MAHİR SOLMAZ - ELAZIĞ
“Tütünsüz ve Nikotinsiz Gelecek İçin 30 Yıl: Kanıt, Politika ve Eylem” temasıyla Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği tarafından düzenlenen “Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi” Elazığ’da gerçekleştirildi. Kongrenin ilk iki gününde, tütün kullanımının epidemiyolojisi, endüstri taktikleri, pasif etkilenimle mücadelede sağlık çalışanlarının rolü, bağımlılık tedavisi, bırakmaya yardım hizmetleri ve tütün kontrolünde genç liderlik gelişimi gibi başlıklar ele alındı. Kongre kapsamında Johns Hopkins Üniversitesi School of Public Health (Halk Sağlığı Okulu) ve Vital Strategies iş birliğiyle düzenlenen, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen ‘Tütün Kontrolünde Genç Liderlik Gelişimi Kursu’na 60 genç tütün kontrol lideri katıldı. Elazığ ve çevre illerde çalışan asistanlar, aile hekimleri ve uzman doktorlara yönelik Sağlık Bakanlığı Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ne ise 70 hekim katılım sağladı. Ana sponsorluğunu Kenvue, bronz sponsorluğunu Sanofi, diğer sponsorlukları ise Novo Nordisk ve AstraZeneca ilaç firmalarının üstlendiği kongrede yaklaşık 400 katılımcı, 120’nin üzerinde konuşmacı ve oturum başkanı, farklı disiplinlerden uzmanlar ile ulusal ve uluslararası davetli bilim insanları bir araya geldi.
Açık: Tütüne karşı mücadelenin ilk kıvılcımını Elazığ’da yaktık
Kongrenin açılışında konuşan Prof. Dr. Yasemin Açık, tütüne karşı mücadelelerinin bir halk sağlığı mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bazı mücadeleler sadece mesleki sorumlulukla verilmez; inançla, vicdanla, yürekle ve adanmışlıkla yürütülür. Bugün bu salonda, tütün mücadelesine bir ömür vermiş bilim insanlarının bilgi birikimi, sağlık çalışanlarının sahadaki emeği, kamu iradesi ve sivil toplumun kararlılığı var. Her şeyden önce de bu ülkenin insanına, çocuklarına, ailelerine ve geleceğine duyulan derin bir sorumluluk var” dedi.
Tütüne karşı 40 yıllık mücadele…
Tütün kontrolü çalışmalarının yaklaşık 40 yıl önce Elazığ’da başladığını belirten Prof. Dr. Açık, “80’li yılların ikinci yarısında değerli hocam Erol Sezer ve bir grup arkadaşımla birlikte, tütün kontrolü çalışmalarına başladık. Ortada henüz Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Birimi bile yoktu. İlk kıvılcımı Elazığ’da yaktık” diye konuştu.
Prof. Dr. Açık konuşmasında tütün kontrolü alanında yürüttükleri çalışmalara değindi. 1991 yılında TBMM’den geçen ancak dönemin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen 3694 sayılı yasa sürecinde yoğun savunuculuk faaliyetleri yürüttüklerini söyleyen Açık, o dönemde Elazığ’dan milletvekillerine, bakanlara, komisyon başkanlıklarına ve cumhurbaşkanlığına 5 bin faks göndererek kampanya başlattıklarını hatırlattı. 1993 yılında kurdukları Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği’nin yalnızca sigara karşıtı mesaj veren bir yapı olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Açık, bilimsel üretim, politika geliştirme, savunuculuk ve saha çalışmalarını birlikte yürüttüklerini kaydetti. 1994 yılında Sigara ile Mücadele Karikatür Yarışması düzenlediklerini, 7 Kasım 1996’da yürürlüğe giren 4207 sayılı Kanun’un yasalaşma sürecinde savunuculuk çalışmaları yürüttüklerini ve kanunun uygulanmasının da takipçisi olduklarını anlatan Açık, bu kanunun Elazığ’da uygulanmasına yönelik İl Hıfzıssıhha Meclis Kararı alınmasında rol oynadıklarını da dile getirdi.
