Ana içeriğe geç

Dünya "Barış Masası"na kilitlendi: İsrail'in Lübnan soykırımı gölgede kaldı

Dünya gözünü Washington ve Tahran arasında varılması an meselesi olan barış anlaşmasına dikmişken, Orta Doğu'da katliam oyunu sahneleniyor. ABD Başkanı Donald Trump, seçim vaadini yerine getirmek ve tarihe geçmek için İran'la el sıkışmaya hazırlanıyor. Ancak tüm dünyanın bu diplomasi trafiğine odaklanmasını fırsat bilen İsrail yönetimi, varılan tüm ateşkesleri ve uluslararası hukuku hiçe sayarak Lübnan'da kan dökmeye devam ediyor.

Dünya "Barış Masası"na kilitlendi: İsrail'in Lübnan soykırımı gölgede kaldı
Akşam
16

ABD ve İranlı müzakereciler Hürmüz Boğazı'nın açılması ve nükleer denetim içeren "Mutabakat Zaptı" konusunda yüzde 85 oranında mutabık kaldı. Trump, sosyal medya hesabından "Her şey hazır, Tahran'ın imzalamasını bekliyoruz" mesajlarıyla diplomatik zafer çığlıkları atıyor.

Fakat madalyonun diğer yüzünde tam bir insanlık dramı var. Küresel medyanın manşetlerini süsleyen bu "barış masası", İsrail'in Lübnan'daki katliamlarını gizleyen bir sis perdesine dönüştü. Batı dünyası Washington'daki imza töreninin dekorunu tartışırken, Güney Lübnan'a bombalar yağıyor ve insanlar katlediliyor.

YARDIM KONVOYLARINA BİLE ATEŞ AÇTILAR

Lübnan'ın son 3 aylık süre zarfındaki durumu İsrail'in gözünün ne kadar döndüğünü bir kez daha kanıtladı. 16 Nisan'da yürürlüğe giren ve en son Haziran başında uzatılan sözde ateşkes, Tel Aviv için sadece bir kağıt parçasından ibaret.

Dün, Vatikan elçiliği tarafından organize edilen ve Güney Lübnan'daki çaresiz sivillere gıda ve tıbbi malzeme taşıyan insani yardım konvoyu, İsrail tankları tarafından doğrudan hedef alındı. Tank mermileri ve makineli tüfek ateşiyle durdurulan konvoy geri çekilmek zorunda kalırken, katil ordusu hemen ardından bölgede yeni bir tahliye terörü estirdi. Sivil halka "bölgeyi terk edin" ültimatomu veren İsrail, peşinden Güney Lübnan köylerini hava saldırılarıyla yerle bir etti.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz

"GÜVENLİ BÖLGEDEN ASLA ÇEKİLMEYECEĞİZ" KÜSTAHLIĞI

Washington, İran'a "Vekil güçlerin finansmanını kes, bölgeye barış gelsin" baskısı yaparken, kendi şımarttığı müttefiki İsrail'in saldırganlığına gözlerini tamamen kapatmış durumda. İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump'a telefonda mavi boncuk dağıtırken, kabinesinin faşist bakanları niyetlerini açıkça itiraf ediyor.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, yaptığı küstah açıklamada, ABD'nin anlaşma çabalarına adeta meydan okudu:

"İsrail; Lübnan, Suriye veya Gazze'de oluşturduğu güvenlik bölgelerinden asla ama asla çekilmeyecektir."

Bu açıklama, Tel Aviv'in amacının güvenlik değil, kalıcı bir işgal ve ilhak politikası olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

TRUMP'IN "KİŞİSEL ZAFER" KÖRLÜĞÜ

Uluslararası analistler, Trump'ın sırf kendi siyasi kariyeri ve "büyük uzlaşmacı" imajı için bölgedeki İsrail vahşetine kör sağır kesildiğini belirtiyor. Beyaz Saray'ın bir yetkilisi, gazetecilerin İsrail'in saldırılarına dair sorularına, "İsrail'in kendini savunma hakkı saklıdır" diyerek yine bilindik Amerikan tiyatrosunu sergiledi.

Dünya, Trump ve İran'ın imzalayacağı kağıtlara kilitlenmişken; Lübnan'da her geçen dakika can veriliyor, çocukların üzerine bombalar düşüyor. Washington sahte bir bahar havası estirmeye çalışsa da, İsrail'in Lübnan'da harladığı bu yangın, sahte barış masalarını çok yakında kül etme tehdidi taşıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler