Arnavutluk’ta ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump ile bağlantılı lüks turizm projesine karşı başlayan eylemler 7. günde de büyüyerek devam ediyor. Başkent Tiran’da binlerce kişi, yedinci gün üst üste sokağa çıkarak Adriyatik kıyısında planlanan tatil köyü projesinin durdurulmasını istedi.
Eylemciler, projenin yalnızca çevreyi değil, ülkenin kamusal alanlarını, doğal mirasını ve karar alma süreçlerindeki şeffaflığı da tehdit ettiğini savunuyor.

PROTESTOLARIN SEMBOLÜ PEMBE FLAMİNGO OLDU
Göstericiler, protesto hareketine “Flamingo Devrimi” adını verdi. Pembe flamingolar, eylemlerin en görünür sembolüne dönüştü.
Çevrecilere göre proje hayata geçerse flamingoların, deniz kaplumbağalarının, Akdeniz foklarının ve çok sayıda kuş türünün yaşam alanları zarar görebilir.
Projenin planlandığı alanlardan biri olan Vjosa-Narta bölgesi, Arnavutluk’un çevresel açıdan en hassas kıyı ekosistemlerinden biri olarak gösteriliyor.

SAZAN ADASI LÜKS TURİZM MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYOR
Projenin merkezinde, Arnavutluk’un Adriyatik kıyısı açıklarında yer alan Sazan Adası bulunuyor.
Soğuk Savaş döneminde gizli askeri üs olarak kullanılan ada, yatırımcılar tarafından lüks bir turizm destinasyonuna dönüştürülmek isteniyor.
Plan kapsamında yalnızca Sazan Adası değil, çevredeki Zvërnec ve Vjosa-Narta hattında da otel ve turizm tesisleri yapılması öngörülüyor.
Proje, yaklaşık 1,4 milyar euro değerinde dev bir yatırım olarak sunuluyor.
“HALKTAN GİZLENDİ, BİR SABAH BULDOZERLER GELDİ”
Protestocuların en büyük itirazlarından biri, karar sürecinde halka danışılmadığı iddiası.
Çevre örgütleri, proje için kamuoyuna açık bir istişare süreci yürütülmediğini, yerel halkın ve uzmanların yeterince bilgilendirilmediğini belirtiyor.
Aktivistler, bölgede bir anda iş makinelerinin belirdiğini, yollar açıldığını, ağaçların kesildiğini ve kumulların zarar gördüğünü söylüyor.
Projeye karşı çıkanlar, “Kimseye sorulmadı, kimse bilgilendirilmedi. Bir gün buldozerlerin geldiğini gördük” diyerek sürece tepki gösteriyor.
AKTİVİSTİN SÜRÜKLENMESİ TEPKİYİ BÜYÜTTÜ
Protestoların büyümesinde, geçen ay sahada yaşanan bir olay da etkili oldu.
Bir aktivistin proje alanından sürüklenerek uzaklaştırıldığı görüntülerin sosyal medyada yayılması, kamuoyundaki tepkiyi daha da artırdı.
Bu görüntülerin ardından Tiran’da her gece düzenlenen protestolar daha geniş katılımla devam etti.
Göstericiler, eylemlerde yalnızca çevre talebi değil, hükümete yönelik şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı da yapıyor.
YOLSUZLUK TARTIŞMALARI DA PROTESTOLARA EKLENDİ
Eylemlerde çevre kaygılarının yanı sıra Arnavutluk hükümetine yönelik yolsuzluk eleştirileri de öne çıkıyor.
Başbakan Edi Rama hükümeti, son dönemde üst düzey isimlere yönelik yolsuzluk iddiaları nedeniyle baskı altında bulunuyor.
Arnavutluk’un yolsuzlukla mücadele savcılığı SPAK’ın proje hakkında inceleme başlattığı da yerel basına yansıdı.
Bu gelişme, tartışmayı yalnızca çevre meselesi olmaktan çıkarıp siyasi ve hukuki bir başlığa dönüştürdü.
RAMA GERİ ADIM ATMIYOR
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise projeyi savunmayı sürdürüyor.
Rama, yatırımın ülke turizmi ve ekonomisi için büyük fırsat olduğunu belirterek, Arnavutluk’un yatırımcılara düşmanca davranan bir ülke olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Başbakan, kamuoyu baskısına rağmen yatırımın durmayacağını ifade etti.
Rama, “Ben burada olduğum sürece yatırımın durma ihtimali yok” mesajı verdi.
ŞİRKETTEN “SORUMLU YATIRIM” AÇIKLAMASI
Projeyi yürüten şirket tarafı ise çevre eleştirilerini reddeden bir açıklama yaptı.
Şirket yönetimi, bölgede dünya standartlarında bir turizm destinasyonu oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, yatırımın çevresel sorumluluk, yerel istihdam ve uzun vadeli değer yaratma anlayışıyla yürütüleceğini savundu.
Açıklamada, kamu ve kurumsal süreçlere saygı duyulduğu ve süreç ilerledikçe projeyi hayata geçirmeye hazır olunduğu belirtildi.
“TURİZME KARŞI DEĞİLİZ, AMA BURASI DOĞRU YER DEĞİL”
Protestocular ise Arnavutluk’un turizmle büyümesine karşı olmadıklarını, ancak koruma altındaki hassas bölgelerin lüks tesislere açılmasına itiraz ettiklerini söylüyor.
Tiran’daki eylemlere katılan gençlerden biri, ülkenin tanınmasını ve turist çekmesini istediğini ancak flamingoların ve diğer canlıların yaşam alanlarının yok edilmesini kabul etmediğini söyledi.
Çevreciler, planlama aşamasında bile bölgedeki en az bir deniz kaplumbağası yuvasının zarar gördüğünü belirtiyor.
“ARNAVUTLUK SATILIK DEĞİL” SLOGANI ÖNE ÇIKTI
Eylemlerde en çok duyulan sloganlardan biri “Arnavutluk satılık değil” oldu.
Protestocular, Trump ailesiyle bağlantılı bir yatırımın ülkenin en değerli kıyı alanlarından birine yönelmesini “yabancı nüfuz” ve “doğal mirasın satışa çıkarılması” olarak görüyor.
Bu nedenle protestolarda “Arnavutluk Trump’a satılık değil” mesajı da öne çıktı.

