Ana içeriğe geç

Emir Can flört etmesin mi?

Konserlerinde şarkılarına aynı heyecanla eşlik eden hayranları, yeni albümü için geri sayıma başladı. Emir Can İğrek, müziğinde “üçüncü dönemi” temsil eden “Fiyakalı” albümünü 26 Haziran’da dinleyicileriyle buluşturacak. 14 şarkılık albüm için hazırladığı filmle oyunculuğunu da konuşturan İğrek, “fiyakalı” dönemine iddialı bir giriş yapacak. Projenin detaylarını evinde buluştuğumuz sanatçıdan dinledik.

Emir Can flört etmesin mi?
Hürriyet
16

“Fiyakalı” adlı yeni albümüne “Fiyakalı” film çektin. Süreci senden dinleyelim...

- Dünya starlarının klipleri 1-1.5 dakikalık bir filmle başlar ya, önce bir oyunculuk yaparlar, çok ilgimi çekiyordu o konsept. Ben de öyle bir şey yapmak istiyordum ama single’larda çok mümkün olmuyor tabii. O oyunculuğun da karşılığını alamıyorsun. Madem çok dinlenme kaygısı olmadan bir iş yapıyoruz, o zaman izlenme kaygısı olmadan da bir şey yapalım düşüncesiyle çıktı aslında. Şarkıları bir hikâye içinde oyunculuk yaparak da anlatmak istedim. Aslında şunu da keşfettim yıllar içinde; ben hiç oyunculuk yapmıyorum gibi geliyordu. Ama sonra konuk gittim birkaç diziye ve orada gördüm ki ben zaten oyunculuk yapıyormuşum!

Sahnede yaptığım şeyin bir kısmı da oyunculukmuş. Evet, kendimi anlatıyorum belki birçok şarkıda ama kendini oynamak da bir oyunculukmuş. Sonra da film fikri çıktı ortaya.

Çekimler nasıldı?

- Çok eğlendim. Bence güzel de oyunculuk yaptım. Fiyakalı rolünü oynadım. Ama tamamen ben değilim o filmdeki kişi. Fiyakalı biri neler yapar diye günlerce düşündüm, günlerce çalıştım. Tabii kendimden de parçalar var o personada. Ama genel olarak ‘Fiyakalı’ diye bir isim ortaya çıkarıp onu oynadım, çok da eğlendim.

‘ALİ CABBAR’IN HİT OLMASINI BEKLEMİYORDUK

Bizi evine konuk ettin ve görüyorum ki stüdyon da evin içinde. Kendini hep müzik yapmak zorunda hissediyor musun böyle bir ortamda?

- Stüdyoda çok vakit harcamıyorum aslında. Benim olayım sürekli düşünmek. Mesela şarkı yaparken evin içinde sürekli yürürüm.

Şarkı yazma ritüelin var mı?

- Evet. Yürüyerek düşünüyorum. Eski evimde bahçe yoktu. Yeni evime taşınalı 2 hafta oldu, şimdi bahçeye çıkıyorum, orada yürüyorum. Mesela 1 saat yürüyorum ama zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Hep böyle yaşadığım için evim çok sıkıcı. O yüzden sürekli arkadaşlarımı çağırıyorum. Albüm bitince biraz rahatlayacağım. 14 şarkı yaptık ama dijitalde her şey çabuk tüketildiği için muhtemelen eylülde yeni bir şeyler yapmaya başlarım.

Bu tüketim çağında böyle çok şarkılı bir albüm yapmak riskli değil mi?

- Benim gibi hikâye anlatan insanların işi albüm bence. Single’da da hikâye anlatıyorum. Ben alternatif bir müzisyen olarak yola çıktım. Hayalim sürekli hitler yapmak değildi. Nitelikli müzik yapayım, hikâyeler anlatayım, biraz oyunculuk yapayım istiyorum. O yüzden hit matematiği bana hiç yaramıyor. Benim işim albüm. O yüzden çok özgür hissettim kendimi. Tutar mı, tutmaz mı diye düşünmeden yaptım. Kitleselleşir mi? Muhtemelen de kitleselleşir.

Kitleselleşmekten kastın ne?

- Çok insana yayılması. Mesela “Ali Cabbar” öyle oldu. Hit olmasını beklemiyorduk. O albümde hit olacağını düşündüğüm şarkı “Çağır”dı. Sonra “Can Dostum” çıktı. Yani matematik değil, duygular çıktı. O yüzden müziğimdeki iş matematik değil, duygular. Bu albüm de 14 şarkılık bir duygu yelpazesi.

