Ana içeriğe geç

Saha içinde ve dışında Fas'tan bir futbol dersi

Edinburgh Üniversitesi Spor Kürsüsü Başkanı Grant Jarvie, İskoçya'nın önde gelen gazetelerinden The Scotsman'a değerlendirmelerde bulundu. Jarvie, İskoçya'nın uluslararası angajmanı güçlendirmek için futbolu bir diplomasi aracı olarak kullanabileceğini ifade ediyor

Saha içinde ve dışında Fas'tan bir futbol dersi
Gazete Oksijen
16

John McGinn, İskoçya milli takımı, İskoçya Futbol Federasyonu (SFA) ve Tartan Army nelerin yapılabileceğini gösterdi. Peki Dünya Kupası'nda en az dört İskoç hükümet bakanı da varken, siyasetçiler topu ağlara gönderebilecek mi?

Jarvie'ye göre İskoçya-Fas maçı, futbolun önemine dair çarpıcı bir örnek sunuyor. Bunun aynı anda hem bir futbol etkinliği, hem bir kültürel karşılaşma, hem bir diplomatik fırsat, hem de bir ekonomik platform olduğunu düşünüyor.

"Futbol, sert jeopolitik getiriler için yolu başarıyla açtı. İskoçya, çeşitli spor etkinliklerini ülkeye çekmeyi başardı. Ancak Fas'ın aksine, futbolu bilinçli olarak planlanmış bir uluslararası angajman ve iş birliği itici gücü olarak stratejik biçimde anlama, fonlama ve kullanma noktasında henüz geride."

Fas için futbol, dış politikanın temel direklerinden biri ve 5 milyar dolarlık bir fona sahip. Fas, 2030 FIFA Dünya Kupası'nın ortak ev sahiplerinden biri. Jarvie, Fas'ın Avrupa ile ticari ilişkilerini yapısal olarak dönüştürmek ve kendisini küresel ölçekte konumlandırmak için bunu kaldıraç olarak kullandığını, devlet öncülüğünde bir spor diplomasisi stratejisini stratejik biçimde hayata geçirdiklerini vurguluyor:

"Fas'ın yaklaşımı, futbolun yalnızca maç kazanmakta değil — ki dünya sıralamasında yedinciler — uluslararası nüfuzu güçlendirmek, yatırım çekmek, ekonomik modernleşmeyi desteklemek ve ülkenin küresel itibarını artırmak için de stratejik biçimde kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Fas yalnız değil. Avustralya da bir spor diplomasisi stratejisi ve stratejik, bilinçli biçimde planlanmış bir 'yeşil ve sarı spor etkinlikleri on yılı' yürütüyor."

İskoçya'nın spor varlıkları olduğunun altını çizen Jarvie, ülkede futbolu ve sporu aynı şekilde uluslararası ve/veya küresel çabaların merkezine koyup değerlendirecek stratejik bir planın ya da niyetin olmadığına dikkat çekiyor.

"Trump yönetimi öncesinde ABD sporu, değer verilen bir uluslararası angajman aracıydı. İskoçya'nın kültür ve dış ilişkiler portföyleri ise hedefli sportif değişim programlarını hiç fonlamadı.

İskoç kabinesindeki sorumluluklara bakarsanız, birçoğu — dış ilişkiler, kültür, ekonomi ve turizm, iş dünyası, uluslararası kalkınma ve hep çiğnenen o sağlık-spor patikası dahil — bütçesinden spora ayrılacak bir üst dilimden fayda görecek bir portföye sahip."

Futbolun kullanılmasının politik itici güç kapsamına girebilecek birçok gerekçesi var: Cazibe, ulusal marka, ulusal kültürü tanıtma, iş birliğini ve uluslararası angajmanı teşvik etme, bölgesel nüfuz, diaspora bağı, jeopolitik nüfuz, iç angajman, ağlar kurma, erişimi güçlendirme ve yerel ekonomiyi destekleme. Bu fırsatların ne ölçüde gerçekleştirileceği ise, sportif hedefleri daha geniş amaçlarla hizalayabilecek tutarlı bir stratejinin varlığına bağlı:

"İskoçya'nın Tartan Army'sinin değeri tesadüfi değil. Binlerce İskoç Miami ya da Boston'a geldiğinde, farklı giyinip yüksek sesle şarkı söyleyip ardından sessizce yerel bir hayır kurumuna bağış yaptığında, İskoçya'nın hiçbir pazarlama kampanyasının üretemeyeceği bir versiyonunu — cömert, kendiyle dalga geçebilen ve dışa dönük bir İskoçya'yı — yansıtıyorlar. Tartan Army, futbol taraftarlarının nasıl ulusal itibarın taşıyıcıları olduğunu ve futbol taraftarlığını bir tür kamu diplomasisine dönüştürdüğünü örnekliyor."

Futbol, İskoçya'da hem erkekler hem kadınlar için en popüler spor. Nüfusa oranla stadyumların kapılarından geçip futbol izleyenlerin sayısı, Avrupa'daki diğer tüm ülkelerden fazla. Ayrıca futbola dair İskoçya'dan çıkan fikirler, küresel oyunun yayılmasını etkiledi. SFA, başlangıçta sahnedeydi ve diğer federasyonlarla birlikte hâlâ oyunun kurallarının koruyucusu. Futbol, İskoçya'nın büyük spor etkinliklerini ülkeye çekme çabalarının da önemli bir parçası. İskoçya, Birleşik Krallık'ta düzenlenecek olan Euro 2028'in ev sahiplerinden ve 2035 Kadınlar Dünya Kupası için ev sahibi adayları arasındalar.

İskoçya'nın çok sayıda potansiyel angajman alanı olduğunu düşünen Jarvie, spor teknolojisi ve veri analitiğini de işaret ediyor:

"İskoç üniversitelerinin yapay zekâ ve etik alanındaki uzmanlığının yanı sıra golf ve doğa sporlarına dair bilgisi var. Bu sırada Fas, 2030 için şimdiden ultra modern bir dijital altyapı ve stat lojistiği arayışında.

İskoçya'nın geniş bir uluslararası platform yelpazesine erişimi var. Yalnızca Scotland House ve Scottish Office aracılığıyla değil, kapsamlı bir Birleşik Krallık diplomatik ağı üzerinden de. Yine de erişimi olan bu altyapıyı ve spor elçilerini değerlendirecek, kendine özgü bir spor diplomasisi ve dış ilişkiler stratejisi yok. İskoçya'nın geleceği dışa dönük ve hırslı olabilir ama spor için kendine özgü ve belirli bir uluslararası angajman çerçevesinden yoksun olması, İskoçya'nın Fas'tan ve daha yakınındaki İrlanda'dan öğrenebileceği dersler olduğunu gösteriyor."

Dünya Kupası'nda İskoç hükümetinin bakanları orada. Jarvie, yetkililerin Fas'tan ders çıkarmış olmasını ve sporu acilen stratejik, bilinçli ve mali olarak uluslararası angajman çabalarının kalbine daha yakın bir yere yerleştirmesini umuyor:

"Dünya Kupası ile Fas'ın ve İskoçya'nın deneyimleri, futbolu bir yumuşak güç (soft power) kaynağı olarak harekete geçirmeye yönelik iki zıt yaklaşımı gözler önüne seriyor: Fas bir strateji izlerken, İskoçya futbolun ve sporun daha geniş uluslararası angajman çerçevesinde oynayabileceği rolü hâlâ tanımlamaya çalışıyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler