Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 7 Temmuz’daki mezuniyet töreninde Mustafa Malo, üzerinde Kuranı Kerim’deki Hud Suresi’nde yer alan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadesinin bulunduğu pankart açtı.
Sosyal medyada dolaşıma giren kısa görüntüler üzerinden bazı öğrencilerin pankartın önüne bilinçli biçimde geçerek ayeti engellediği öne sürüldü. Söz konusu iddiaların ardından AKP’ye yakın isimler Malo’ya destek mesajları attı. Ancak daha sonra yayımlanan yaklaşık altı dakikalık görüntülerde ise Malo’nun pankartı seremoni boyunca açık biçimde taşıdığı, pankarta ya da öğrenciye fiziksel müdahale yaşanmadığı görüldü.
ÜNİVERSİTE VE YÖK İNCELEME BAŞLATTI
Yeditepe Üniversitesi, pankartın açılmasına kurumsal engelleme yapılmadığını açıkladı. Üniversite idari inceleme başlatırken YÖK de soruşturma açıldığını bildirdi. Olay kısa sürede kamuoyunun tartıştığı bir meseleye dönüştü.
KABATAŞ OLAYLARINI ANIMSATTI
Olayın kısa bir görüntü üzerinden “ayetin engellenmesi” ve “inanç özgürlüğüne saldırı” söylemleriyle büyütülmesi, Gezi Direnişi sırasında gündeme getirilen Kabataş iddiasını hatırlattı. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Haziran 2013’te Kabataş’ta başörtülü bir kadının bebeğiyle birlikte bir grubun saldırısına uğradığını ileri sürmüştü.
Daha sonra yayımlanan güvenlik kamerası görüntülerinde iddia edilen nitelikte bir saldırıya rastlanmamıştı. Yeditepe’de de görüntülerin tamamı ortaya çıkmadan öğrencilerin hedef gösterilmesi, kutuplaştırıcı bir dil kullanıldığı eleştirilerine yol açtı.
‘GERÇEK BOYUTUNU AŞAN BİR DEĞERLENDİRME’
Cumhuriyet’e konuşan Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, yeni görüntülerin olayın ilk anda kamuoyuna sunulan biçimiyle örtüşmediğini söyledi. Gülez, “Öğrencinin pankartı yaklaşık altı dakika boyunca taşıdığı ve fiziksel bir müdahale yaşanmadığı görülüyor. Bu nedenle olayın ‘ayetin engellenmesi’ ya da ‘inanç özgürlüğüne saldırı’ şeklinde sunulması, yaşananların gerçek boyutunu aşan ve toplumsal kutuplaşmayı büyüten bir değerlendirmedir” dedi. Üniversitelerin farklı düşünce ve inançların özgürce ifade edilebildiği alanlar olması gerektiğini belirten Gülez, dini, siyasi veya toplumsal içerikli mesajların şiddet, tehdit, nefret söylemi ve ayrımcılık içermediği sürece ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
‘LAİKLİK, DİNİ İFADELERİN YASAKLANMASI DEĞİLDİR’
Gülez, laikliğin dini ifadeleri yasaklamak anlamına gelmediğini, devletin tüm inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede durması gerektiğini söyledi. Dini içerikli görüşleri barışçıl biçimde ifade etme hakkıyla, eğitimin herhangi bir inanç doğrultusunda biçimlendirilmesine karşı laikliğin savunulmasının birlikte güvence altına alınması gerektiğini kaydetti. İnceleme sürecinin cezalandırma, baskı ve hedef gösterme aracına dönüşmemesi gerektiğini ifade eden Gülez, YÖK’ün siyasi tartışmaların ardından hızla soruşturma mekanizmasını işletmesinin üniversitelerin akademik ve idari özerkliğini zayıflattığını dile getirdi.
YÖK’E ‘ASIL SORUNLARA ODAKLANIN’ ÇAĞRISI
Gülez; akademik özgürlüklerin sınırlandırılması, kayyım rektör uygulamaları, güvencesiz çalışma, düşük ücretler, barınma sorunu ve nitelikli eğitime erişimdeki eşitsizliklerin çözüm beklediğini belirtti. Üniversitelerin siyasi baskılarla değil, doğrulanmış bilgi ve üniversite bileşenlerinin demokratik katılımıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
AKP İSİMLERLE AYNI KAREDE
Pankartın engellendiği iddiasını kamuoyuna taşıyan Malo’nun AKP’li isimlerle çektirdiği fotoğraflar da gündeme geldi. Malo’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile fotoğrafları ortaya çıktı.