Ana içeriğe geç

Dünya dolardan kaçıyor

Resmi Para ve Finans Kurumları Forumu (OMFIF)’nun 90 merkez bankası ve kamu fonunu kapsayan araştırmasına göre, küresel rezerv yöneticileri önümüzdeki 10 yılda doların portföylerdeki ağırlığını azaltmayı planlıyor.

Dünya dolardan kaçıyor
Aydınlık
16

Küresel merkez bankaları, önümüzdeki 10 yılda rezerv portföylerindeki ABD doları ağırlığını azaltmayı planlıyor. Resmi Para ve Finans Kurumları Forumu (OMFIF)’nun 90 kurumla yaptığı ankete göre, jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte altın, avro ve Çin yuanının rezerv yönetimindeki ağırlığının artması bekleniyor.

Mart-mayıs döneminde gerçekleştirilen ve toplam 10 trilyon doların üzerinde rezerv varlığını yöneten 90 merkez bankası, kamu emeklilik fonu ve devlet varlık fonunu kapsayan araştırma, doların hâlâ küresel rezerv sistemindeki lider konumunu koruduğunu ancak uzun vadede portföy çeşitlendirme eğiliminin güçlendiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, küresel politika faizlerinin kısa vadede yatırım kararlarının temel belirleyicisi olmayı sürdürdüğünü, buna karşın jeopolitik risklerin uzun vadeli rezerv yönetimi stratejilerini giderek daha fazla şekillendirdiğini vurguladı.

ALTIN ÖNE ÇIKIYOR, AVRO VE YUAN GÜÇ KAZANIYOR

OMFIF raporuna göre merkez bankaları, 10 yıl sonra ortalama rezerv portföylerinin yüzde 52’sinin dolar, yüzde 23’ünün avro ve yüzde 5’inin yuan cinsinden varlıklardan oluşacağını öngörüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre ise ABD dolarının küresel döviz rezervleri içindeki payı 2025’in dördüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 57 seviyesinde bulunuyor. Doların rezerv para statüsü son yıllarda büyük ölçüde korunurken, bu oran 1970’lerde görülen yüzde 85’in üzerindeki tarihi seviyelerin oldukça altında kalıyor.

Araştırma, doları rezervlerinde artırmayı planlayan kurumların sayısının ilk kez azaldığını ortaya koyarken, özellikle gelişmekte olan ülke merkez bankalarının dolar tahsisatlarını azaltma eğiliminin güçlendiğine işaret etti.

OMFIF, “Dolar portföylerde hakimiyetini sürdürüyor ve güvenlik ile likidite açısından hâlâ rakipsiz görülüyor. Ancak özellikle gelişmekte olan piyasalarda hem kısa hem de uzun vadede dolar tahsisatlarının azaltılması giderek daha fazla bekleniyor.” değerlendirmesinde bulundu. Raporda altın, jeopolitik risklerin “en belirgin kazananı” olarak tanımlandı. OMFIF, altının kısa vadeli alım niyetlerinde ilk sırada yer aldığını ve uluslararası para sistemine ilişkin endişelere karşı rezerv stratejisinin merkezine yerleştiğini belirtti.

Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 82’si fiziki altın bulundurduğunu belirtirken, bu oran geçen yıl yüzde 71 seviyesindeydi. Katılımcıların net yüzde 30’u ise önümüzdeki bir ila iki yıl içinde altın yatırımlarını artırmayı planlıyor. Merkez bankaları euro ve yuanın rezerv portföylerinde daha fazla yer alacağını öngörürken, her iki para biriminin de dolar seviyesinde küresel rezerv para olmasının önünde yapısal engeller bulunduğunu değerlendirdi. Katılımcıların yüzde 55’i, Avrupa Birliği’nin kalıcı ve büyük ölçekli ortak borçlanma programlarının euro cinsinden rezerv varlıklarına ilgiyi artıracağını ifade etti. Yuan tarafında ise merkez bankalarının çeşitlendirme avantajı ile yapısal riskler arasında denge kurmaya çalıştığı belirtildi.

Araştırmaya göre küresel kurumsal yatırımcıların yaklaşık yüzde 60’ı, merkez bankalarının ise yüzde 79’u çok kutuplu finansal sisteme geçiş beklentisini paylaşıyor. Bu kapsamda Norveç kronu, Yeni Zelanda doları ve İngiliz sterlini gibi alternatif para birimlerine ilginin de arttığı kaydedildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler