Çocuk hakları dernekleri yıllardır yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını savunurken, hükümet yetkilileri olayla ilgili kapsamlı bir inceleme başlatılacağını duyurdu.
"JE SUİS LYHANNA" (BEN LYHANNA'YIM) HAREKETİ
Küçük kızın ölümü kısa sürede ulusal bir sembole dönüştü. Sosyal medyada #JeSuisLyhanna etiketiyle milyonlarca paylaşım yapılırken; sanatçılar, oyuncular ve hak savunucuları adalet çağrısında bulundu.
Ünlü oyuncu Andréa Bescond, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Lyhanna fazla gelen son kurban. Çocuklarımız için artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor."
Çok sayıda kadın ise çocukluk fotoğraflarını paylaşarak "Fransa kız çocuklarını koruyamıyor" mesajıyla sisteme tepki gösterdi.
KASABADA SESSİZ YÜRÜYÜŞ VE ÜLKE GENELİNDE GÖSTERİLER
Yaklaşık 6 bin nüfuslu Fleurance kasabasında, Lyhanna’nın anısını yaşatmak ve ailesine destek olmak amacıyla dev bir sessiz yürüyüş düzenlendi. Beyaz kıyafetler giyen yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı yürüyüşün yanı sıra; Paris, Nancy, Grenoble ve Bayonne başta olmak üzere pek çok kentte belediye binaları ve adliyeler önünde protestolar planlandı. Göstericilerin ortak talebi, çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi ve geçmişteki ihmallerin sorumlularının ortaya çıkarılması oldu.