Ana içeriğe geç

Saldırıya uğrayan Husilerden Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilanı | Savaşa Yemen cephesi mi açılıyor?

ABD, İran’a karşı savaşı yeniden şiddetlendirirken, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümetinin Husilere karşı saldırıya geçmesi üzerine Husi yönetimi Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etti.

Saldırıya uğrayan Husilerden Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilanı | Savaşa Yemen cephesi mi açılıyor?
Evrensel
16

ABD, İran’a karşı savaşı yeniden şiddetlendirirken, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti, ülkenin başkenti dahil önemli bir bölümünü yöneten Husilere karşı saldırıya geçti. Geçtiğimiz hafta Sana Uluslararası Havaalanı füzelerle hedef alındı. Bunun üzerine Husi yönetimi Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etti.

İran tarafından desteklenen ve İran’ın liderliğindeki “direniş ekseni”nin bir parçası kabul edilen Şii Husi hareketi ya da resmi adıyla Ensarullah, Yemen hükümetine karşı ayaklandıktan sonra 2014’te iktidarı ele geçirmişti. Husiler bugün ülkenin Sana, Sada, Hudeyde, Amran gibi kuzey ve batı bölgelerini kontrol ediyor. Dönemin Yemen hükümetine destek veren Suudi Arabistan ise ülkeyi havadan bombalayarak büyük katliamlara ve gıda krizine yol açtıkları halde iktidarı yeniden ele geçirmeyi başaramamışlardı. Suudi Arabistan destekli ve BM tarafından hâlâ tanınan bir hükümet ülkenin Aden, Marip ve Hadramevt gibi kentlerini kontrol ediyor. İç savaşta üçe bölünen ülkenin güney ve doğu kıyı şeridini ele geçiren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimindeki Güney Geçiş Konseyi ise Suudi Arabistan destekli güçlerle girdiği çatışmaların ardından geçtiğimiz ocak ayında kendisini feshettiğini duyurmuştu. Sahadaki varlığını tamamen kaybetmeyen Konseye bağlı silahlı güçler ise son gerilimin ardından Husilere karşı savaşmayacaklarını duyurdular.

Gerilim nasıl tırmandı?

Dört yıllık kırılgan ateşkesin ardından önce Hudeyde’de Husiler ile resmi adı Başkanlık Konseyi olan Riyad destekli yönetim güçleri arasında çatışmalar başladı. Çatışmalarda 15 Başkanlık Konseyine bağlı asker ile 50 Husi üyesinin öldüğü açıklandı.

Ardından Riyad destekli yönetim, 13 Temmuz’da İran’a ait bir uçağın ülke hava sahasına girmesini engellemek iddiasıyla Husilerin kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanının pistini bombaladı. İran uçağı, rotasını değiştirerek ülkenin batısındaki Hudeyde Havalimanına iniş yaptı.

Başkanlık Konseyi Üyesi Osman Meceli, “Artık Husilere karşı askeri seçeneğin devreye alınmasının ve kontrol ettikleri devlet kurumlarının geri alınmasının zamanı geldi” açıklaması yaptı. Meceli’nin meseleyi “varoluşsal” olarak nitelendirmesi ve “Namlularımız, Husilerin pervasızlığına son verecek belirleyici bir savaşa hazırdır” demesi dikkat çekti.

Yemen Savunma Bakanı Tahir el-Ukayli de, “Husilerin darbesine son vermek için” ordunun savaşa girmeye hazır olduğu açıklaması yaptı.

Husiler’den seferberlik ilanı

Husiler ise Sana Havalimanının Suudi Arabistan tarafından bombalandığını savunarak Suudi Arabistan’ın güneyinde yer alan Abha Havalimanını balistik füze ve İHA’larla hedef aldıklarını açıkladı.

Hareket, başkent Sana başta olmak üzere birçok kentte on binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenleyerek, genel seferberlik ilan etti. Gösterilerin ardından Husilerden yapılan açıklamada, “Bize yönelik ablukanın sürdürülmesinde ısrar edilmesi, topyekûn savaş olarak değerlendirilecek” ifadeleri kullanıldı.

Riyad’a karşı deniz ablukası ilanı

Dün ise Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, bir açıklama yaparak Suudi Arabistan’ı “Yaklaşık 12 yıldır Yemen halkına yönelik kapsamlı abluka uygulamak, ülkenin kaynaklarını yağmalamak; limanlar ile havalimanlarını kara, deniz ve havadan kuşatarak halkın çektiği sıkıntıları dayanılmaz bir noktaya taşımakla” suçladı.

AA’nın haberine göre Seri, Yemen halkının bu kuşatma ve saldırılar karşısında “Sessiz kalmayacağını” ifade etti. Halkın kitlesel gösterilerde dile getirdiği talepler doğrultusunda Suudi Arabistan’a karşı “Deniz ablukasını devreye soktuklarını” belirten Seri, kararın, bildirinin ilan edildiği andan itibaren yürürlüğe gireceğini kaydetti.

