ABD ile İran arasında varılan anlaşmanın pürüzsüz bir şekilde hayata geçirilmesi durumunda, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin bir ay içinde savaş öncesi dönemin yüzde 50’sine ulaşabileceği belirtiliyor. Trump'ın "motorlar çalışsın, petrol aksın" çağrısının hayata geçirilmesi için ise denizcilik firmaları, cuma günü imzaların atılması bekleniyor.
Kpler tarafından yayınlanan analiz notunda, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılardan önce boğazdan günde 100 geminin geçtiği, anlaşmayla birlikte bu sayının ilk etapta günlük 40’a yükselebileceği ifade edildi.
İlk Etapta Bekleyen Gemiler Geçecek
Analistlere göre, Basra Körfezi’nde mahsur kalan yüklü gemiler Hürmüz’ü ilk terk edenler olacak. Körfez’de sıkışıp kalan ve 15 gün içinde bölgeden çıkabileceği tahmin edilen yaklaşık 118 tanker bulunuyor.
Uzmanlar, mahsur kalan bu gemilerin yaratacağı yoğunluğun tek seferlik bir durum olduğunu ve kalıcı bir trafik artışı olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.
Bu noktada asıl kritik soru, mevcut yığılma eridikten sonra Körfez’e kaç geminin giriş yapacağı.
Kpler’in baş nakliye analisti Matt Wright, Umman Denizi ve Arap Denizi’nde çok sayıda geminin Hürmüz’ün açılmasını beklediğini belirterek, anlaşmanın ilk 30 gününde Basra Körfezi’ne giren tanker sayısının günde 12’ye yükselebileceğini, bunun da savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 50'sine tekabül ettiğini kaydetti.
Daha temkinli hareket eden taşımacılık şirketlerinin ilk geçişlerin nasıl sonuçlanacağını görmek isteyeceğini ifade eden Wright, gemilerin saldırıya uğramaması ve bölgede mayın bulunmadığının anlaşılması halinde Körfez’e yeniden girmeyi değerlendireceklerini aktardı.
Petrol tankeri şirketi Frontline’ın CEO’su Lars Barstad ise CNBC’ye verdiği demeçte, “Anlaşma imzalanır imzalanmaz gemilerin çok hızlı bir şekilde hareket etmeye başlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Frontline’ın şu an Körfez’de mahsur kalmış 5 tankeri bulunuyor.
Görüş Ayrılıkları
ABD ve İran’ın yapılan anlaşmanın içeriğine dair farklı yorumlara sahip olduğu görülüyor. İran devlet medyasında yer alan haberlere ve Tasnim haber ajansına göre Tahran, gemilerin 60 gün boyunca Hürmüz’den geçiş ücreti ödemeden geçebileceğini, bu sürenin ardından boğazın İran ve Umman tarafından yönetileceğini savunuyor. Buna karşın ABD Başkan Yardımcısı JD Vance pazartesi günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, ABD’nin beklentisinin Hürmüz’ün uzun vadede de ücretsiz kalması yönünde olduğunu belirtti.
Diğer bir belirsizlik konusu ise mayınların gemiler için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğu
İran gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi, ABD ile varılan mutabakat zaptının ilk somut sonucu olarak görülüyor. Bu durum süreçte bir ilerleme kaydedildiğinin işareti olarak yorumlanıyor.
ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasının ardından ilk İran gemilerinin abluka bölgesinden sorunsuz bir şekilde geçtiği bildirilmişti.
İsrail ordusu, ateşkese ve ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen Lübnan'ın güneyindeki Reyhan beldesi çevresine topçu saldırıları düzenledi.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese ve dün sağlanan ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ait topçu birlikleri, Cizzin ilçesine bağlı Reyhan beldesi çevresini hedef aldı.
İsrail ordusu gece yarısında da Secid ve Mahmudiye beldelerine topçu saldırıları düzenledi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da ABD ve İran'ın mutabakata varıldığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti." ifadesini kullanmıştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıklamıştı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington ve Tahran yönetimleri arasında sağlanan mutabakatın "yalnızca geniş bir çerçeve sağladığını ve önemli ayrıntıların sonraki müzakerelerde belirleneceğini" söyledi.
Vance, Amerikan yayın kuruluşu CNN'de katıldığı bir programda ABD-İran mutabakatını değerlendirdi.
Mutabakat metninin "yaklaşık bir buçuk sayfa" olduğunu aktaran Vance, bu nedenle bu belgenin "çok genel" olduğunu ancak İran'la yapılan görüşmelerin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Vance, "Birçok konuda, bu konuları teknik müzakere aşamasında çözmemiz gerekecek, ancak mutabakat zaptı, İranlıların anlaşmanın faydalarından yararlanarak yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak bir çerçeve oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
Başkan Yardımcısı Vance, anlaşma kapsamında İran için iki olası yol olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Birinci seçenek, olağanüstü ekonomik yaptırımlar altında kalmaları, bu da askeri güçlerini asla yeniden inşa edemeyecekleri ve nükleer programlarını asla yeniden oluşturamayacakları anlamına geliyor, ya da denetim, rejiminin güvenle nükleer programlarını yeniden inşa etmeyeceklerini doğrulanabilir bir şekilde göstermeleri. Bunu yaparlarsa, bu durum tüm bölgeyi dönüştürecek."
Vance, söz konusu mutabakatın "en önemli yanının" İran'ın nükleer silah üretmeme konusunda doğrulanabilir bir taahhüt vermesi olduğunu vurgulayarak, Tahran yönetiminin bunu yerine getirmesi durumunda bundan fayda göreceğini ifade etti.
Söz konusu mutabakatta İran'ın varlıkların dondurulmasının kaldırılması veya yaptırımların hafifletilmesi konusunda yazılanlarla ilgili soruya Vance, "Ne ABD'den ne de Körfez'deki müttefiklerimizden tek bir dolar bile yaptırım hafifletmesi veya varlıkların dondurulmasının kaldırılması olmadı." dedi.
Trump, mutabakat zaptının elektronik ortamda kendisi, Başkan Yardımcısı Mike Pence ve İran tarafı adına Meclis Başkanı Kalibaf tarafından imzalandığını bildirdi.
Sürece ilişkin teknik detayları paylaşan Trump, şunları kaydetti:
"Hürmüz Boğazı tamamen açıldı. Mayınların temizlenmesi için kısa bir süreye daha ihtiyaç var ancak temizlik biter bitmez petrol akışı tam kapasite sağlanacak. Ayrıca, ilk etapta İran’a ait 7 milyar dolarlık fon serbest bırakılacak. İran yükümlülüklerine uyduğu takdirde yaptırımların tamamen kaldırılması da gündemimizde. İran nükleer silaha sahip olmayacak."
Cuma günü Cenevre'de atılacak fiziksel imzaların ardından başlayacak 60 günlük kritik müzakere süreci başlayacak. Nükleer programın geleceğinden yaptırımların kaldırılmasına kadar tüm önemli başlıklar teknik heyetler tarafından masaya yatırılacak.