Ana içeriğe geç

Afrika “refah” yaşamıyor, dijital dünyanın kara madenleri

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, dünyanın kobalt ihtiyacının büyük bölümünü karşılıyor. Modern yaşamın merkezindeki tüm elektronik cihazlar bu madene dayanıyor. Ancak Katanga ve Kolwezi çevresindeki madenlerde on binlerce çocuk ve yetiştik birkaç dolar için zehirli toz, çökme riski ve ölümcül çalışma koşulları altında çalışıyor.

Afrika “refah” yaşamıyor, dijital dünyanın kara madenleri
Haber Global
16

Elektronik cihazların tümünde en çok kullanılan maden olan kobaltın çıktığı madenlerde insan hayatları ve bir halk yok oluyor. Siber ağlarla birbirine bağlı küresel ekonomi ve iletişimin arkasında korkunç bir acı ve sömürü sistemi yer alıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Katanga, Kolwezi ve Copperbelt olarak bilinen maden bölgelerinde on binlerce insan, telefonların, bilgisayarların ve elektrikli araçların bataryalarına giren kobalt için hayatını riske atıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın 2025 Küresel Kritik Mineraller Görünümü raporuna göre kobalt, nikel, grafit ve nadir toprak elementlerine talep 2024'te yüzde 6 ila 8 arttı. Artan talep ise sömürünün boyutlarını genişletiyor.

KOBALTIN MERKEZİ KONGO

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, dünya kobaltının yüzde 70'inden fazlasını sağlıyor. UNCTAD'ın 2026 tarihli kritik mineraller raporu da Kongo'nun 2024'te küresel kobalt üretiminin yaklaşık dörtte üçünü karşıladığını bildirdi. Kobalt, lityum-iyon bataryaların en önemli bileşenlerinden biri olarak elektrikli araçlar, enerji depolama sistemleri, telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarda kullanılıyor. Küresel Kuzey'de “yeşil dönüşüm” ve dijitalleşme olarak pazarlanan bu süreç, Kongo'da çoğu zaman zehirli maden sahaları, düşük ücretler ve denetimsiz çalışma koşulları anlamına geliyor.

7 YAŞINDA MADENE İNİYORLAR

Amnesty International ve Afrewatch tarafından yayımlanan “This Is What We Die For” raporu, Kongo'daki madencilerin ilkel araçlarla derin tünellerde çalıştığını ve çocukların da kobalt içeren taşları topladığını ortaya koydu. Rapora göre yalnızca güneydeki maden bölgelerinde yaklaşık 110 bin ila 150 bin madenci çalışıyor;çocuklar ise yedi yaşına kadar inen yaşlarda bu zincirin parçası haline geliyor. UNICEF raporlarına göre Kongo'daki madenlerde 40 binden fazla çocuk çalışıyor.

ZEHİRLİ TOZ, YOKSULLUK VE ÖLÜM

Kongo'da kobalt madenciliği ağır sağlık ve çevre sorunlarıyla da gündeme geliyor. Lubumbashi Üniversitesi'nin çalışmaları maden bölgelerindeki kobalt ve diğer ağır metallerin yerleşim alanlarına, nehirlere ve insan bedenlerine kadar yayılarak yıkıcı etki yarattığını ortaya koydu. Dünya Bankası'nın 2025 verilerine göre Kongo'da nüfusun yüzde 73,5'i günlük 2,15 doların altında yaşadı; ülkenin yaklaşık yüzde 40'ı ise kronik gıda yetersizliğiyle karşı karşıya. Kongo, dünyanın en zengin maden yataklarından bazılarına sahip olmasına rağmen dünyanın en yoksul ülkelerinden biri durumunda.

SÖMÜRGECİLİKTEN BATARYA ÇAĞINA

Kongo'nun bugünkü maden düzeni, sömürgecilik tarihinden bağımsız değil. 1884-1885 Berlin Konferansı'nda Afrika'nın paylaşılmasıyla Kongo Havzası, Belçika Kralı II. Leopold'un “kişisel mülküne” dönüştürüldü. Kauçuk, bakır ve diğer kaynaklar için milyonlarca Kongolu zorla çalıştırıldı.1960'ta bağımsızlığın ardından ülkenin ilk Başbakanı Patrice Lumumba kısa süre içinde CIA darbesiyle devrildi ve 1961'de öldürüldü. Darbeye destek veren Katanga'daki ayrılıkçı hareket ise Belçika'nın maden çıkarlarını koruma arayışıyla tanındı. Ülke bu kez de elektrikli araçlar, akıllı telefonlar ve küresel teknoloji şirketleri için kritik maden sahası haline gelmiş durumda.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Kaynağa Git

İlgili Haberler