Son dönemin en popüler komedyenlerinden Deniz Göktaş'ın YouTube üzerinden yayınladığı yeni stand-up gösterisi "Ölü Deniz", sosyal medyada adeta fırtınalar kopardı.
"Selam Selam" gösterisiyle büyük bir hayran kitlesi edinen Göktaş'ın Ölü Deniz adlı yeni gösterisindeki bazı espriler, sınırları zorladığı iddiasıyla belirli kesimlerin tepkisini çekti. Bu tepkilerin ardından ünlü komedyen hakkında resmi soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
"Şu Andaki Koltuğuma Göz Dikmişsin"
Soruşturma haberinin ardından ifade özgürlüğü ve mizahın sınırları tartışmaları alevlenirken, Göktaş'a çeşitli gruplardan destek mesajları yağdı. Ancak en dikkat çekici ve gündem yaratan destek, Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan siyasetçi Selahattin Demirtaş'tan geldi. Demirtaş, Göktaş'a hitaben yazdığı açık mektupta siyasi mizahın gücüne vurgu yaparak ironi dolu ifadelere yer verdi.
Mektubuna avukatlarıyla arasında geçen bir diyalogla başlayan Demirtaş, Göktaş'a şu sözlerle seslendi: "Avukatlarım dediler ki 'Deniz Göktaş diye genç bir adam var, siyasi mizah yapmak suretiyle çaktırmadan senin koltuğuna göz dikmiş, haberin olsun!' Dedim 'Şu andaki koltuğuma mı?', 'Evet' dediler 'Öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.' 'Hadi inşallah, hayırlısı' dedim. O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!"
"Aynen Devamke" Mesajı
Mektubunda genç yetenekleri teşvik etmenin boyunlarının borcu olduğunu belirten Demirtaş, Göktaş'a "kesinlikle doğru yoldasın, aynen devamke" sözleriyle moral verdi. İşin en çarpıcı kısmı ise mektubun sonundaki isim ironisi oldu. Yakın siyasi tarihimizin önemli figürlerinden Deniz Gezmiş'e üstü kapalı bir selam gönderen Demirtaş, mektubunu şu sözlerle noktaladı:
"Bu arada bana bazen 'Selo' diyenler oluyor, ben de sana kısaca 'Denyo' diyebilir miyim? Gerçi bu olmadı, senin ismini kısaltamıyoruz. Hatta assalar da, kesseler de olmuyor; Deniz her zaman Deniz olarak kalıyor. Neyse, ben sana mecburen kısaca Deniz diyeceğim." Siyaset ve mizah dünyasını bir araya getiren bu mektup, sosyal medyanın en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi.
Demirtaş mektubun tamamında şu ifadelere yer verdi:
'Avukatlarım dediler ki 'Deniz Göktaş diye genç bir adam var, siyasi mizah yapmak suretiyle çaktırmadan senin koltuğuna göz dikmiş, haberin olsun!' Dedim 'şu andaki koltuğuma mı?', 'evet' dediler 'öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.'. 'Hadi inşaallah, hayırlısı' dedim. O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!
Böylesi genç yetenekleri teşvik ve tahrik etmek de boynumuzun borcudur. Bak, güzel kardeşim; kesinlikle doğru yoldasın, aynen devamke. Bu arada bana bazen 'Selo' diyenler oluyor, ben de sana kısaca 'Denyo', diyebilir miyim? Gerçi bu olmadı, senin ismini kısaltamıyoruz. Hatta assalar da, kesseler de olmuyor; Deniz her zaman Deniz olarak kalıyor. Neyse, ben sana mecburen kısaca Deniz diyeceğim.
Bak, Deniz kardeş; koltuğuma göz dikmeni takdirle karşıladım hatta tatlı bir telaş, fazlaca umut da var. On yıldır bu günü bekliyorum; Yılmaz, Cem falan benim yerime gelirler diye düşünmüştüm de denyolar beni hayal kırıklığına uğrattılar. Fakat sen öyle değilsin canım kardeşim, sende o ışık var, başaracaksın illaki. Çaban, mücadelen, gayretin mutlaka sonuç verecek, vazgeçme lütfen.
Baktın sabahın köründe kapına dayanmıyorlar, ki en kötüsü bu şekilde beklemektir, durma sen git. Taksim'e git mesela, avukatlarımın sana ileteceği iki tane sağlam sloganı sol yumruk havada, hançereni yırtarcasına meydanın ortasında haykır, akşamına koltuğum senindir inşaallah.
Sana bir de Abi tavsiyesi; 'Yurt dışına kaçmadım ki, iki şort, iki tişörtle yurt dışına mı kaçılır', şeklindeki argümanın pek sağlam olmamış. Sanırsın kıyafet yeryüzünde bir tek Türkiye'de satılıyor, dünyanın geri kalanı halen incir yaprağıyla geziyor! Öyle olmaz, yemezler bunlar. Misal şöyle inandırıcı bir şeyler uydur 'ya yeminle altın fiyatları dip yapınca daha dün bi çeyrek aldım, haftaya yine tavan yapınca satcam. Çeyreği Türkiye'de bırakıp kaçar mıyım ya!'.
Takdir yine de senindir Deniz kardeş, bu halk her halükarda Deniz'leri sever. Üstelik tuhaftır ki dönmeyen Deniz'leri daha çok severler. Olan bana olacak ya neyse, yapacak bir şey yok.
Son olarak yetkililere de seslenmek isterim; bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilemiyorum ama bırakın da gençler korkmadan, özgürce düşünüp, konuşsun, gülsünler bari. Toplumsal gelişme, ilerleme için özgürlükler şarttır, olmazsa olmazdır, gençleri engellemeyin lütfen.
Not: Eğer ki gösterisinde bana da giydirmişse tutuklayın tabi, o ayrı.
Selam, sevgilerimle'