Türkiye’de nüfus yapısı sessiz bir dönüşümden geçiyor. Bir ülkenin nüfus yapısının yaşlanmadan, sabit ve dengeli kalabilmesi için demografi biliminde kadın başına ortalama çocuk sayısının 2,10 olması gerekiyor. Bu toplam doğurganlık hızı ‘yenileme eşiği’ olarak adlandırılırken Türkiye’de 2001 yılında bu oran 2,38 olarak gerçekleşiyordu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı 2018 yılında ilk kez 2,00 sınırının altına düştü. Böylece kritik eşik kalıcı olarak aşıldı. 2025 yılında da bu oran 1,42’ye kadar geriledi. Bu sert düşüş, Türkiye’nin nüfus artış hızının durma noktasına yaklaştığını gösterdi. Fakat yıllık canlı doğum sayısı ise tarihte ilk kez 900 bin sınırının da altına indi. Bebek ölümleri ise 7 binin altına düştü. Bu sevindirici gelişme sağlık sistemindeki gelişmeyi ortaya koyarken, ortalama yaşam hızı son birkaç yılda 78,1 yaşa kadar çıktı.
Kadınların iş gücüne katılımı artıyor
TÜİK verilerinin en net ortaya koyduğu olgulardan biri de aile kurma ve çocuk sahibi olma yaşının gittikçe ilerlemesi. Artan yaşam maliyetleri ve konuta erişimde zorluklar özellikle gençlerin ekonomik olarak kendi düzenlerini kurma sürecini uzatıyor. Bu durum evlilik, çocuk sahibi olma gibi uzun vadeli kararların daha ileri yaşlara kaymasına sebep oluyor. Ayrıca kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi, iş gücüne katılımının artması da toplumsal gelişime katkı sağlarken, çocuk sahibi olma ihtimalini de öteliyor. 2001 yılında anne olma yaş ortalaması 26,7 iken, bu sayı her yıl kademeli olarak artarak 2025’te 29,4’e ulaştı.
Anne olma yaşı 27,5’e kadar çıktı
Benzer şekilde ilk doğumdaki ortalama anne yaşı da 2014 yılında (TÜİK verileri bu yıldan başlıyor) 25,5 iken 2025’te 27,5 seviyesine çıktı. Çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, erişilebilir kreş imkanlarının arttırılması ve esnek çalışma modellerinin desteklenmesiyle birlikte, çocuk sahibi olma kararları daha erkene çekilebilir bu aile planlamasına katkı sağlayabilir.
Sağlık sistemi gelişti bebek ölüm oranı düştü
Öte yandan TÜİK verilerinde sağlık altyapısında yaşanan gelişim de dikkat çekiyor. 2009 yılında doğan her 1000 bebekten 13,9’u hayatını kaybederken, anne-bebek sağlığına yapılan yatırımlar, yoğun bakım ünitelerinin yaygınlaşması ve koruyucu sağlık hizmetleri sayesinde bu oran 2025 yılında binde 7,8’e kadar düşürüldü. Bebek ölüm hızındaki düşüş, doğum sayısındaki azalmayı telafi etmeye yetmiyor. Fakat Türkiye’nin gelişmişlik endeksini yukarı doğru taşıyor.
Ortalama yaşam süresi 78 yılı geçti
Türkiye’de sağlık altyapısının gelişmesi ve yaşam standartlarının iyileşmesi, resmi ölüm istatistiklerine de doğrudan yansıdı. TÜİK tarafından açıklanan son verilere göre, Türkiye’deki ortalama yaşam süresi çok kısa bir zaman diliminde yukarı yönlü ivme kazandı. 2021-2023 döneminde ortalama yaşam süresi 77,3 olarak kayıtlara geçerken, 2022-2024 döneminde bu 78,1 yıla kadar çıktı. İki dönem arasında gerçekleşen 0,8’lik artış, demografik göstergeler açısından önemli bir başarı olarak kaydedildi.