Tavizsiz denetim vurgusu
Dernek olarak Sigara Sağlık Ulusal Komitesi’nin kurucuları arasında yer aldıklarını, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Ulusal Tütün Kontrol Kurulu’nda uzun süre görev yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Açık, Türkiye genelinde sigarasız mekanlar oluşturmak için kamu kurumları, universityler ve sağlık kuruluşlarıyla çok sayıda çalışma yürüttüklerini söyledi. Türkiye’nin tütün kontrolü alanında ciddi adımlar attığını belirten Açık, 4207 sayılı Kanun, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, Ulusal Tütün Kontrol Programları, dumansız hava sahası uygulamaları, MPOWER yaklaşımı ve sigara bırakma hizmetlerinin bu birikimin temel yapı taşları olduğunu ancak denetimlerin daha güçlü, kararlı ve tavizsiz bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

4207 sayılı kanunun 30 yılı ele alındı
Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi kapsamında çok sayıda etkinlik yapıldı. Türkiye’de Tütün Kontrolünün 30 Yılı (1996-2026) başlıklı açılış konferansının oturum başkanlıklarını Ak Parti Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir ve Prof. Dr. Yasemin Açık üstlendi. Konferansta; Refah Partisi Eski Milletvekili Dr. Ahmet Feyzi İnceöz ‘4207 Sayılı Kanunun Yasalaşma Süreci’, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl de ‘4207 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler’ hakkında bilgi verdi.
Sürecin hukuki boyutu da mercek altına alındı
HSK 1. Daire Üyesi Hakan Yüksel ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Toker Ergüder’in oturum başkanlığını yaptığı Türk Hukuk Sisteminde Tütün Kontrolü ve Nikotin Bağımlılığı Akciğer Kanserleri Hukuki Süreçleri başlıklı konferansta ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Başkanı İlker Koçyiğit ‘Sigara Kaynaklı Hastalıklardan Oluşan Tazminat Hakları’, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı Özkan Levent Taşkoparan ‘Dumansız Hava Sahasının Uygulanmasında Yaşanan Sorunlar’, Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Celal Tekin ‘Türk Hukuk Sisteminde Tütün Kontrolü ile İlgili Mevzuat’, Ankara 2 No’lu Barosu Başkanı Av. Gökhan Ağdemir ‘Tütün Kullanımı ile Mücadelede Vatandaş Hakları’ konularını ele aldı.
Birinci: Her 5 kişiden biri suçu olmadığı halde içiciler yüzünden ölüyor
Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci konuşmasına, “Sigarayı kapalı alandan dışarı çıkarmış bir ülkeyiz, inanılmaz regülasyonlar yaptık. Ama hala başaramadığımız bir tablo ile karşı karşıyayız ve inanılmaz ciddi zorluklar yaşıyoruz” diyerek başladı. Son 20 yılda bu ülkede 100 yılda yapılmış hastane kapasitesinin yüzde 50 fazlasının yapıldığını belirten Birinci, şunları söyledi: “Türkiye sağlıkta dünyanın en yeni teknolojisine sahip. Ancak sağlık maliyetleri inanılmaz artıyor ve en önemli sebeplerinden biri de sigara. Önümüzdeki 25 yılda Türkiye’deki 65 üstü yaş iki katına çıkacak. Toplam 24 milyon insanda en az bir kronik durum var. Sadece sigara yüzünden Türkiye’de 2,6 milyon sağlıklı yaşam yılı yok oluyor. Burada en önemli şey başlamanın engellenmesi. Çünkü birçok ülkede bıraktırma başarısı yüzde 8 ile 8,8 arasında. Her 5 kişiden biri hiçbir suçu olmadığı halde içenler yüzünden ölüyor. Sadece sigara içenler için söylüyorum, içtiğimiz ortamları doğru seçmediğimizde etrafımızdaki masum insanlara verilen zararları ölçmek açısından istatistiğin yıkıcı gücünü kullanmak istiyorum. OECD ülkelerinde sigara son 10 yılda hep azalmış. Ama Türkiye’de artmış. Türkiye şu anda Endonezya’dan sonra dünyada en fazla sigara içen ülke. Gerçekten bize yakışmıyor. Maalesef çok ciddi mücadeleye rağmen son 15 yılda erkek içicilerimiz yüzde 1,7 azalmış olsa da kadın içicilerimiz 8,4 arttı. Bundan sonra sigara artık kapalı dolapta satılacak. Japonya’daki gibi kimlikle sigara verilmesine yönelik hazırlıklar yapıyoruz. İnce ve daha az tütün kavramlarıyla özellikle kadınları hedef alan yaklaşımların önüne geçmek adına sigara paketlerini standart hale getirmeyi planlıyoruz. 2040’dan sonra Türkiye’nin sigara satışının olmadığı bir ülke olmasını arzu ediyoruz. Amacımız sağlıklı yaşam düzeylerini artırmak.”

