Ana içeriğe geç

İHD'den süreç raporu: Çerçeve yasa gecikmeden çıkarılmalı

'PKK-Barış Süreci İzleme Raporu'nu açıklayan İHD, PKK ile silahlı çatışmanın sona erdiği ama insan hakları, demokrasi, adalet ve temel özgürlükler açısından ciddi gerilemelerin yaşandığı bir yıl olduğuna dikkat çekti. İHDi kalıcı barış için atılması gereken adımları sıraladı

İHD'den süreç raporu: Çerçeve yasa gecikmeden çıkarılmalı
Artı Gerçek
16

Artı Gerçek- İnsan Hakları Derneği (İHD), 1 Ekim 2024 ile 1 Temmuz 2026’yı kapsayan, 'PKK – Barış Süreci İzleme Raporu'nu açıkladı. İHD Genel Merkez ve Diyarbakır Şube yöneticilerinin katıldığı rapor Diyarbakır Barosu’nda açıklandı.
Raporun sunumunu İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın yaptı.

21 AYLIK SÜREÇ ANLATILDI

Kamuya açık kaynaklara dayandırılan rapor, “Sürecin ana dönemleri ve akışı”, “Meclis Komisyonu dinleme çalışmaları ve toplumsal beklentiler”, “Meclis Komisyonu çalışmaları ve Meclis Raporu’nun analizi” ve “Barış sürecinin haklar, özgürlükler ve hukuk alanına etkileri” şeklinde dört ana bölümden oluşuyor. Raporda ayrıca sürecin başladığı günden bu yana geçen 21 aylık dönemi kapsayan ayrıntılı bir kronoloji yer alıyor.

'İZLEME MEKANİZMASI KURULMADI'

Raporu hazırlanma nedenine dair; Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde üçüncü taraflardan oluşan yerel ve uluslararası aktörlerin katılımıyla izleme mekanizmaları kurulmadığı, bu nedenle İHD’nin bu boşluğu doldurma sorumluluğunu üstlendiğine değinilirken, İHD’ye 11 Temmuz 2025’teki silah yakma törenine yakılan silahların envanterinin teslim edildiği hatırlatıldı.

SÜRECİN DÖRT EVRESİ

Raporda, incelenen 21 aylık süreç, şu dört evrede ele alındı:
“*Birinci dönem: Ekim 2024 - Şubat 2025; Başlangıç ve kamuoyunun hazırlanması dönemi.
*İkinci dönem: Mart-Temmuz 2025; Öcalan’ın 27 Şubat 2025 çağrısı, PKK’nin 12 Mayıs 2025’teki fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı, 11 Temmuz 2025’teki silah yakma töreni.
*Üçüncü dönem: Ağustos 2025 - Şubat 2026; TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları ve 18 Şubat 2026’da kabul edilen Meclis Raporu.
*Dördüncü dönem: Şubat - Haziran 2026; Çerçeve yasa beklentisinin sürdüğü, sürecin ivme kaybettiği aşama; 1 Temmuz 2026 itibarıyla süreç bu duraklama evresindedir.”

'DEMOKRASİ, ADALET VE ÖZGÜRLÜKLERİN GERİLEDİĞİ BİR YIL OLDU'

Meclis’te çıkan komisyon raporuna işaret edilen raporda, parti raporları ile komisyon raporu incelendiğinde ""sorunu bir ‘terör’ meselesi olarak tanımlayan güvenlik/devlet odaklı yaklaşım” ile “sorunu ‘Kürt meselesi’ olarak tanımlayan hak/kimlik/muhatap odaklı yaklaşım” şeklinde iki temel yaklaşımın ortaya çıktığı kaydedildi.

