YENER KARADENİZ / İSTANBUL
Türkiye’nin Hindistan ve İtalya’nın ardından dünyanın üçüncü büyük mücevher üreticisi olmasına rağmen son iki yılda ihracatta yaşadığı sert gerileme devam ediyor. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) verilerine göre sektörün ihracatı 2026’nın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 gerilerken, işlenmiş altın mücevher ihracatındaki düşüş ise yüzde 62’ye ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre mücevher sektörü yılın ilk yarısında ihracatı en fazla gerileyen sektör oldu. Nisan ayında yapılan seçimli genel kurul ile göreve gelen Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla basın toplantısı düzenledi.
Gerilemenin nedeni altın ithalat kotası
Mustafa Özcan, toplantıda yaptığı konuşmada ihracattaki sert düşüşün temel nedeninin 2023 yılında cari açığı azaltmak amacıyla getirilen altın ithalat kotası olduğunu söyledi. Kota nedeniyle uluslararası piyasa ile Türkiye’deki altın fiyatı arasında dönem dönem kilogram başına 15 bin dolara varan fark oluştuğunu belirten Özcan, bunun üreticinin rekabet gücünü ortadan kaldırdığını ifade etti. “Mücevher sektörü kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolar işçilik katma değeri üretiyor. Buna karşılık kota nedeniyle altının kilogram fiyatında zaman zaman 15 bin dolara varan fark oluşuyor. Böyle bir maliyet farkını dünya pazarındaki müşteriye anlatmanız mümkün değil. Aynı ürünü daha düşük maliyetle bulabilen alıcı doğal olarak başka ülkelere yöneliyor.”
Belirsizlik müşteriyi Türkiye’den uzaklaştırıyor
Özcan, son dönemde fiyat farkının azalmış olmasına rağmen ihracatın toparlanmamasının en önemli nedeninin belirsizlik olduğunu belirtti. Uluslararası müşterilerin sipariş verdikleri tarihle teslim tarihi arasında oluşabilecek maliyet farkını öngöremediğini ifade eden Özcan, bu nedenle yıllarca emek verilerek oluşturulan müşteri portföyünün Çin, İtalya ve Endonezya gibi rakip ülkelere kaydığını söyledi. Uluslararası ticarette güven ve sürekliliğin en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Özcan, kaybedilen müşterilerin yeniden kazanılmasının ise uzun yıllar aldığını ifade etti.
Türkiye net ithalatçı oldu
Cari açığı azaltma hedefiyle uygulanan kota sisteminin beklenen sonucu vermediğini söyleyen Özcan, buna karşın sektörün rekabet gücünü kaybettiğini belirtti. 2021 yılında 700 milyon dolar seviyesinde olan bitmiş takı ithalatının 2024’te 6,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özcan, Türkiye’nin geçmişte net ihracatçı konumundayken bugün net ithalatçı konumuna gerilediğini ifade etti. Özcan ayrıca Dahilde İşleme Rejimi’nde yaşanan kapasite kısıtlamaları, ithalat izin süreçleri, Darphane’deki ayar raporu zorunluluğu ve ATA Karnesi ile geçici çıkarılan ürünlerden dahi yeniden rapor istenmesi gibi bürokratik süreçlerin de üretim ve ihracatı yavaşlattığını söyledi.
Milyarlarca dolarlık rant oluştu
Altın ithalat kotasının yalnızca ihracatı değil, kayıt dışılığı da beslediğini dile getiren Mustafa Özcan, kota nedeniyle iç piyasada oluşan fiyat farkının büyük bir ekonomik rant yarattığını söyledi. “Kota nedeniyle oluşan fark milyarlarca dolarlık bir menfaat oluşturuyor. Bu fark ciddi oranda kaçak altına da yol açıyor. Boyutunu tam olarak tahmin edemiyoruz ancak devletimiz bu konuda ciddi mücadele yürütüyor. Çok önemli operasyonlar yapıldığını görüyoruz. Ancak bunun kuyumculuk sektörüyle ilişkilendirilmesi doğru değil. Bu durumdan en fazla zarar gören biziz. İki yıl önce sektöre girip bu sistemden kazanç sağlayanlar olabilir ama dededen beri bu işi yapan firmalar bunun ceremesini çekiyor.”