Dinç: Önlenebilir hastalıkların birinci sebebi…
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ise konuşmasında önlenebilir hastalıkların birinci sebebinin sigara olduğunu söyledi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 106 yıldan beri bağımlılıklara karşı mücadele verdiklerini belirten Dinç “Ülkemizde her yıl 120 bin insanımız sigaradan dolayı hayatını kaybediyor. 150 milyar sigara izmaritinin 3’te 2’si çöpe atılmıyor. Sokağa atılıyor, doğaya karışıyor, suya karışıyor, toprağa karışıyor ve sigara ile hiç alakası olmayan insanların gıda üzerinden balık üzerinden su üzerinden vücuduna girmesine sebep oluyor” dedi.
Hatipoğlu: Başlamamayı sağlayacak tedbir şart
Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu ise açılış konuşmasında tütünün dünyada bulunduğu zamandan itibaren adeta pamuk gibi endüstriyel olarak değerlendirildiğini belirterek, “Ülkelerin ekonomisi için çok önem arz edilmiş bir ürün. Açıkçası bizim öğrenciliğimiz zamanında bu böyleydi. Zararlarından çok ekonomisinin konuşulduğu zamanlar vardı. Ülkemizde tütün kontrolü noktasında muazzam bir yolun alındığını da ifade etmek isterim. Başlamamayı sağlayacak tedbirleri almamız gerekiyor” diye konuştu.
Aydın: Dumansız kampüs sayesinde sigara bırakma oranı yükseldi
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, üniversitelerinin Dumansız Kampüslerine gelen öğrencilerin mezun olurken sigarayı bırakma oranlarının yüksek olduğunu vurguladı. Sigara ile mücadelenin süreklilik arz etmesini gerektiğini belirten Aydın, “Sigaraya başlamadan önce masum bir bedenin ve ruhun bir güç tarafından sömürüldüğüne inanan birisiyim. Dünyanın emperyalist güçleri masum Gazze’de nasıl bir hedef güdüyor ve o emperyalist güçler oradaki masum insanları bombalarla yok etmeye çalışıyorsa aynı kapitalist güçlerde bu masum gençliği sigara ve diğer bağımlılıklarla yok etmeye çalışıyorlar. Bize o masum gençliği koruma sorumluluğu düşüyor. Bizim mücadelemiz bırakmayı değil başlamayı engelleme olmalı” dedi.
Doğru: Radyasyon açısından da değerlendirilmeli
Fırat Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mahmut Doğru böylesi geniş alana hitap eden çok yönlü bir konunun uzmanlarının Elazığ’da bir araya gelerek, konuyu enine boyuna tartışılmasının ve buradan elde edilen sonuçların başta ülkemiz ve uluslararası kamuoyuna yayılacak olmasının öneminin takdire şayan olduğunu söyledi. Tütünün kongre çerçevesinde zararlı birçok etkisinin konu edileceğini belirten Doğru, “Tütünün özellikle radyasyon açısından da zararlarının tartışılması ve bu çerçevede kapsam alanına girmesine de dikkat çekmek isterim” şeklinde konuştu.

Türkiye genelinde tütün ekonomisi konuşuldu
Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi’nin bir oturumunda ise tütün ekonomisi konuşuldu. EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, TÜSEB Türkiye Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü (TÜHKE) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Enes Gökler ve Yeşilay Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şentürk başkanlığında gerçekleşen oturumda iktisatçı Murat Çokgezen, Türkiye’de tütün ürünleri vergilendirilmesi ve yasadışı tütün ürünleri kullanımı konusunda bilgiler verdi. 2002 yılına kadar Türkiye’de satılan tütün ürünlerinden çeşitli vergiler alındığını belirten Çokgezen, bu tarihten sonra tütün ürünlerine özel tüketim vergisi getirildiğini belirtti.
Oturumun ikinci konuşmacısı TÜSEB Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü ve Kırıkkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Kar yaptı. Kar, “Türkiye’de Geleneksel Tütün Kontrol Politikaları ile Nesil Bazlı Satış Yasağının (GenBan) Maliyet Etkinliği: Nüfus Düzeyinde Kohort Simülasyon Modeli başlıklı bir sunum yaptı.