CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık yol arkadaşı Bülent Kuşoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki son gelişmelere ve parti içi ayrılıklara dair Nefes Gazetesi yazarı Aytunç Erkin'e açıklamalarda bulundu. Partideki mevcut durumu bir bölünmeden ziyade "duygusal bir kopuş" olarak tanımlayan Kuşoğlu, 2023 seçim sürecinde Kılıçdaroğlu'nun yanında duran ancak iktidar hedefi için samimiyetle çalışmayan isimler olduğunu belirterek siyasette yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Kuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Yeni Parti kuruldu. CHP’de ayrılık yaşandı. Bülent Kuşoğlu ve genel merkez bu bölünmeyi ya da ayrılığı nasıl gördü?
CHP’de bir ayrılık olmasına üzüldük. Bir de şuna üzüldük: Ben bunu kavram olarak bölünme kabul etmiyorum. Bu bir ayrılma. Bölünme şöyle olur: Sosyolojik olarak partinin tabanında bir ayrışma olur. İdeolojik olarak da bir farklılık yok. “Biz CHP’den farklı düşünüyoruz” da demediler. CHP bugün ne düşünüyorsa kendileri de aynı. Zaten dün aramızdalardı. Farklılıkları olmadan ayrılmak ne anlama geliyor bunu yeterince anlayamadım daha doğrusu. Bu duygusal bir kopuş. ‘Koltuklarda biz oturamayacağız onun için gelecek görmüyoruz’ anlamında bir kopuş. Yoksa bir bölünme değil. Düşünce, ideoloji ve sosyolojik bazda henüz bir bölünme yok.
Sokaktaki farklılığı görmüyor musunuz? Özgür Özel’e destek var.
Seçmen, iktidarın değişmesini arzu ediyor. Haklı olarak iktidardaki değişim için kendisine umut veren yerleri destekliyor. Müthiş heyecanlı bir toplum var, benim üzüldüğüm de bu. Uzun zamandır CHP’deki bu değişim halkın umutlarını alıyor, bir yerlere götürüyor ve sönümleniyor. Yine öyle olmasından endişe ediyorum. Halkın umudu ve heyecanı o kadar yüksek ki… Haluk Levent olayına bakın. Sosyal yardımlarında bile bu umutla hareket ediyorlar. Yardımcı oluyorlar. Ama istismar edildiler. Benzeri durum siyasette de söz konusu sanki.
"KILIÇDAROĞLU İÇİN ÇALIŞMAYANLAR VARMIŞ"
2023’te de bu yaşandı mı sizce? Kemal Kılıçdaroğlu bir umuttu ve yenilgi yaşandı.
Orada da bu durum yaşandı ama bir istismar söz konusu değildi. Samimi olarak Kemal Kılıçdaroğlu uğraştı. Kılıçdaroğlu, halk için uğraştı uğraştı. Ama samimi olmadan onun yanında görünenler de olmuş maalesef. Sonradan bunu anlıyoruz. Seçimler olmadan bile Kılıçdaroğlu için CHP iktidarı için çalışmayanlar varmış.
AYRILIK 2023 SEÇİMLERİNDEN ÖNCE BAŞLAMIŞ
Bu ayrılığı böyle mi okuyorsunuz?
Bu ayrılık 2023 seçimlerinden önce başlamış. O zaman bir televizyona sirayet etmiş. CHP o dönem o televizyonla sözleşmelerini iptal etti. Bir televizyon düşünün; kendisini destekleyen bir parti var ama buna rağmen parti içinde bir bölünme yarattı. O tarihten başladı o bölünme. Maalesef bu ayrışma halkın umutlarını da istismar ediyor.
PROGRAMLARI HALKA UMUT VERMİYOR
‘Halkın umutları’ dediniz. Özgür Özel sokağa çıktı zaman binlerce kişi destek veriyor. CHP, siz, o tabanı nasıl ikna edeceksiniz?
Ben Özgür Bey’in samimiyetsiz olduğunu düşünmüyorum. Fakat programlarının içi dolu değil. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki dünya değişiyor. Ekonomide de dış politikada da kurallar değişiyor. Haritalar, paylaşım stratejileri değişiyor. Ülkelerin yönetimiyle ilgili kurallar değişiyor. Böyle bir dönemde Yeni Parti’nin programına bakarsanız yetersiz olduğunu görürsünüz, 10 yıl önce de 20 yıl önce de böyle bir programla ortaya çıkılabilirdi. Dünyadaki değişimle ilgili hiçbir şey söz konusu değil. Halkın umutlarını kavrayacak, umutları realize edecek bir şey göremiyorum ve bunun için de üzülüyorum. Şu anda Türk siyaseti halkın umutlarını çözecek projelere sahip değil maalesef.
