Başkent Tahran’a giden ekibimizde Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tevfik Kadan, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu ve Ulusal Kanal İnternet Genel Yayın Yönetmeni Barış Demiralay var.
Tahran’da Aydınlık ve Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir’le buluşuyoruz. Valiasr Meydanı’ndayız. Alanda dev bir Ali Hameney fotoğrafı var. Üstü kapalı birçok tezgâh kurulmuş. Öğreniyoruz ki bu tezgâhlara bazı kişiler ve firmalar katkı sağlamış. Kiminde su, poşet içinde kek, çeşitli meşrubat var. Bazılarında ise vatandaşlar evlerindeki buzdolaplarını getirmişler. Güvenlik çok yoğun; Devrim Muhafızları, polis ve askeri okul öğrencilerinin önlerinden geçerken fotoğraf makinemin objektifini yere eğiyorum. Bazılarıyla küçük selamlamalar yapıyoruz.
Meydandaki yükseltinin üzerinde bir İran vatandaşı duruyor. Arada bir dalgalandırdığı millî bayrağını tutuyor. Bayrak nöbeti 24 saat ve tutmak için önceden deftere isminizi yazıyorsunuz.
HAMANEY’İN YUMRUĞU HALA SIMSIKI
Akşam Tahran’ın en önemli merkezlerinden biri olan İnkılâp Meydanı’na gidiyoruz. Şehit Ayetullah Ali Hamaney’in sembolü haline gelen sıkılmış yumruk şeklinde dev bir anıt, meydanın tam ortasına yerleştirilmiş. Yumruk Anıtı, direnişin simgesi halinde gelmiş. Siyah tişörtlerde, şapkalarda, büyük afişlerde Hamaney’in yüzüklü sol yumruğu var. Çok büyük bir sahne. Özenle hazırlanmış. Üzerinde çok az görevli var. Güzel ışıklandırılmış sahnede mersiyeler söyleyen mersiyehanı görebiliyoruz. İran’da kaldığımız süre içinde birçok mersiye dinledik. Bir ölünün ardından duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak, ölen kişiyi övmek amacıyla kaleme alınan divân edebiyatında bir nâzım/şiir türü.
Bizi meydana getiren Devrim Muhafızları Ordusu’ndan sivil giyimli, Türkçe konuşan İranlı arkadaşa “sahneye doğru gitmek istediğimi ve sahneden fotoğraf çekmek istediğimi” söyledim. Şaşkın bakışları ile bunun olamayacağını belirtti. Gecenin loş karanlığında yüzümde nasıl bir ifade gördüyse, bana “Yerinizden sakın kıpırdamayın, ben bir düşüneyim.” dedi ve yanımdan gitti. Bir metre karelik alanımı terk etmedim. Yarım saat sonra yanıma geldi. Omzuma vurarak, “Disiplinin çok iyi, sonra bana fotoğraflarını göster.” diyerek cebindeki küçük suyu verdi ve yanımdan uzaklaştı. Barış Demiralay arkadaşımla beraber sahneye doğru ilerlemeye başladık.
DİRENİŞİN YÜKÜ İRANLI KADINLARIN OMUZLARINDA
Kadınlar erkekler bir arada, onları rahatsız etmemek için büyük özen gösteriyoruz. Üzerimizdeki ekipmanlardan fotoğrafçı ve kameraman olduğumuz belli. Bazen durup onlarla birlikte “Merg ber Amerika!”, “Merg ber İsrail!” sloganı atıyoruz. Özellikle kadınlar bizim sahneye ilerlememize çok yardımcı oluyorlar. Bir ara 50-60 yaşlarında bir kadın önümüze düştü, elindeki bayrağın sopasıyla önündeki direnişçilerin omzuna vurarak bize yol açtı. Sahnenin önüne varmamız bir saati aşkın sürdü. Üzerimde insanların bana verdiği 5-6 adet küçük suyu sahnenin önündekilere verdim. Sahnenin üzerine çıkmak için platformun altından sürünerek ilerlerken, Barış’ın bacağını kesmesi dikkatimi biraz dağıtsa da sonunda sahnenin üzerindeydik. Sahne üzerinden bütün İranlıların yüzünü görebiliyordum.