Sen ne kadar fiyakalısın?

- Bilmiyorum. Çektiğimiz filmde; “Gösterdiğin değil, hissettiğin ve hissettirdiğin şey fiyakandır” diyorum. Bazen gerçekten fiyakalı hissediyorum. Mesela sahnede. Bazen günlük hayatta da hissettiğim oluyor. Bazen de fiyakasız hissediyorum. Ruh halime bağlı.

Albüm 26 Haziran’da çıkıyor. Nasıl bir Emir Can var bu albümde?

- Eğlenceli tarafımı, Trakyalılığımı, mahallede büyüyen Emir Can’ın mahalle dilini, duygusal ve kızgın yanlarım, yani çok çeşitli duygularımı görecekler.

TEOMAN BAŞ FİYAKALI

Hem filme hem de albüme konuk ettiğin sanatçılar var. Neden böyle bir konsept yarattın?

- Teoman, Hüsnü Şenlendirici, M-Lisa, Tuana Yılmaz ve Dedublüman var. Türkiye’de “fiyakalı” deyince akla kim geliyor? Tabii ki Teoman! Zaten Teoman’la albüm için çalışıyorduk. Böyle bir film yaptığımdan bahsettim, finaldeki baş fiyakalıyı da onun oynamasını istedim. Çok sıcak yaklaştı. Biz “fiyakalılar barı”nda takılan fiyakalılar olsak ve bir baş fiyakalı olsa, o Teoman’dır.

Bundan sonra oyunculukla ilgili bir kapı açacak mısın kendine?

- Aslında hep müzik yapmak istiyorum. Konsantrasyonumu müziğin dışına hiç vermek istemiyorum. Ama hatıra kalsın diye bazı projelerde oynayabilirim.

EMİR CAN FLÖRT ETMESİN Mİ?

Sem bu albümle kendini yeniden mi keşfettin?

- Kendimi keşfettiğim, neler yapabiliyorum diye denemeler yapabildiğim bir çalışma yaptım. Ve bunun meşru olduğu yer albüm.

Single’da neden olmuyor bu?

- Mesela hareketli şarkı yapıyorum, dinleyici “Sen çok değiştin” diyor. Single olduğu için dinleyici 3 ayı aynı duyguyla geçiriyor. Geçen yaz “Ruj”u çıkardığımda bana “Sen artık havuz başındaki çıplak çocuk oldun” dediler. Ben havuz başındaki çıplak çocuk olmadım. Emir Can ağır şarkılar yazan bir insan olarak yazın tatil yapmasın mı? Emir Can flört etmesin mi? Emir Can’ın aşk hayatı olmasın mı? (Gülüyor) Hep mi üzgün olsun? Single’lar biraz öyle. Albümde hepsi bir arada olacağı için daha meşru görülecek bence.

İstanbul’a ilk geldiğinde barlarda şarkı söylüyordun. Şimdi çok büyük kitlelere hitap ediyorsun. O zamanki Emir Can ile şimdikini karşı karşıya getirsen, en çok hangi noktada kavga ederler?

- Lisede kendime bir not yazmıştım; “30 yaşındaki Emir Can’a” diye. “Hem ideolojik, hem sosyolojik bakış olarak bir gün sadece para denilen metayı kendine rehber belirlediğin gün, bu 17 yaşındaki Emir’in hakkı sana helal değil” demiştim. “Ben ileride çok para kazanacağım. Ya sanattan kazanırım, ya mesleğimi iyi yaparım, oradan kazanırım. Ama ya fikirlerime sırt çevirir ve o ruhsuz insanlardan biri olursam?” diye korkuyordum. Çünkü öyle çok örnek vardı önümde. Şu an o notu yazan Emir Can’la karşılaşsam, şu anki halimle gurur duyardı biliyor musun? Buna emin oldum.

Hayranlarına “klancılar” diyorsun. Öncelikle “klancılar” ne demek?

- 90’larda Sezen Aksu’nun klan evi vardı. Müzik yapan arkadaşlarımla hep bir arada yaşadığımız için biz de kendimizi ona benzettik. Zaten küçüklükten beri hayalim müzisyen arkadaşlarımla büyük bir evde müzik üretip eğlenmekti. Adımıza “klan” dedik. Bizi sevenlere de “klancılar” demiş olduk.

DM kutuna gelen en ilginç mesaj neydi?

