Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren aydınların yakınları, 33 yıldır sonuçlanmayan dava sürecini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına yapılan başvuruda, ulusal yargı mekanizmalarının adaleti sağlamada yetersiz kaldığı belirtildi.
Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te 33 aydın ve iki otel çalışanının yaşamını yitirdiği Madımak Katliamı davasında yerel mahkemeler zamanaşımı kararı vermişti. Ana davada, firari sanıklar yönünden kamu davası 2012 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürülürken, dosyaları ayrılan firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkındaki dava da Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Eylül 2023’te aynı gerekçeyle sonlandırıldı.
AYM süreci sonuçlanmadı
Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, 2012 yılında verilen zamanaşımı kararını 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Ancak AYM, başvuruyu ilk kez 2021 yılında gündemine aldı ve incelemeyi erteledi.
Dosya daha sonra 25 Ocak 2024’te AYM Genel Kurulu’na sevk edildi. Genel Kurul, 15 Şubat 2024’te yaptığı görüşmede dosya üzerindeki incelemenin sürdürülmesi ve zamanaşımı itirazlarının yeniden değerlendirilmesi amacıyla ek rapor hazırlanmasına karar verdi. Dosya, ek raporun tamamlanmaması nedeniyle hâlen sonuçlandırılmadı.
“Adalet arayışımızı uluslararası yargıya taşıyoruz”
Cumhuriyet’in haberine göre, AYM’deki sürecin sonuçlanmaması üzerine Zeynep Altıok, Eren Aysan ve Mazlum Çimen adına avukatlar Dr. Günal Kurşun, Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Deniz Özbilgin tarafından AİHM’e başvuru yapıldı.
Başvuruya ilişkin yapılan açıklamada, “Tarihimizin en ağır insanlık trajedilerinden biri olan Sivas Katliamı davasında, ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması ve yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi üzerine adalet arayışımızı uluslararası yargı zeminine taşıyoruz. Sivas davası dosyası, yaşanan yapısal hak ihlallerinin tespiti ve evrensel hukukun gereğinin yapılması amacıyla AİHM’e götürülmektedir” denildi.
“Cezasızlık politikası uygulanıyor”
Açıklamada, dosyanın 33 yıldır sonuçlandırılmadığı belirtilerek, “Faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli biçimde sürüncemede bırakılması, cezasızlık politikasının sistematik olarak uygulandığını göstermektedir. Türk yargısı, toplumun vicdanında açık bir yara olarak duran bu dosyada adaletin önünü zamanaşımı kararlarıyla kapatmıştır” ifadelerine yer verildi.
AYM sürecine de değinilen açıklamada, “Ulusal düzeyde adalet umudunu bağladığımız Anayasa Mahkemesi süreci ise hukuk tarihi açısından yeni bir mağduriyet örneğine dönüşmüştür. AYM’nin bu kabul edilemez sessizliği ve dosyayı karara bağlamaktan imtina etmesi, iç hukuk yollarının fiilen tüketildiğinin ve etkisiz hale geldiğinin en somut göstergesidir” denildi.
“İnsanlığa karşı suç”
Açıklamada, Madımak Katliamı’nın “örgütlü şekilde gerçekleştirilen, belirli bir toplumsal kesimi, Cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi hedef alan bir insanlığa karşı suç” olduğu vurgulandı. “Devletin kendi yurttaşlarının yaşam hakkını koruma ve katliamın gerçek sorumlularını ortaya çıkarma yükümlülüğü zamanla ortadan kalkmaz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“33 yıldır süren bu hukuksuzluğa ve adalet mekanizmaları içinde örülen cezasızlık zırhına karşı teslim olmayacağız. Anayasa Mahkemesi’nin karar veremediği ve adaleti askıya aldığı bu noktada, AİHM’e yaptığımız başvuru yalnızca geçmişin faillerinin yargılanması talebi değil; aynı zamanda Türkiye’de insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve evrensel adalet ilkelerinin yeniden tesisi için atılmış tarihi bir adımdır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun unutturulmasına ve hukuken örtbas edilmesine izin vermeyeceğimizi, adalet mücadelemizi uluslararası alanda da sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”