Kadınlar yine en ön saftalar. “Ya Hüseyin!” feryatları ve ağıtlar okuyarak, ellerini göğüslerine vuran İranlı kadınlar... Meydanı dolduranların ellerini semaya kaldırırken gözlerinden süzülen yaşlar, yalnızca bir lidere duyulan bağlılığın değil direniş ruhundaki heyecanının ifadesi.
İMAM HUMENYİ MUSALLASI
4 Temmuz sabah 05.00’te Ayetullah Ali Hamaney, kızı, gelini, damadı ve torununun naâşının bulunduğu Tahran İmam Humeyni Musalla Camisi’ndeyiz. Aşırı yoğunluk ve mahşerî kalabalık nedeniyle Musalla’nın kapıları planlanandan çok daha geç açılmış. Direniş ruhunu yüreğinde taşıyan kalabalıklar, büyük bir hüzün ve derin bir bağlılık içinde, kudretli liderleri ve canını davasına feda eden öncüleriyle son kez vedalaşmak üzere Musalla’da toplandılar. Avlunun üzerine su boruları döşenmiş. Avludaki vatandaşların aşırı sıcaktan etkilenmemesi için düşünülmüş. Sürekli su püskürtülüyor. Naâşların bulunduğu platformda Ayetullah Hamaney’in halk buluşmalarında konuşma yaptığı İmam Humeyni Hüseyniyesi’ndeki düzeni ve kullandığı sandalyeyi koymuşlar. Kalabalık sürekli “Sözümüz bir! İntikam! İntikam!” sloganları atıyor.
İmam Humeyni Musallası, Tahran’da bulunan ve ülkenin en büyük resmi dinî tören alanlarından biri olarak kabul edilen camisi. Camide cuma namazlarından devlet anmalarına kadar en önemli organizasyonlar yapılıyor. Yüz binlerce kişiyi ağırlayabilecek kapasiteye sahip Musalla Camisi, İran İslâm Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin adını taşıyor. Bence cenaze törenin burada yapılmasının nedeni Hamaney’in yalnızca dinî kimliği değil; devletin ideolojik devamlılığını da temsil ettiğini düşünüyorum.
Ertesi gün Azâdi Meydanı’na gitmek için yola koyulduk. İnkılâp Caddesi’ne çıktığımızda yüz binlerce, belki milyonlarca insanın üzerimize doğru geldiğini gördük. Kapısı kapalı yaya köprüsünün yan demirlerinin üzerini aşarak çıktığım köprüde İran polisi ile karşılaştım. İran Devleti’nin verdiği basın kimliğini göstererek Türkiye’den geldiğimi söylediğimde yüzlerde bir gülümseme oluştu. Polislerden birinin ön ismimin Ali olduğunu diğer arkadaşlarına göstermesi, çalışmamı çok kolaylaştırdı.
ÖNCE İNSAN

İmam Hüseyin’in matemini simgeleyen siyaha bürünmüş mahşerî kalabalık, ellerinde İran bayrakları, şehit liderinin posterleri, “sıkılmış yumruk” sembolleri ve Ayetullah Seyyîd Mücteba Hüseyni Hameney’in fotoğraflarını taşıdı. Yol boyunca vatandaşlara su, meyve suyu, karpuz, parçalanmış buz, şerbet ikram edildi. Yol boyunca ilkyardım çadırları, ambulanslar, abdest almak için büyük bidonlar hepsi hazır edilmiş. Güvenlik için yola çıkan bütün ara yolların başları beton bariyerlerle kapatılmış. İran Devleti törene katılan vatandaşlarının sıcaktan etkilenmemesi için tedbirler almış. Güneş’ten korunmak için gölgelikler yapılmış ama altında kimse yok. Cadde boyunca sürekli su fıskiyesi altında yürüdüler. Kucaklarında daha yaşına girmemiş çocuklarını taşıyan çok sayıda İranlı kadını gözlemledim. Tekerlekli sandalye ile gelenler, hatta görme engelli vatandaşlara rastladık. Törene katılanlar arasında yaşlılar da çok dikkat çekiciydi.
İran tarihindeki en büyük intikam yemininin edildiği bu tören, Amerikan emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı sadece bir protesto değildi. İmparatorluk geleneğine sahip, kararlı ve cesur bir halka sahip olan İran, yenilmezliğini yedi düvele bir kez daha göstermiş oldu.