- Mesela biri evimin her yerden fotoğrafını çekip DM’den göndermişti. Bana “Bizim evde kal” yazarlar. Herhalde evin çocuğu gibi görüyorlar.

Emir Can’ın bir günü nasıl geçer?

- Pek rutinim yok. Konserler vs. derken yıllardır düzensiz bir hayatım var. Bir yandan da çok büyük bir yaşam enerjim var. Spor yapıyorum. Onun dışında arkadaşlarım gelir. Onlarla sosyalleşirim. Bir de kitap okuyorum.

AŞK ÇOK SAÇMA

◊ Fanatik Galatasaraylısın diyebilir miyiz?

- Ben fanatizmin saçma olduğunu düşünüyorum. Ama fanatiğim. Aşkla taraftarlık çok benzer duygular. Bence aşk da çok saçma bir şey. Çünkü insanın kendini manipüle etmesi, birini kusursuz görmesi demek. Veya onun kusurlarını da sevmek... Ama aslında bu gerçek bir şey değil.

◊ Aşk geçici mi sence?

- Kalıcı olanını istiyorum diyelim. Çünkü gördüğüm kadarıyla geçici.

◊ Annenle baban şu anda senin başarına ne yorum yapıyorlar?

- Çok mutlular tabii ki. Babam yaş aldıkça duygusal bir adama dönüştü. “Seni seviyorum oğlum” falan diyor, çok şaşırıyorum.

◊ Sevgisini belli etmez miydi önceden?

- Belli etmezdi. Annem sevdiğini her zaman söylerdi. Son 5 senedir babam da söylüyor. Babama “Ben de seni seviyorum” demek bir garip geliyor ama güzel bir duygu.

Büyüme sürecinde babanın sevgisini göstermemesinin eksikliğini hissettin mi?

- Yok, baba öyle olur zaten. Babamın duygularını sadece Galatasaray yenilince görüyordum. Onun dışında hiçbir duygu değişimi yoktu.

DİNLEYİCİLERİM GURURLANACAK

◊ Son olarak albümle ilgili hayranlarına ne söylemek istersin?

- Üçüncü uzun çalar albümümüz geliyor. Bu üçüncü dönem demek. “Ağır Roman” dönemini yaşadık. “Parti İptal” dönemini yaşadık. Şimdi “Fiyakalı” dönemi geliyor. Ben çok heyecanlıyım. Onların da heyecanını görebiliyorum sosyal medyadan. Çok gururlanacaklar.

İLİŞKİLERİMDE BÜYÜK KABAHATLERİM OLMADI

Aşkı “insanın deliliğe en çok yaklaştığı hâl” olarak tanımlıyorsun. Aşk için yaptığın en büyük delilik neydi?

- Kendi istikbalimi düşünmemek. İnsan biri üzerine çok fazla düşününce kendini düşünmüyor. Öyle bir dönem yaşamıştım. Onun dışında “Gideyim ev basayım, evinin önünde bekleyeyim” gibi şeylerim yoktur. Zaten bunu yapmama gerek kalmadı, çünkü öyle bir kabahat işlemedim. Çok büyük kabahatlerim olmadı benim hiçbir ilişkimde.

Aldatma, aldatılma gibi durumlar da olmadı mı?

- Ne aldatma olmuştur ne de öyle ciddi bir hakaret...

Maço yanın var mı?

- Maço yanım vardır. Kıskancımdır yani. İki birey anlaştıysa ama bir noktada bir taraf anlaşmayı bozuyorsa, ona müsaade etmem. O bir saygısızlıktır. Bu maçoluk gibi gözükebilir ama eril bir yerden ortaya koymam onu. Ben ilişkimi yoldaşlık üzerine kurmak isterim. İlişkiler erkek otoritesi üzerine kurulmamalı. Birçok kadın şimdi bunu sevdiğini, bunu istediğini söylüyor. Ben onu kadınlara saygısızlık olarak görüyorum. İşin özünde kıskancımdır, bazı şeyleri saygısızlık algılarım. Her noktada adil olunsun isterim.

Romantik misin peki?

- Çok romantiğim.

Nasıl biri etkileyebilir seni?

- Bu zamana kadar çok değişik insanlardan etkilendim. Mesela beni umursamayandan etkilendiğim oldu, benim dünyamda olmadığı için etkilendiğim biri oldu. Genel olarak doğal insanlardan etkilenirim, yapaylık sevmem.

Kaynağa Git

İlgili Haberler