İstanbul'un en kritik tatlı su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı'nın, 15 Eylül 2022'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile "baraj" statüsü iptal edilerek içme suyu sağlama oranı sıfırlanmıştı.
Sözcü'den Cengiz Karagöz'ün haberine göre; kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bağlı kuruluşu İSKİ tarafından açılan dava, çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. İSKİ, artık su alamadığı baraj için Maliye Bakanlığı'na 46 milyon doları aşan bir borç ödemeye devam ediyor.
DANIŞTAY TALEBİ REDDETTİ, İKİ HAKİMDEN ŞERH GELDİ
İSKİ'nin Sazlıdere’nin içme suyu özelliğinin elinden alınmasına karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na yaptığı yürütmeyi durdurma başvurusu reddedildi. Ancak heyette yer alan iki hakimin karara düştüğü muhalefet şerhi dikkat çekti.
Şerhin temelini, 2009 yılında DSİ (Devlet Su İşleri) ile İSKİ arasında yapılan sözleşme oluşturdu. İtirazda, DSİ'nin Sazlıdere'den İSKİ'ye su sağlama taahhüdünün sürdüğü, ancak Cumhurbaşkanı Kararı ile bu görevin İSKİ'ye hiçbir şekilde danışılmadan tek taraflı olarak feshedildiği vurgulandı. Barajın işlevsiz bırakılmasına karşın 2009 tarihli protokolün hala devrede olduğu belirtilen şerhte, İSKİ'nin Sazlıdere için hesaplanan toplam 46 milyon 95 bin 734 dolarlık borcunu 2039 yılına kadar Maliye Bakanlığı'na taksitler halinde ödemek zorunda bırakıldığının altı çizildi.

SADECE 2025'TE 1,5 MİLYON DOLAR ÖDENDİ
Açık kaynaklardaki resmi faaliyet raporları da İSKİ'nin devam eden mağduriyetini doğruluyor. Verilere göre İSKİ, artık kullanamadığı Sazlıdere Barajı için sadece 2025 yılı içerisinde Maliye'ye tahmini 1,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirdi.
KANAL İSTANBUL VE 'TELAFİSİ İMKANSIZ ZARAR' UYARISI
Karşı oy kullanan hakimler, İSKİ üzerine düşen mali yükümlülükleri yerine getirirken DSİ'nin görevinden fiili olarak sıyrılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini savundu. Ayrıca, Kanal İstanbul projesinin bölgedeki su kaynaklarına vereceği hasara da dikkat çekildi. Sazlıdere ve Terkos havzalarında yaşanacak yıllık 70 milyon metreküplük su kaybının, yaklaşık 5 milyon İstanbulluya su sağlayan altyapıyı çökerteceği ve bunun sonucunda "telafisi güç, geri döndürülemez zararlar" oluşacağı uyarısında bulunuldu.
ERDOĞAN’IN ‘BÜYÜK HAYALİM’ DEDİĞİ PROJE
Kanal İstanbul projesini 27 Nisan 2011'de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen bir konferansta kamuoyuna duyurmuştu. Erdoğan projeyi tanıtırken, ''Panama Kanalı, Süveyş Kanalı ve Yunanistan'daki Corinth Kanalı ile kıyas dahi kabul etmeyecek yüzyılın en büyük projelerinden biri için bugün kolları sıvıyoruz'' ifadelerini kullanmıştı. Kanal İstanbul projesi için "en büyük hayalim" diyen Erdoğan, proje ile İstanbul Boğazı'ndaki trafiğin azalacağını ve Boğaz'daki riskin en aza indirileceğini söylemişti. Basına "çılgın proje" ismiyle yansıyan proje, Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir su yolunun açılmasına neden olacağı tahmin ediliyor.
Tasarlanan kanalın uzunluğu 40 kilometre; genişliği 150 metre, derinliği ise 25 metre. Projenin hayata geçirilmesi halinde, kanalla birlikte İstanbul Boğazı tanker trafiğine tümüyle kapanacak. İstanbul'da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacak.