CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de yaptığı zehir zemberek açıklamalarla parti yönetimini topa tuttu. İstanbul delegeleriyle birlikte toplam 1000 delegenin olağanüstü kurultay için irade beyan ettiğini belirten Emir, tüzük gereği Genel Başkanın 45 gün içinde kurultayı toplama zorunluluğu olduğunu hatırlattı. Emir ayrıca, 9 parti üyesinin hukuksuzca ihraç edilmesine tepki göstererek, "Savunma hakkına bile saygı duymadan evlatlarınızı harcıyorsunuz" dedi.
Murat Emir'in TBMM'de yaptığı açıklama şöyle:
Kimi işlemler, imza kontrolleri yapılıyor ve bunlar tamamlanmak üzere. Bunlar tamamlandığında delegelerimizin iradesiyle olağanüstü kurultay talebimiz başlamış olacak ve artık bundan sonra tüzüğümüze göre atılması gereken adımların takipçisi olacağız. Değerli arkadaşlar bu 830 delegenin anlamını iyi kavramak gerekir.
830 DELEGE IŞLEMLERINI TAMAMLADI
Bilindiği gibi İstanbul il kongremiz hakkında bir tedbir kararı verilmişti ve oradaki tedbir kararı hukuksuz olmakla birlikte hala devam ettiği için biz İstanbul kurultay delegelerimizi bu imza sürecine dahil etmedik. Ancak orada da 170 delegemiz aynı şekilde irade beyanlarını gösterdiler ve 830'a 170'i de ekleyebiliriz. Demek ki şu anda olağanüstü kurultay talep eden 37. kurultay delegelerimizden 1000 delegemiz var. 1000 delegemiz duruma müdahale etmiştir. Partimizin saray eliyle, yargısal operasyonlarla kayyum eline verilerek kurultaysız bırakılmasına, adeta felç edilmesine ve böylesine bir karmaşanın içerisine sürüklenmesine itiraz etmiştir. Dur demiştir, müdahale etmiştir. Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin sahibi millettir. Kurultaydır, üyelerimizdir, kurultay delegelerimizdir. Herkesin kurultay delegelerimizin bu talebine kulak vermesi gerekir. Siyaseten vermelidir. Demokrasinin bir gereği olarak vermelidir. Sandığa, partiye saygının bir gereği olarak vermelidir. Ama aynı zamanda tüzük hükümleri de son derece açıktır. Tüzüğümüze göre 48. maddede yazar, delegelerin salt çoğunluğundan bir fazlası olağanüstü kurultay talebinde bulunuyor ise genel başkan 45 gün içerisinde olağanüstü kurultayı toplantıya çağırır. Tekrar ediyorum, salt çoğunluktan bir fazla kurultay delegesi eğer kurultay yapılsın diye usulüne uygun olarak başvuruda bulunmuşsa artık genel başkanın elinde bir seçenekli durum söz konusu değildir. 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır. Elbette bundan sonra çeşitli tartışmalar yürütülecektir. Bu tartışmalardan en bilineni, en çok konuşulanı tedbirle gelindiği için olağanüstü kurultay yapamayız gerekçesidir. Bu gerekçenin hiçbir hukuki altyapısı yoktur. Herkes 36. Bölge Asliye İstinaf Mahkemesi'nin kararını iyi yoksun. kararın hiçbir yerinde, hiçbir cümlesinde tedbirli gelindiği için olağanüstü kurultay yapılamaz demediği gibi aslında tedbirle gelindiği için tek yapması gereken olağanüstü kurultaydır. Mahkeme demiştir ki bize göre yanlıştır. Bize göre hatalıdır. Bize göre hukuk katledilmiştir. Bize göre demokrasi askıya alınmıştır. Bize göre Türkiye'de demokratik siyasi rekabet bitirilmiştir. Bize göre artık Türkiye'de hiçbir siyasi partinin iktidara gelme, seçim kazanma iddiasının bir daha olamayacağı bir düzene geçilmek istenmektedir. Bunu kabul etmiyoruz elbette. Ama yine de yine de o mahkeme kararına baktığınızda sonuç olarak 38. kurultayı kabul etmediğini, 37. Kurultaydaki mevcut genel başkan parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu göreve tedbiren getirdiğini söylemiştir. Ne yapmak üzere getirmiştir? Kurultay yapmak üzere getirmiştir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur.
TEDBİR KARARI ASLA KURULTAYA ENGEL DEĞİLDİR
Nitekim nitekim değerli arkadaşlar bakın iki olay anlatacağım size. Birincisi otuz 34 Türkiye'nin en saygın, en önde gelen kamu hukuku hocası ortaklaştılar ve bir bildiri yayınladılar geçenlerde. Dediler ki tedbir kararı asla kurultaya engel değildir. Tam tersine kurultay yapmazsanız siyasi partiler yasası gereğince 6 yıl süresi dolan 20 Temmuz'daki adli tatil söz konusu olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girememe tehlikesi doğmaktadır. Dolayısıyla buradaki herhangi bir gerekçenin vesaire bir hukuki tartışma yaratılabilir ama herhangi bir gerekçenin kanunda yazan amir hükmün üstüne çıkamayacağını öngörüyorsak ki öyledir. O halde Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu kötülüğü yapamayız. Cumhuriyet Halk Partisi'ne umut veren milyonları seçimde partisiz bırakamayız. Yapacağınız ilk ve tek şey derhal kurultaydır. Demokrasinin gereği budur. Vicdanların gereği budur. Tabanımızın talebi budur. Milletimizin talebi budur. Kurultay delegelerimizin talebi budur. Tüzüğümüzün emri budur. İkincisi değerli arkadaşlar, yapamıyoruz bir gerekçedir, bir kaçıştır. Eğer bir samimiyet varsa ki ben onun olması gerektiğine inanıyorum, olması gerektiğini düşünmek istiyorum. O halde yol bellidir. Bizim başvuru dilekçelerimizi alırlar, gerekli yazıyı yazarlar ve Çankaya İlçe Seçim Kuruluna başvururlar. Nihayetinde anayasamıza göre de Türkiye'de seçimlerin denetim ve gözetimi Yüksek Seçim Kurulu eliyle yapılır ve Yüksek Seçim Kurulu ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu marifetiyle seçimleri gözetir, yapar, denetler. O halde Çankaya İlçe Seçim Kurulu'nun vereceği kararı görmek gerekir. Bu ağır yükten, bu vebalden, bu gerçekten hiç kimsenin taşıyamayacağı kara lekeden kurtulmanın en kolay, en hızlı ve en onurlu yolu bizim bu başvurumuzu ivedilikle ilçe seçim kuruluna götürmek ve düğmeye basmaktır. Ondan sonrası seçim kurulunun işidir. Ondan sonrası seçim yargısının işidir.
Ama bugünden kurultay yapmamak için bin bir türlü bahane. Her şeyi yapabiliyorsun ama kurultaya gelince yapamıyorsun. Oysa tek yapman gereken şey kurultay. Çünkü tedbiren geldin. Çünkü kurultayla ilgili bir sorundan dolayı geldin. Bu hem tüzük gereğince hem de demokrasi gereğince duyulması gerektiğini bir kez daha altını çizerek söylüyorum.

9 MİLLETVEKLİNİN ÜYELİĞİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE SERT TEPKİ
İkinci husus değerli arkadaşlar bakınız bugün üzüntüyle öğrendik ki yine
9 arkadaşımızın Cumhuriyet Halk Partisi üyeliği Yargıtay tarafından düşürülmüş.
Bir defa bu olağan bir durum değil. Böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey olmamıştır. Olağan bir durum değil. Bir defa bunun altını çizelim. Şimdi kurultay yapamıyoruz diyenler tüzükten kaynaklanmayan, yasadan kaynaklanmayan her türlü yetkiyi alabildiğine kullanıyorlar. Olmayan yetkileri kullanıyorlar. Bunlardan birisi de milletvekillerinin disipline sevki. Açık milletvekillerini disipline sevk edecek organ parti meclisidir. Açıkça. Başka hiçbir organ milletvekillerini disipline sevk edemez. Yok biz ederiz. MYK marifetiyle edemezsiniz. Ettik. Hem de tedbirli ettik. Bakın usul şudur. Parti meclisine gidecek, parti meclisinde karar verilecek. Yüksek Disiplin Kuruluna gitsin diye. Karar verici neresi? Yüksek disiplin kurulu. Yüksek disiplin kurulu dosyayı açacak, süresi içerisinde çağıracak. Süresi içerisinde ifadesini alacak kişinin ve buna göre karar verecek. Yani Türkiye'de Yargıtay neyse partide de yüksek disiplin kurulu budur. Şimdi MYK toplanıyor olmayan bir yetkiyi kullanıyor. Tedbirli olarak ben bunu yüksek disiplin kuruluna sevk ettim diyor ve tedbirli olduğu için de Yargıtay'a yazıyorlar güya. Yargıtay da bunu düşürüyor üyelikten e olacak iş mi? Yani her şey tedbirle arkadaşlar. Tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına gelip oturuyorsunuz.
BU KAÇAK DÖVÜŞMEKTİR
Tedbirle Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetmeye çalışıyorsunuz. Tedbirle geliyorsunuz. Yıllarca kalacağız. Seçimi de biz yapacağız. Herkes hesabını buna göre yapsın diyorsunuz. Ama iş kurultay yapmaya gelince biz tedbirle geldik. Kurultay yapamayız diyorsunuz. Bu kaçak dövüşmektir. Bir parti, bir MYK kendi evlatlarını, kendi milletvekillerini hem de tüzüğünü yok sayarak hem de tüzüğünü açıkça çiğneyerek hem de yüksek disiplin kurulu kararını dahi beklemeden hem de yüksek disiplin kurulunda o milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan direkt sonuç doğurmasına yol açmıştır. Peki bunlar bir çırpıda olacaksa o yargılanma hakkı, savunma hakkı nerede kaldı? Hani adalet yürüyüşü yapmıştık birlikte. Hani AKP'nin tek adam rejimine karşı mücadele etmiştik hep birlikte. Hani Türkiye'ye demokrasiyi getirecektik. Hani güçlendirilmiş parlamenter rejimi getirecektik. Nasıl olacaktı bunlar?
PARTİYİ UÇURUMA SÜRÜKLÜYORSUNUZ
Bir milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan onu yüksek disiplin kuruluna parti meclisinin sevk etmesi açık hükmünü dahi görmezden gelerek üyeliğini düşürmek nedir Allah aşkınıza? Bu kadar kanun bilmezseniz, bu kadar usulden koparsanız, bu kadar partinin evlatlarına kastederseniz bu partiyi nereye götüreceksiniz? Partiyi uçuruma sürüklüyorsunuz. Ve bunu biz söyleyince inanmıyorsunuz. Başkaları söyleyince inanmıyorsunuz. Sokağa çıkın, alanlara çıkın, pazara çıkın, evlatlarınıza sorun. Onlar size gerçeği söyleyecekler. Hala bir yol vardır. Hala bir seçenek vardır. Ve bu seçenek kullanılmalıdır.