İhracatta mevcut tablonun devam etmesi halinde yıl sonu rakamlarının da beklentilerin oldukça altında kalacağını belirten Özcan, “Bu şekilde devam edersek yılı yaklaşık 7-8 milyar dolar ihracatla kapatırız. Miktar bazında da yaklaşık 100 ton seviyesinde kalacağımızı öngörüyoruz” dedi.
İstihdamın üçte biri kaybedildi
Kota uygulamasının üretim kadar istihdamı da olumsuz etkilediğini belirten Özcan, sektörün son iki yılda ciddi iş gücü kaybı yaşadığını söyledi. “Kota uygulanmadan önce sektörde yaklaşık 250 bin kişilik istihdam vardı. Net veriler bulunmuyor ancak gözlemlerimize göre bunun yüzde 30-35’ini kaybettik. Yıllarca emek vererek yetiştirdiğimiz çalışanlarımızı işten çıkarmak zorunda kalıyoruz. İşler açıldığında aynı nitelikli çalışanları bulmak çok zor olacak.”
“20 milyar doları rahatlıkla görürdük”
Türk mücevher sektörünün üretim altyapısı, tasarım güc ve katma değerli üretim kapasitesiyle çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu söyleyen Özcan, kota uygulamasının en kritik yatırım dönemine denk geldiğini belirtti. “Tam sektörün en fazla yatırım yaptığı dönemde kota geldi. Fabrikalarımız kapandı. Türkiye’nin çok önemli, yüksek katma değer üreten büyük firmaları bundan ciddi şekilde etkileniyor. Sektöre gerçekten yazık oluyor. Kota olmasaydı bugün rahatlıkla 20 milyar dolar ihracatı konuşuyor olabilirdik.”
Mücevherat, ihracatını en fazla düşüren sektör oldu
Toplantıda verilen bilgiye göre sektör, 2026'nın ilk yarısında ihracatta en sert daralmayı yaşayan alanlardan biri oldu. Sunumda yer alan TİM verilerine göre, Ocak-Haziran döneminde mücevher ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,2 gerileyerek 4,3 milyar dolardan 2,9 milyar dolara düştü. Külçe altın ve has gümüş hariç ihracatta ise kayıp daha da derinleşerek yüzde 47'ye ulaştı. TÜİK verileri de benzer bir tabloya işaret ederken, toplam ihracatın yüzde 23 azalarak 6,4 milyar dolardan 4,9 milyar dolara, külçe altın ve has gümüş hariç ihracatın ise yüzde 36 düşüşle 4,6 milyar dolardan 3 milyar dolara gerilediği görüldü. Sunumda yer verilen sektörel karşılaştırmaya göre mücevher, yılın ilk altı ayında ihracatı en fazla gerileyen sektör oldu. Alt ürün grupları incelendiğinde altından mamul ürün ihracatının yüzde 62 azalarak 1,69 milyar dolara düştüğü, gümüşten mamul ihracatının yüzde 28, pırlantalı takı ihracatının ise yüzde 2 gerilediği görüldü. Buna karşılık işlenmemiş gümüş ihracatı yüzde 537 artış gösterdi. Değer olarak bakıldığında ise 2024'te 158.4 ton olan ihracat, geçen yılın tamamında 125,3 tona düştü. Öte yandan en önemli rakiplerden biri olan İtalya'dan yapılan ithalatta da önemli bir artış yaşandı. 2019'da ülkeden 298 milyon dolarlık ithalat yapılırken bu rakam 2024'te 5,8 milyar dolara kadar çıktı. Geçen yıl ise bu rakam 2 milyar dolara gerilese de Türkiye, İtalya'nın en büyük pazarı olma konumunu sürdürdü.