10 Şubat 2018 günü Ankara'da oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor maçından geriye çok az kişinin hatırladığı bir görüntü kaldı.
Sahanın kenarında top toplayıcı bir çocuk heyecan içinde maçı takip ediyordu.
Trabzon'un kazandığı penaltıda, Kırmızıkara'ların kalecisi Hopf'a "Sağ tarafa atla" diye seslendi.
Hopf, penaltıyı kurtadı.
Maçın sonunda dört farklı oyuncudan forma istese de abilerinin hiçbiri durmadı, hiçbiri göz göze gelmedi, hiçbiri Arda'ya formasını vermedi.
Arda Güler şaşkın, biraz da dargın bir ifadeyle bakarken kameranın kadrajına yakalanıyordu.
Futbolun garip bir adalet duygusu vardır ve sevdiğimiz hikayeler manşetlerde değil, kadraja tesadüfen giren çocuklarda başlar.
Kimseden forma alamayan Arda yıllar sonra dünyanın en büyük kulübünün formasını giyeceğini, milyonlarca çocuğun sırtında kendi adını taşıyacağını bilmiyordu.
Her iyi hikaye gibi Arda'nın hikayesi de sahnenin ortasında değil, kenarında başlamıştı.
Türkiye son Dünya Kupası'nı oynadığında Arda Güler henüz doğmamıştı.
Milli takımın 3-2 kazandığı maçta İlhan Mansız son golü Güney Kore ağlarına gönderdiğinde, Rüştü Reçber eldivenlerini çıkardığında, Türkiye üçüncülük kürsüsüne çıktığında Arda diye bir futbolcu yoktu. Dünya Kupası onun çocukluğunda yaşanmış bir anı değil, YouTube'dan izlenen bir hikayeydi.
Şimdi ise Türkiye yıllar sonra aynı sahneye dönerken gözler onun üzerinde olacak. Çünkü Arda yalnızca bir futbolcu değil, futbolun bir çocuğun hayatını değiştirebileceğine dair inancın da taşıyıcısı.
Arda'yı ilk keşfeden kişi bir scout ya da büyük bir kulübün gözlemcisi değil, Mahmut Hoca'sıydı.
Okuldaki öğretmenleri ona "10-A'nın Messi'si" diyordu. Ne var ki yetenek, hikayenin kolay kısmıydı.
Arda'nın ailesi Ankara'da küçük bir dükkan işletiyordu. Bir yanda antrenmanlar, diğer yanda geçim derdi vardı.
Sonra Fenerbahçe geldi. Ali Koç'un yıllar sonra anlatacağı gibi Arda'yı 250 bin liraya alan kulüp Fenerbahçe oldu.
İstanbul'a doğru yola çıkarken ablası kardeşinin kulağına eğilip yalnızca bir cümle söyledi: "O buzdolabını doldur Arda."
Bu bir tavsiyeden çok sorumluluktu.
'Bir daha bu duyguyu yaşamayacağım'
Spikerin ilk kez "Genç Arda" diye anons ettiği resmi maçta henüz 16 yaşındaydı. Onu sahaya süren teknik direktör Vítor Pereira'ydı. Ama Arda'nın kariyerine asıl eşlik edecek kelime başka olacaktı: Beklemek.
Jorge Jesus döneminde haftalarca forma bulamadı.
Bir gün duran top çalışmasında iki takım kuruldu.
Arda tek başına köşe vuruşu çalıştı. Eve döndüğünde ağladı. O gün kendine bir söz verdi: "Bir daha bu duyguyu yaşamayacağım."
O günden yaklaşık bir yıl sonra, 6 Temmuz 2023'te Real Madrid internet sitesine üç kelime yazıyordu. "Comunicado Oficial: Arda Güler."
İmza töreninde ilginç bir şey oldu. Florentino Pérez konuşurken Arda bir anda ayağa kalktı. Başkanın kendisini çağırdığını sanmıştı. İspanyolcası henüz yeterli değildi. Salondakiler güldü. Arda da güldü.
Annesi gözyaşlarını tutamamış ağlarken Arda dönüp ona sarılıyordu. O gün Valdebebas'ta tanıtılan şey yalnızca bir yetenek değil büyümekte olan bir gençti.
'Real Madrid efsanesi olmak istiyorum'
Arda'nın Madrid'deki ilk günlerinde verdiği röportajlardan biri İspanyol basınında geniş yankı uyandıracaktı.
