1993 yılında 33 aydın ve yazarın yaşamını yitirdiği Sivas Katliamı davasında adalet arayışı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2014 yılından bu yana geçen 12 yıllık süreçte dosyaya dair hiçbir karar vermemesi üzerine iç hukuk yollarının fiilen tükendiğini belirten mağdur aileler, uluslararası hukuku devreye soktu. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları Eren Aysan, Zeynep Altıok ve Mazlum Çimen adına avukatları tarafından yapılan başvuruda, olayın bir "insanlığa karşı suç" olduğu ve zamanaşımına uğratılamayacağı vurgulandı.
Anayasa Mahkemesi'nin 12 Yıllık Sessizliği
Davanın avukatları Dr. Günal Kurşun, Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Deniz Özbilgin tarafından konuya ilişkin ortak bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Türkiye'deki ulusal adalet umudu olan Anayasa Mahkemesi sürecinin tam bir oyalama mekanizmasına dönüştüğüne dikkat çekildi. Hukukçular, davanın taşıdığı tarihsel öneme rağmen yüksek mahkemenin 12 sene boyunca dosyayı karara bağlamaktan imtina etmesini, "iç hukuk yollarının artık fiilen tüketildiğinin ve etkisizleştiğinin en somut kanıtı" olarak değerlendirdi.
"İnsanlığa Karşı Suçlarda Zamanaşımı İşletilemez"
Sivas Katliamı'nın organize bir şekilde yürütülen, demokrasiyi, Cumhuriyet rejimini ve belli bir toplumsal grubu hedef alan bir eylem olduğunun altı çizildi. Açıklamada, faillerin korunmasına ve cezasızlık politikasının sistematik bir şekilde sürdürülmesine tepki gösterilerek, insanlığın ortak vicdanına karşı işlenmiş bu suçta zamanaşımı kararlarıyla adaletin önüne set çekilemeyeceği ifade edildi.
Uluslararası Alanda Adalet Yürüyüşü
AİHM'e yapılan bu tarihi başvuru, mağdur aileler ve avukatları tarafından sadece geçmişin faillerini yargılatma mücadelesi değil; Türkiye'de insan haklarının, hukukun üstünlüğünün ve evrensel adalet ilkelerinin yeniden tesisi için atılmış bir adım olarak görülüyor. Avukatlar kamuoyuna yaptıkları çağrıda, "33 yıldır süregelen bu hukuksuzluğa ve adalet saraylarının koridorlarında inşa edilen cezasızlık zırhına karşı teslim olmayacağız. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun unutturulmasına izin vermeyeceğiz" diyerek, adalet yürüyüşünü uluslararası alanda da kararlılıkla sürdüreceklerini belirttiler.