Bütün siyaset için mi diyorsunuz?
Hepsi için ama en fazla umut CHP kitlesi içinde var ve büyük hüsran burada yaşanıyor.
Bu umutların hüsrana dönüşeceğini mi düşünüyorsunuz?
Evet öyle düşünüyorum. İçi boş çünkü. Umut vaat ediyor ama halkın umudunun gerçekleşmesi için ne yapacakları konusunda bir program yok. İçinin doldurulması lazım.
CHP bu umudu sağlayabilir mi?
Siyasetin sağlaması lazım. Benim daha önce bir röportajda kurduğum cümleler istismar edildi. “Devlet aklı” demiştim. Bu kavram üzerinden saçmalandı resmen. Bir ülkeyi seçilmişlerle atanmışlar yönetir. Şu anda Türkiye’yi maalesef ağırlıklı olarak atanmışlar yönetiyor. Siyasetçilerin projelerinin olması lazım atanmışların da bu projeleri uygulamaları lazım. Atanmışlar hem proje yapıyor hem uygulamayı. Burada CHP’nin devreye girmesi ve siyaset üretmesi lazım. CHP’nin muhakkak halkın umutlarını realize etmesi lazım. Onun için de muhakkak bir arada, güçlü olmak gerekiyor. Bu dönemde ekonomiyle ilgili, dış politikayla ilgili sıkıntıların nasıl çözüleceği konusunda CHP’nin proje ortaya koyması gerekiyor. Bu da birlik beraberlikle yapabilir. Maalesef kendi içimize döndük, ayrışma yaşıyoruz. Halkın umutlarını gerçekleştirmeyi başaramıyoruz. Ancak ne yapıp edip CHP olarak başarmalıyız.
Bu noktaya gelene kadar bu iş çözülemez miydi?
Ben onu süreç içerisinde birkaç kere söyledim. Ama o kadar rasyonaliteden uzaklaşıldı ki… Ben bunu söylediğimde benim tarafımda olanlar da karşı tarafımda olanlar da duymazlıktan geldiler. Küfürler aldık, linç yedik. Konuşulması lazımdı. Mutlak butlan gibi bir durumla karşı karşıya kalınmaması lazımdı. O diyalog olmadığı için bugünlere gelindi.
YENİ PARTİ’YLE FARKLARI NE?
Yeni Parti programını okudunuz. ‘Sosyal demokrat, Altı Ok ve Türkiye İttifakı’ diyor. CHP, Kılıçdaroğlu nasıl bir proje önerecek?
Yeni Parti’nin programını çok liberal gördüm, garipsedim. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” kitabı var. Batı’nın kazandığı kadar liberalizmin de kazandığını söylüyordu. Pazar ekonomisinin kazandığını iddia ediyordu. Sonradan yazdığı kitapla kendisini de yalanladı. Şu anda kamu, tüm dünyada devreye giriyor. Birçok Ar-Ge projesi kamuyla yürüyor. CHP’yle, Yeni Parti’nin farkımız şu: Tarımda, eğitimde, sağlıkta, enerjide, yüksek teknolojide, savunma sanayinde özellikle kamunun devrede olmasını savunuyoruz. Altı Ok’tan birisi olan devletçilik bizde daha güçlü devreye sokulacak. Farklılık olarak bunu görüyorum. Onlar bunu söyleyemiyorlar. Ben bunu rahatlıkla söyleyebilirim: CHP, devletçilik okunu, kamuculuğu daha fazla devreye sokacak. İdeolojik farklılık bu ve bunun farkında değiller. Ben söylüyorum bunu. Onlar bu ihtiyacı görememişler, değişimci oldukları halde görememişler.
CHP’NİN YAPMASI GEREKEN YENİ KAMUCULUK
Sonuçta iktidarın değişmesini isteyen bir kitle var. Tepki var ve tepkiyi güvene dönüştürmek önemli.
Bunu güvene dönüştürmek için programın içini doldurmak gerekiyor. Halkın umudunu boşa harcamamak lazım. Artık bunlardan hiçbir şey olmaz fikrinden uzaklaştırmak şart. Onun için de güçlü olmak lazımdı, bir arada olmak gerekiyordu. CHP’nin yapması gereken yeni kamuculuğun nasıl uygulanması gerektiğiydi. Mariana Mazzucato’nun kitabı var. Ondan alıntı yapmışlar. Onun uygulaması kolay değil. Bunları konuşmalıydık, detaylandırmalıydık. Ayrılmayla olmaz bu iş. Çağrım; bir araya gelelim, halkın umudunu heyecanını boşa çıkarmayalım.