Raporda, 2025 yılı “PKK ile silahlı çatışmanın sona erdiği ama insan hakları, demokrasi, adalet ve temel özgürlükler açısından ciddi gerilemelerin yaşandığı” bir yıl olarak tanımlanırken, bu süre zarfında altı alanda yaşanan gerilemeler şu şekilde sıralandı:
*Yargı bağımsızlığı: Yargı yürütmenin kontrolü altına girmiş; AYM ve AİHM kararları uygulanmamaktadır.
*Demokrasi ve siyasi katılım: Seçilmiş belediye başkanlarına kayyım atanması, nüfusun yüzde 24’ünü etkileyen sistemik bir boyuta ulaşmıştır.
*İfade ve basın özgürlüğü: Gazeteciler sistematik olarak hedef alınmakta, tutuklanmakta ve ağır para cezalarına çarptırılmaktadır.
*Toplanma özgürlüğü: Barışçıl gösteriler şiddetle bastırılmakta; İmamoğlu protestolarında bin 879 kişi gözaltına alınmıştır.
*Ayrımcılık ve nefret suçları: LGBTIQ+ bireyler ve kadınlar hedef alınmakta; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin etkileri kadın cinayetlerindeki artışta görülmektedir.
*Yaşam hakkı: İş cinayetleri resmi ihmal ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı yaşam hakkını tehdit etmeyi sürdürmektedir.”

'SİLAHLARIN SUSMASI BARIŞ İÇİN GEREKLİ AMA YETERLİ DEĞİL'

Raporda kalıcı barışın inşasında devletin gerekli adımları atmadığına dikkat çekilerek, Meclis Komisyonu’nun değerli bir kurumsallaştırma çabası olduğunun ancak bağlayıcı sonuç üretme kapasitesinden yoksun olduğu belirtildi. “İHD’nin vardığı sonuç açıktır: silahların susması barış için gerekli ama tek başına yeterli değildir” denilen raporda, kalıcı barış için atılması gereken adımlar şu şekilde sıralandı:

'ÇERÇEVE YASA GECİKMEDEN ÇIKARILMALI'

*Çerçeve yasa gecikmeden ve takvime bağlı çıkarılmalı. ‘Önce silahsızlanma mı, önce yasal düzenleme mi?’ kısır döngüsü, Meclis Komisyonu raporunda öngörülen ‘Toplumsal Bütünleşme Yasası’/’Çerçeve Yasa’nın somut bir takvimle TBMM’de ivedilikle ele alınmasıyla aşılmalıdır. Bu yasa; silah bırakanların topluma kazandırılmasını, infaz hukukunda iyileştirmeleri, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının istisnasız uygulanmasını ve terörle mücadele mevzuatının AB standartlarıyla uyumlaştırılmasını kapsamalıdır.
*TBMM’nin merkezi rolü kalıcılaştırılmalı. Meclis Komisyonu deneyimi geçici bir uğrak olmaktan çıkarılıp kalıcı bir demokratik mekanizmaya dönüştürülmeli; yürütme bünyesinde bir koordinasyon yapısı kurulmalı; silahsızlanan PKK üyelerinin siyasi, hukuki ve toplumsal alana entegrasyonunu yönetecek bir yapılanma oluşturulmalıdır.

'DEMOKRATİKLEŞME REFORMALARI SÜRECİN BİLEŞİNİ OLARAK ELE ALINMALI'

*Demokratikleşme reformları sürecin ayrılmaz bileşeni olarak ele alınmalı. Kayyım uygulamasına son verilmeli ve seçilmiş yerel yöneticiler görevlerine iade edilmeli; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceler kaldırılmalı; ifade ve basın özgürlüğü önündeki engeller giderilmeli; anadilde eğitim ve kültürel haklar anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
*Temiz siyaset iktidar–muhalefet ayrımı yapılmadan yürütülmeli. Ana muhalefet partisine yönelik yargı operasyonlarına son verilmeli; yolsuzlukla mücadele için tüm parti gruplarının eşit temsil edildiği bir Meclis araştırma komisyonu kurulmalı; soruşturmalarda tutuksuz yargılama esas alınmalıdır.

