Gazze’de yaşanan katliamlar ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri saldırıları nedeniyle binlerce sanatçının İsrail ve Rusya pavyonlarının kapatılması talebiyle başlattığı protestolar, 61. Venedik Bienali’ne damgasını vurdu. Boykot çağrıları ve istifaların gölgesinde geçen bienalle eş zamanlı olarak, sanatçı Ahmet Güneştekin’in Palazzo Gradenigo’da açılan “Sessizlik” sergisi sanatseverlerle buluştu.
Ahmet Güneştekin, Palazzo Gradenigo’daki “Sessizlik” sergisinde
1 Kasım 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan sergi; toplumsal belleğe odaklanan içeriğinin yanı sıra, sanatçının finansman kaynakları, sermaye ilişkileri, PR stratejileri ve geçmişteki sanatsal beyanatlarına yönelik eleştirileri de yeniden gündeme taşıdı. Sanatçı Ahmet Güneştekin, Venedik’teki yeni projesini ve hakkındaki iddiaları yanıtladı.
Palazzo Gradenigo’daki “Sessizlik” sergisi
"SESSİZLİK BİR PASİFLİK DEĞİL, EN GÜÇLÜ İTİRAZDIR"
T24'ten Faruk Ekici'ye konuşan Güneştekin, son yıllarda Türkiye ve dünyada gerçekleştirdiği projelerin büyük tartışmalar ve "gürültüler" yarattığını belirterek, günümüz dünyasını savaşların, nefret suçlarının ve propagandaların hüküm sürdüğü bir gürültü çağı olarak tanımladı. "Sessizlik" sergisinin bu atmosferde bir itiraz niteliği taşıdığını ifade eden sanatçı, şu açıklamada bulundu:
“Benim için sessizlik pasif bir durum değil. Bazen sessizlik en güçlü itirazdır. En yüksek sesle söylenmiş bir cümleden daha etkili olabilir. Bu sergide cevaplardan çok sorularla ilgileniyorum. Çünkü sanatın görevi slogan üretmek değil, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakmaktır.”
Ziyaretçileri giriş katında sanatçının kendi otoportresi olarak tasarladığı, 3 metrenin üzerindeki "Sessizlik" heykelinin karşıladığını aktaran Güneştekin, asırlık Anadolu kapıları ile gaz maskeli figürleri bir araya getirdiği yerleştirmelerinde zamanlar arası bir bağ kurduğunu söyledi. Tarihi dokusuyla dikkat çeken Palazzo Gradenigo’yu bir fon olarak kullanmadığını, yapının aşınmış duvarlarıyla serginin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.
Palazzo Gradenigo, Ahmet Güneştekin Vakfı’nın İtalya Şubesi
PALAZZO GRADENİGO KALICI BİR KÜLTÜR MERKEZİNE DÖNÜŞÜYOR
Ahmet Güneştekin, Venedik’te bulunan tarihi Palazzo Gradenigo sarayının sadece geçici bir sergi alanı olmayacağını, Güneştekin Vakfı’nın İtalya Şubesi olarak kalıcı ve yaşayan bir kültür merkezine dönüştürüleceğini açıkladı.
Merkezin sinema, müzik, mimarlık ve görsel sanatlar gibi farklı disiplinlerde uluslararası kurumlarla iş birliği içinde çalışacağını belirten Güneştekin, projenin sosyal misyonuna dair şunları ekledi:
Yapı, Güneştekin Vakfı bünyesindeki yetenekli ancak maddi imkânı kısıtlı genç sanatçılar için uluslararası bir buluşma noktası olacak.
Gençlerin küresel ölçekte görünürlük elde etmesi ve fırsat eşitliği yakalaması amacıyla özel programlar geliştirilecek.
Anadolu ile Venedik arasında yılın 365 günü işleyen uluslararası bir kültür köprüsü kurulacak.
BİENALDEKİ BOYKOTLAR VE ÇİFTE STANDART TARTIŞMALARI
Venedik Bienali’ni saran protestolar, jüri istifaları ve çifte standart eleştirilerine de değinen sanatçı, evrensel değerlerin herkese eşit uygulanması gerektiğini savunarak etik zeminin zedelenmemesi uyarısında bulundu. Devletlerin resmi pavyonlarına yönelik boykotların yapılabileceğini ifade eden Güneştekin, sanatçıların ise siyasi kararlardan bağımsız tutulması gerektiğini belirtti:
“Devletleri eleştirebilir, protesto edebilir, hatta boykot edebilirsiniz; hatta ülkelerin resmi pavyonlarını da boykot edebilirsiniz. Ancak sanatçılar devletlerle özdeşleştirilemez. Ülkelerin kirli politikalarının, savaşlarının ya da hukuk dışı uygulamalarının bedelini sanatçılar ödememelidir. Sanatçıların görevi devletleri temsil etmek değil, insanlığı temsil etmektir.”
"HAFIZA ODASI" VE ACININ ESTETİZE EDİLMESİ ELEŞTİRİLERİNE YANIT
2021 sonbaharında Diyarbakır Keçi Burcu’nda düzenlenen "Hafıza Odası" sergisine yönelik "toplumsal acıların estetize edilerek içinin boşaltıldığı" yönündeki eleştirilere yanıt veren Güneştekin, amacının acıyı hafifletmek değil, yüzleşilmeyen meseleleri görünür kılmak olduğunu söyledi. Sergiyi yüz binlerce farklı kesimden insanın ziyaret ettiğini ve ağlayarak tartıştığını belirten sanatçı, sergideki tabutlardan birinin aşağı atılması olayını sanat tarihi adına üzücü bir fiziksel müdahale olarak nitelendirdi. İşlerinde sadece karanlığın değil umut ve rengin de yer aldığını söyleyerek eleştirilerin önyargılı okumalardan kaynaklandığını savundu.
Benzer şekilde, PKK'nın silah bırakma sürecinde Süleymaniye’de yakılan silahlar için sarf ettiği "Yeryüzünün en güzel görseli" ve "Bana verilmesini çok isterdim" ifadelerine yönelik eleştirilere de açıklık getirdi. Buradaki kastının silahın estetiği değil, ölüm üreten mekanizmanın susması ve barış umudu olduğunu dile getiren sanatçı, dünyada pek çok örneği olduğu gibi savaş araçlarını dönüştürerek barış eseri üretmeyi amaçladığını, sözlerinin bağlamından koparıldığını ifade etti.
Ahmet Güneştekin, Cumartesi Anneleri ile “İnsan Uçup Giden Bir Kuş Değildir” eserinin önünde, 2021
FİNANSMAN, SPONSORLUK VE İKTİDARA YAKINLIK İDDİALARI
Sanat camiasında spekülasyon konusu olan Palazzo Gradenigo’nun on milyonlarca euroluk bütçesi, holding destekleri ve "piyasa gücüyle büyüme" ithamlarına sert yanıt veren Güneştekin, yaklaşık kırk yıldır aralıksız üreten bağımsız bir sanatçı olduğunu vurguladı. İktidarla ilişkisi olduğuna dair hiçbir kanıtın, fotoğrafın ya da devlet destekli projesinin gösterilemeyeceğini belirten Güneştekin, aksine sansüre uğrayan ve engellerle karşılaşan bir isim olduğunu söyledi.
Sermaye ve sponsorluk ilişkilerine dair küresel sanat piyasasından örnekler veren sanatçı, durumun çağdaş sanatın doğasında olduğunu belirtti:
Dünyanın en büyük müzeleri, bienalleri ve projeleri sermaye grupları, vakıflar ve koleksiyonerlerin destekleriyle hayata geçmektedir.
Son beş yıldır eleştirilere yanıt olarak herhangi bir PR şirketiyle çalışmamakta, sergilerin iletişimini sponsor kurumlar yürütürken kendisi sosyal medya hesaplarını kullanmaktadır.
Asıl sorun sermayenin varlığı değil, sanatçının özgürlüğünü koruyabilmesidir. Bugüne kadar Murat Ülker gibi büyük sermaye sahiplerinden destek alırken de işlerinin içeriğini ve düşünsel çerçevesini sponsorların beklentilerine göre belirlememiştir.
Güneştekin, Türkiye'deki devlet kurumlarının uluslararası alanda faaliyet gösteren Türk sanatçıları desteklemek yerine bürokratik engeller, yüksek vergiler ve vize sorunlarıyla baş başa bıraktığını belirterek bu alanda daha güçlü destek mekanizmalarının kurulması gerektiğini ifade etti. Sanatçı, ilişkilerin sınırını çizerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Sermaye sanatın sahibi değil, destekçisi olabilir. Sanatın sahibi ise her zaman sanatçının özgür düşüncesi ve ürettiği eserdir. Ve günün sonunda sanat tarihinde hatırlananlar sponsorlar, dedikodular ya da dönemsel tartışmalar değil; geride kalan eserlerdir.”
