Türk Metal Gölcük Şubesi 8. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Gölcük Şubenin neredeyse yüzde 90’nını Otosan oluşturuyor. O yüzden doğal olarak fabrikadan da çokça işçi vardı. Zaten her bölümden birkaç işçiye idari izin yazıldığı için bir önceki kongreye göre de oldukça kalabalıktı. Videolarda işçiler çok coşkulu ve sendikasını sahiplenir gibi görülebilir ancak bu böyle görülsün diye galiba en az beş prova yapılmıştır. Hatta bir önceki gün delegeleri sadece prova için çağırmışlar. Kongre günü de salonda olan herkesi zorunlu tutup kürsüden de ‘Susun dinleyin’ diye azarlayarak zorla dahil ettiler. Çoğu kişiye de kahvaltı var gelin demişler ama bayağı bir aç kalan da oldu.
Elbette içinden gelerek zıplayıp eşlik edenler de vardır ama öyle olmayan da birçok kişi vardı. Zaten izleyince kimin neden bağırdığını orada olan biri olarak anlıyorsunuz. Çıkarı olmayan kimse böyle bir şey yapmıyor. Çünkü sloganlar adete Uysal’a ilanı aşk sloganları. İşçi olmakla ilgili haklarımızla ilgili tek bir slogan bile yoktu. Herkesin eline de slogan kağıdı verilmişti. Bu aşk karşısında bayağı bir gözlerimiz doldu, Uysal’ın da doldu. Bazı arkadaşlara harfler giydirip Uysal Altundağ bile yazılmıştı. Etkileyiciydi.
‘Çalışma barışı’ dedikleri kavga etmeden satmak
Sonunda Uysal gelip konuşmasına sloganlar susunca başlayabildi. Konuşması hiç etliye sütlüye karışmadan kimseye bulaşıp diklenmeden yapılmış bir konuşmaydı. Çalışma barışı için çok uğraştıklarını söyledi. Dedi ki “Türk Metal’in kendisini en çok öveceği şeylerden biri çalışma barışını sağlamış olmaktır. Biz işçiyle işvereni birbirine kırdırmayız barış içinde sözleşmeler yaparız.” Biz bu cümleden şunu anladık biz kavga etmeyiz işçiyi direk satarız. Çalışma barışı diye bahsettikleri şey bir kez bile greve çıkıp işvereni zor durumda bırakmamaktır. İşçisine hiç kulak asmamaktır. Başka bir şey değildir!
Büyük kazaya sadece bir ‘geçmiş olsun’
Fabrikamızda yaşanan büyük kazaya dair tek kelime etmemişti. Ne kendisi ne de sendika hiçbir şey dememişti. Sağ olsun burada değindi, ‘geçmiş olsun’ dedi, alkışını aldı. Ama çalışma koşullarımıza dair, kazanın bir daha olmaması için alınan önlemlere dair bir kelime dahi etmedi. Çünkü çalışma barışı falan bozulur maazallah.
Kendini ve sendikayı övdüğü konuşmasından sonra yıl içinde bir sürü işçiyi tatile götürdüklerinden, hep işçi için çalıştıklarından, bir de Pevrul Kavlak isimli bir işçi evi açtıklarını söyledi. Bir de henüz hiç duymadığımız kadın bürosunun kurulduğunu söyledi. Takipçisi olacağız. Uysal’dan sonra birçok kişi konuştu. Otosan’dan gelen müdürler vardı, sendikaya teşekkür konuşmaları ettiler.
İşçinin konuşmadığı bir kongre
Ama ne olmadı biliyor musunuz? Mizansenden bile olsa bir işçi bile konuşmadı. Senaryo gereği bile olsa bir işçi konuşturmalarını beklerdim. Ama Türk Metal gibi bir sendikanın kongresinde maalesef ki zaten patronlar konuşurdu. Bir işçi olarak bu duruma sinirlendiğim kadar üzülüyorum da. Orada amaçsızca sadece belki yerim değişir diye bağıran, onurunu hiçe sayan arkadaşlarıma üzülüyorum. Bir insana bu şekilde tapma haline üzülüyorum ve sinirleniyorum. 1 Mayıslarda asıl işçi bayramında da görmek isterdim arkadaşlarımda bu coşkunun gerçeğini. Ama gördüm bizim gibi düşünen ve elinden geleni yapmaya çalışan insanlar da vardı. Elbet onlarla buluşup bu düzeni değiştirdiğimiz günler de gelecek. Umutsuzluğa kapılmayacağım. Bu fabrika bunlardan ibaret değil. Sendikanın iyi bir şey olduğunu ama değişmesi gerektiğini herkese anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü bizi sendika düşmanı sanıyorlar ama değiliz. Biz sendikayı seviyoruz. Bizim sevmediğimiz sendikanın şu anki halidir. Böyle sadece başkana tapma, işçiyi satma halidir. Bu günler de geçecek hep beraber değiştireceğiz.
Sendikacılığın bu olmadığını anlatmaktan yılmayacağız!