Seri, “Suudi Arabistan’ın kapsamlı bir tırmanışa yol açacak herhangi bir adım atması halinde buna, kapsamlı ve sert bir tırmanışla karşılık vereceklerini” söyledi.

Riyad: Tüm önlemleri alacağız

Öte yandan Suudi Arabistan, gemilerini korumak için gerekli tüm önlemleri alacağını duyurdu. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “terörist Husi milislerin askeri sözcüsü” olarak tanımlanan Seri’nin açıklamalarının kınandığı belirtildi.

Açıklamada Husiler, Yemen’i bölgesel çatışmaya sürüklemek, Kızıldeniz’deki ticari gemileri hedef almak ve Yemen Havayollarına ait 4 uçağa Sana Havalimanında el koymakla suçlandı.

Bakanlık, uluslararası hukuk ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca gemilerini korumak için gerekli tüm önlemleri alacağını belirtti.

Arap Koalisyonu’ndan Riyad’a destek

Arap Koalisyonu ise Babülmendep Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin korunması için gerekli tüm operasyonel tedbirlerin uygulanacağını ve deniz taşımacılığını tehdit eden unsurlara “Kararlılıkla karşılık verileceğini” duyurarak Husilere karşı olası bir savaşın parçası olacağını ilan etmiş oldu.

Arap Koalisyonu’nun Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki tarafından X hesabından yapılan açıklamada, deniz taşımacılığına yönelik söz konusu tehditlerin uluslararası hukukun açık ihlali olduğu ve deniz korsanlığı kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.

Bu arada Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Uleymi, Husilerle yaşanan çatışmaların etkisiyle 2022’den bu yana duran petrol ihracatının yeniden başladığını açıkladı. Uleymi, “Yemen’in devletini, vatandaşların da onurunu yeniden kazanmasının zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Babülmendel Boğazı nedir?

Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan boğaz, uluslararası petrol ihracatı da dahil olmak üzere dünyanın en önemli deniz ticaret rotalarından biri. Kuzeydoğuda Yemen ile güneybatıda Afrika Boynuzu’ndaki Cibuti ve Eritre arasında yer alan boğaz, en dar noktasında sadece 29 km genişliğinde. Bu durum, Süveyş Kanalı’nı kullanan gelen ve giden gemilerin trafiğini iki kanala sınırlıyor. Al Jazeera’ya göre 2024 yılında, Boğaz’dan yaklaşık 4.1 milyar varil ham petrol ve rafine petrol ürünü geçti. Bu, küresel toplamın yaklaşık yüzde beşine denk geliyor. Şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı fiilen kapanmıştı. Babülmendeb Boğazı’nın da kapatılması halinde, dünyadaki petrol ve doğal gaz arzının yüzde 25’i kesintiye uğrayabilir.

Husiler, 2023 yılında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasının ardından Babülmendel Boğazı çevresindeki gemilere saldırmaya başlayarak küresel ticareti aksatmıştı. Saldırılar, geçen ekim ayında Gazze’de “ateşkes” ilan edilmesiyle sona ermişti.

Boğaz Suudi Arabistan’ı nasıl etkiliyor?

Boğaz’dan geçişlere yönelik bir aksama, Suudi Arabistan’ın hayati önem taşıyan petrol ihracatını daha da zorlaştıracak. ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş ve ardından Hürmüz Boğazı’na uygulanan abluka nedeniyle, krallık alternatif ihracat rotaları aramaya başlamıştı. Doğu-Batı boru hattı, yani Petroline, bu soruna getirilen çözüm oldu. İlk olarak 1980’lerde inşa edilen 1201 km uzunluğundaki boru hattı, doğudaki Abqaiq petrol sahasından başlayarak ülkeyi boydan boya geçerek batıdaki Kızıldeniz liman kenti Yanbu’ya uzanıyor. Boru hattı günde yaklaşık yedi milyon varil petrol taşıyor. Oradan petrol tankerleri, petrolü Babülmendeb’den geçerek Asya’nın başlıca pazarlarına ve diğer yerlere sevk ediyor.

Reuters’a göre, Kpler ve Signal Ocean’ın gemi takip verileri, Yanbu’dan yapılan sevkiyatların son haftalarda günde ortalama dört milyon varil olduğunu gösterdi. Bu rakam, bir yıl önceki yaklaşık 973 bin varil/gün seviyesinden fazla. Kpler verilerine göre, haziran ayında Babülmendeb’den geçen toplam petrol hacmi 7.4 milyon varil/gün olarak gerçekleşti. Bu, küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 7’sine denk geliyor. (Dış Haberler)

Kaynağa Git

İlgili Haberler