On sekiz yaşındaki Arda'nın önünde Modric vardı. Kroos vardı. Valverde vardı.
Birçok kişi onun bir sezonluğuna başka bir kulübe kiralanacağını düşünüyordu. Arda ise başka bir şey söyledi: "Kiralık gitmeyi düşünmüyorum. Real Madrid efsanesi olmak istiyorum."
İspanyol gazeteleri bu sözleri manşet yaptı.
Kimi bunu cesaret olarak gördü, kimi ise genç bir futbolcunun kurduğu fazla büyük bir cümle olarak.
Çünkü Real Madrid'in tarihi, bekleyemeyen harika çocuklarla doluydu, sabırları tükenmiş, Bernabéu'nun ağırlığı altında kaybolmuşlardı.
Arda beklemekten korkmuyordu. Fenerbahçe'de beklemişti. Şimdi Madrid'de bekliyordu.
İlk sezonunda peş peşe üç sakatlık yaşadı. Aylar geçti. Maçlar geçti. Şampiyonlar Ligi geceleri geçti. Türkiye'de her hafta aynı soru soruluyordu: "Arda neden oynamıyor?" Arda sırasını bekliyordu.
'Çok utangaç ama onu tanıyacaksınız'
Sonra bir gün Şampiyonlar Ligi kupası kazanıldı.
Kutlamalarda Carlo Ancelotti mikrofonu eline aldı ve taraftarların önüne çıkmak istemeyen genç oyuncuyu işaret ederken "Öne çık çocuk" dedi. Arda birkaç cümle kurdu ve mikrofonu hızla geri verdi. Ancelotti karşısındaki binlerce taraftara, "Çok utangaç ama onu tanıyacaksınız" diyordu.
İki Arda vardı. Birisi bekleyen, sessiz, ölçülü, dikkat çekmeye çalışmayan, sakin Arda'ydı. Büyük harflerle konuşmayan, basın toplantılarında manşet üretmeyen, röportaj verirken başını hafifçe öne eğen, kameraların karşısında, ona sorulan soruların büyüklüğünden neredeyse mahcup olan, ses tonundaki nezaketi hiç bozmayan, Modric'e, Kroos'a "Abi" diyen Arda.
İkincisi ise top ayağına geldiği anda ortaya çıkıyordu.
Real Madrid tesislerinde çalışan bir görevli onu şöyle tarif ediyordu:
"Etrafta yuvarlak bir şey varsa onunla oynamak istiyor. Topla özel bir ilişkisi var. Topa dokunuşu eşsiz. Bu onun hayatı."
Xabi Alonso'nun ona "Sahada bir savaşçı olduğunu biliyorum" demesinin nedeni de buydu.
Büyük maçlardan, büyük yıldızlardan korkmayan, topu istemekten ve 70 metreden şut çekmekten çekinmeyen Arda. Herkes güvenli seçeneği ararken o en zor pası gören de oydu.
Risk alıyordu. Bazen bir asist bazen bir gol, bazen de sahada yaptıklarını anlatmaya kelimeler yetmeyince Real Madrid attığı bir tweet ile golcülüğün adını 'Arda GÖler' olarak değiştiriyordu.
Yıllar sonra Players' Tribune'da yayımlanan mektubunda çocukluğuna döndü.
İstanbul'a gitmeden önce ablasının kulağına fısıldadığı o cümleyi hatırladı.
Sonra altına iki kelimelik bir cevap yazdı: "Buzdolabı doldu."
Belki de kariyerindeki hiçbir gol, hiçbir transfer haberi, hiçbir manşet bu iki kelime kadar şey anlatmıyordu.
Başarı büyüdükçe insanların hafızası küçülebilir. Arda'nınki küçülmedi. Babası ona bir defter hediye etmiş, hayallerini ve yol boyunca kendisine yardım eden insanların isimlerini yazmasını söylemişti.
Listenin başına bugün hayatta olmayan Mahmut Hocası'nı yazdı.
Devamında hayatına değen insanlar duruyordu. Modrić bunlardan biri. Kimseler görmeden Arda'ya 10 numaralı formasını hediye eden Modrić.
Şimdi Modrić vedaya hazırlanırken, Arda hayatının ilk Dünya Kupası'na çıkacak.
Bir köşede ona sabretmeyi öğreten Ancelotti duracak.
Bir başka köşede, herkes dakika hesabı yaparken ona güvenmeyi seçen Montella.
Bu kez sahanın kenarında Arda Güler olmak isteyen çocuklar olacak.