'HAKİKAT VE ADALET MEKANİZMASI KURULMALI'

*Geçiş dönemi adaleti mekanizmaları kurulmalı. Kayıp yakınlarının akıbetinin aydınlatılması ve faili meçhul vakaların soruşturulması için bağımsız bir hakikat ve adalet mekanizması kurulmalı; köy koruculuğu sistemi kaldırılmalı ve bu statüdeki kişiler için yeniden konumlandırma programı uygulanmalıdır.
*Bağımsız izleme heyetlerine resmî zemin tanınmalı. Sivil toplumun ve bağımsız uzmanların katılımına açık bir izleme mekanizması resmî olarak tanınmalı ve düzenli raporlar yayımlanmalıdır; bu adım tarafların birbirine olan güvensizliğini aşmada destekleyici bir rol görecektir.
*Bölgesel ve uluslararası boyut sürecin parçası olarak yönetilmeli. Suriye’deki gelişmeler dengeli bir yaklaşımla takip edilmeli; 30 Ocak 2026 Anlaşması desteklenmeli; AB, BM ve Avrupa Konseyi’nin desteği sürecin uluslararası meşruiyetini güçlendiren bir unsur olarak görülmelidir.

'SÜRECE KATILIM İÇİN ALTERNATİF MEKANİZMALAR KURULMALI'

*Bağımsız izleme kurumsallaştırılmalı. İHD, ÖHD, TİHV gibi örgütlerin başlattığı bu rol, bir ‘Sivil Barış İzleme Ağı’ çatısı altında sürdürülmelidir.
*Kapsayıcılık boşlukları giderilmeli. Kadın örgütleri, diaspora, gençlik örgütleri ve örgütsüz bireylerin sürece katılımı için alternatif mekanizmalar kurulmalıdır.
*Hakikat, hafıza ve hesap verebilirlik alanında öncü rol üstlenilmeli. Farklı mağduriyet deneyimleri (çatışmada yaşamını yitirenlerin veya yaralananların aileleri, kayıp yakınları, köy boşaltmalarından etkilenenler, işkence mağdurları) çoğulcu bir anlatıyla belgelenmelidir.

'HAK TEMELLİ BARIŞ DİLİ GÜÇLENDİRİLMELİ'

*Hak temelli barış dili güçlendirilmeli. Süreç ‘güvenlik’ parantezine sıkıştırılmamalı; demokrasi, eşit yurttaşlık ve toplumsal adalet ekseninde savunuculuk sürdürülmelidir.
*Barış Ankara-merkezli pazarlıklardan çıkarılıp yerelleştirilmeli. Mahalle buluşmaları, çalıştaylar ve eğitim programları yoluyla toplumsal güven inşa edilmelidir.
*Bölgesel ve uluslararası dayanışma ağları güçlendirilmeli. Uluslararası insan hakları örgütleri, AB kurumları, Avrupa Konseyi ve diaspora örgütleriyle sürekli bir ilişki sürdürülmelidir.”

'SÜRECİN AKTÖRLERİ HUKUKİ ÇERÇEVE İÇİNDE TANIMLANMALI'

Abdullah Öcalan’ın süreçteki aktörlüğüne dikkat çekilen raporda, “Silahsızlanma kararının örgüt tabanında kabul görmesini sağlayabilecek etkili bir lider olarak değerlendirilmektedir. Çatışma çözümü literatüründe lider aktörler, güven inşası ve alınan kararların uygulanması açısından kritik rol oynayabilmektedir. Bu nedenle sürecin kurumsal bir zeminde yürütülmesi ve ilgili aktörlerin hukuki çerçeve içinde tanımlanması önerilmektedir” denildi.

'UMUT HAKKI KONUSUNDA ADIM ATILMALI'

İnfaz hukukunda yapılabilecek değişiklikler, “umut hakkı” konusunda adım atılması gerektiğine dikkat çekilen raporda, hukukun üstünlüğü, mağdur haklarının gözetilmesi, toplumsal meşruiyet, şeffaf ve demokratik karar alma süreçlerinin devreye konulması çağrısı yapıldı.
“Sürecin başarısı, güvenlik, hukuk, demokrasi ve toplumsal uzlaşının birlikte güçlendirilmesine bağlıdır” denilen raporda, barışın bir fırsat olduğu ve bunun kaçırılmaması gerektiğine işaret edildi. (MEZOPOTAMYA AJANSI)

Kaynağa Git

İlgili Haberler