YÜZDE 50 ARTI 1 İÇİN ORTAK ADAY ŞART
Sadece parlamento seçimi değil bu. Yüzde 50 artı 1 önemli ve iktidara ancak cumhurbaşkanlığını kazandığında gelebiliyorsun. Önümüzdeki dönemde ortak bir aday çıkarabilir misiniz Yeni Parti’yle? Örneğin Mansur Yavaş ya da başka bir isim.
Onlar diyor ki; “Tam iktidara gidiliyordu. Mutlak butlanla engellendi.” Parlamenter sistemde değiliz. CHP, 360 milletvekili çıkarsa iktidar olamıyor. Bunu düşünmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı adayının güçlü olması lazım. Bunun için de yüzde 50 artı 1’i alacak aday çıkarmak gerekiyor. Ayrışarak yapılamaz. Daha önce denendi. Millet İttifakı’yla yüzde 48 alındı ve doğruydu o yöntem. O yöntemle devam etmek gerekiyor. Tüm muhalefeti birleştirmek lazım. Ortak aday çıkarmamız lazım. Başarı ihtimali var biliyorum ama bu kafayla yok tabii. Sadece CHP ve Yeni Parti için değil, tüm muhalefet için diyorum bunu.
“DEVLET AKLI” DERKEN NE DEMEK İSTEDİ
Önce bir hatırlatma… 1 Haziran’da T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiğiniz röportajda şu cümleleri kurdunuz: “Bir devlet aklı olduğunu söyleyebilirim. Ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. Bir tane devlet aklı da yok zaten. Ama tarihsel gelişime bakarsak; devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili oldu. Onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda.” Bu konuda ne demek istedi Kuşoğlu? Sözleriniz, “Devlet aklı geldi ve Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirdi” diye okundu. Haklı değil miydi böyle okuyanlar?
Öyle okundu ama haklı değillerdi. Benim söylediğim, atanmışların ön planda olmasıydı. Yürütme erkinde tek bir kişi var, seçilmiş Cumhurbaşkanı… Meclis pasifize edilmiş durumda. Böyle bir ortamda seçilmişlerin esamesi okunmuyor. Atanmışlar, belli siyasi çözümleri kendi akıllarına göre gerçekleştiriyorlar. Ekonomide de aldıkları önlemler, adalette aldıkları önlemler gibi. Bunun CHP kitlesini rahatsız etmesi lazım. Siyaset adına güzel değil. CHP’nin en fazla çözüm üretmesi gereken durum bu. Onun için güçlü olması gereken parti CHP. Demokrasinin güçlenmesi için seçilmişlerin güçlü olması gerekir. Bunu söylemek istedim ben. Tam tersi, siyaset üretmeyi bürokratlara bırakmayalım siyasetçiler olarak, CHP olarak çözüm üretelim diyorum. Bürokrat yaptığı zaman olmuyor, halkın desteği olmuyor burada. Atanmışlar devlet adına çözüm arıyorlar, halk adına çözüm aramıyorlar. Bunu söylemek istedim ama yanlış okundu. Kötü niyetle okundu, iyi niyetle okunmadı. Mutlak butlanın gölgesi altında kaldı ve böyle okudular.
AYRILAN ARKADAŞLAR “DELEGENİN İRADESİNİ SATIN ALMADIK” DEMEDİ
Özgür Bey ekibi; “Seçilmiş biziz, atanmış Kemal Bey. CHP’ye operasyon yapıldı” diyor. Haklı değiller mi?
Mahkeme kararı 38. Kurultay’dan önce en son seçilmiş yönetimin gelmesini istedi. Kılıçdaroğlu’nun gelmesini değil. Yine seçilmiş bir yönetim geldi. 37. Kurultay’da seçilenler. Ama 38’inci kurultayın usulüne uygun yapılmadığına hükmetti mahkeme. “Delege iradesi satın alınmıştır, geçerli değil” diyor. Ayrılan arkadaşlardan buna itiraz şimdiye kadar gelmedi. “İradeyi satın almadık, para vermedik” demediler. Mutlak butlan güzel bir hadise değil. Ama partinin satın alındığına dair karara itiraz eden yok. Buna itiraz edilmesi lazım. Mutlak butlana itiraz ediliyorsa. “Hayır biz satın almadık delegenin iradesini” ya da delegenin “Biz satmadık” demesi lazım. Tam tersi ifadeler var: “Sattık.” Üzücü olan da bu.
Aytunç Erkin'in yazısı için tıklayın