ÇEVRE, ŞEFFAFLIK VE EGEMENLİK TARTIŞMASI
Sazan Adası ve Vjosa-Narta çevresindeki proje, Arnavutluk’ta çevre koruma, yatırım politikası, şeffaflık, yolsuzluk ve ulusal egemenlik tartışmalarını aynı dosyada birleştirdi.
Hükümet projeyi kalkınma ve turizm fırsatı olarak sunarken, protestocular ülkenin doğal alanlarının kamu yararı gözetilmeden uluslararası sermayeye açıldığını savunuyor.
Protestoların yedinci gününe ulaşması, tepkinin kısa süreli bir çevre eylemi olmaktan çıkarak daha geniş bir toplumsal harekete dönüştüğünü gösteriyor.
GÖZLER SORUŞTURMADA VE HÜKÜMETİN ADIMLARINDA
Önümüzdeki süreçte gözler, yolsuzlukla mücadele savcılığının incelemesine, proje izinlerinin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağına ve hükümetin protestolar karşısında nasıl bir tutum alacağına çevrildi.
Arnavutluk’ta çevreciler ve sivil toplum örgütleri, projenin durdurulması, izin süreçlerinin şeffaf biçimde açıklanması ve Vjosa-Narta hattındaki koruma statüsünün güvence altına alınması çağrısını sürdürüyor.
Kushner bağlantılı lüks tatil köyü projesi, Arnavutluk’ta yalnızca bir yatırım tartışması değil, “ülkenin doğal mirası kimin için ve hangi bedelle kullanılacak?” sorusunun merkezine yerleşmiş durumda.