Ana içeriğe geç

Kıyı kentlerinin geleceği masaya yatırıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği tarafından kıyı belediyelerinin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirmek ve kıyı alanlarının korunmasına ilişkin ortak politikalar geliştirmek amacıyla Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı düzenlendi. Farklı kıyı bölgelerinde devam edecek çalıştay sonucunda Kıyı Kentleri Politika Belgesi hazırlanacak.

Kıyı kentlerinin geleceği masaya yatırıldı
Birgün
16

Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı, “Daha İyi Bir Gelecek Yerelden Gelecek” sloganıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğinde Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Kentlerin geleceğinin, ortak yaşam alanlarının, doğal mirasın ve kıyı kültürünün konuşulduğu çalıştaya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, kıyı ve deniz mühendisi, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Türkiye’nin 8 bin 333 kilometre kıyı şeridinin olduğunu, bu şeridin yüzde 35’inin Ege Bölgesi’nde yer aldığını hatırlatarak “Sadece İzmir’de 629 kilometrelik sahil uzunluğu var. Bu, bir lütuf ama her lütuf, aynı zamanda büyük bir sorumluluk demek. Akdeniz Havzası ve kıyılarımız, küresel ısınmadan en hızlı ve en çok etkilenecek bölgelerin başında geliyor. Deniz seviyesinde yükselme, kıyı erozyonu ve ani taşkınlar… İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kıyılarda rant baskısına karşı durmaya ve imar süreçlerinde büyük hassasiyet göstermeye devam ediyoruz” dedi.

Kamusal kullanım, ekoloji ve dayanıklılık, planlama ve yönetişim, mavi ekonomi konu başlıklarının bir arada hayata geçirildiğinde anlamlı olabileceğini ifade eden Yıldır, “Kıyılar hakkında, devlet hüküm ve tasarruf sahibidir. Kıyılar; herkesin erişimine açık, toplumsal eşitliği ve sosyalleşmeyi sağlayan, nihayetinde korunması gereken mekânlar olarak görülmeli. Yerel yönetimlerin burada yapabilecekleri; kıyı erişimini kolaylaştırmak, yaya ve bisiklet bağlantılarını sağlamak, kaçak yapılaşmaya engel olmak, engellilerin yaşamını gözetmek, kıyı ekosistemini korumak, kültürel etkinliği organize etmek. Bugün şehircilik anlayışında kamusal kullanımla ekonomik faaliyetler arasındaki denge nasıl oluşturulacak, şehir plancılarının en çok bunun üzerine kafa yorması gerek. Doğaya ve dünyaya bakışımızı değiştirmemiz şart. Burada bize çok fazla görev düşüyor” diye konuştu.

“KIYILAR KAMUSALDIR”

Açılış konuşmalarının ardından kıyı ve deniz mühendisi, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, sunum gerçekleştirdi. Kentlerin geleceğini, kamusal yaşamı, doğayı, insanın kent ve denizle kurduğu ilişkiyi aktaran Güler, “Kıyılar yalnızca çevresel değil artık ekonomik, siyasal ve toplumsal mücadele alanı haline gelmiştir. Kıyılar toplumların dünyaya açılan yüzüdür ama bugün bu alanlar ciddi baskı altında. Artık şu temel soruyu sormak gerek; kıyılar ne için var ve kimin için var? Yalnızca yatırım projeleri, yüksek gelir grubuna hizmet eden alanlar için mi yoksa toplumun ortak kullanımı için mi? Bunun cevabını net olarak vermemiz gerekiyor. Şunu bilmemiz lazım; kıyılar toplumundur, kıyılar kamusaldır, kıyılar gelecek kuşakların ortak mirasıdır” ifadelerini kullandı. Kıyı kentlerinde yaşanan temel sorunun denize ulaşamamak olduğunu vurgulayan Güler, şöyle konuştu: “Sahiller giderek yüksek duvarların, özel işletmelerin ve erişimi kısıtlayan yapıların arasında sıkışıyor. O nedenle kıyı meselesi yalnızca teknik planlama konusu olmaktan çıkıyor. Bu mesele aynı zamanda kamusal bir hak meselesi, bir kent hakkı meselesi, bir demokrasi meselesi haline dönüşüyor” dedi.

“HAVZA YÖNETİMİ İLE MÜMKÜN”

Kıyı kentlerinin plansız kentleşme, çevresel baskılar ve iklim krizi olmak üzere üç büyük baskıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Güler, İzmir Körfezi’ne ilişkin de şunları söyledi: “İzmir Körfezi de ciddi bir ekolojik baskı altındadır. Zaman zaman yaşanan alg patlamaları, kötü koku gibi sorunlar halk sağlığını, ekonomik yaşamı, kamusal hayatı ve mekân-yaşam kalitesini de doğrudan etkilemektedir. Ancak körfezler kendi kendine bozulan alanlar değildir. Bilimsel veriye dayalı, uzun vadeli kamucu politikalarla yeniden iyileşme kapasitesine sahip ekosistemlerdir. İzmir’de yürütülen arıtma altyapısı yatırımları, su kalitesi izleme çalışmaları ve üniversitelerle geliştirilen ortak çalışmalar bunun mümkün olduğunu göstermektedir. Ancak burada havza yönetimi öne çıkmaktadır. Körfez tek başına değil çevresindeki alanların kullanımının etkisiyle kirleniyor. Kıyılar ancak bilimsel, demokratik, kamusal yararı esas alan bir anlayışla korunabilir.”

SUNUM VE ATÖLYELER

Çalıştay kapsamında “İzmir İli Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetim ve Planlama Projesi 2012”, “Belediyelerin Kıyı Alanlarına Yönelik Yetki ve Sorumlulukları, Yasal Kurumsal Yapı” konularında sunumlar yapıldı. İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu ise “Kamusal Altyapılar Olarak Kıyılar: Mekânsal Dinamikler, Kamusal Kullanım ve Gelecek Perspektifleri” sunumu gerçekleştirdi. Çalıştayda “Kamusal Kullanım”, “Ekoloji ve Dayanıklılık”, “Planlama ve Yönetişim” ile “Mavi Ekonomi” başlıklarında atölye çalışmaları da düzenlendi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler