İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla yedisi tutuklu 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan dava devam ediyor.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının dokuzuncu günü, Silivri’de yeni inşa edilen duruşma salonunda başladı.
"YURT DIŞINA KAÇMAK GİBİ BİR ÇALIŞMAM, BİR HAZIRLIĞIM YOKTU"
Bu dava kapsamında 14 Mayıs’ta tahliye edilen ancak başka bir dosya nedeniyle tutuklu bulunan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz’ın savunmasına geçildi. Kendisi hakkında iddianamede ve mütalaada yer alan tüm iddiaların soyut olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“İddianın aksine huzurda ifade veren herkes benim suç konusu olaylarla, süreçlerle ilgimin olmadığını söyledi. Etkin pişmanlıkta bulunduğunu iddia eden kişiler dahi olayların benimle alakası olmadığını söylediler. Kendiliğinden söylemeyen kişilere de siz sordunuz. Avukatlarım sordu. Verilen cevaplarda alakam olmadığı anlaşıldı. Netice olarak yargılamada, hakkımda herhangi bir delil bulunamadı. Buradaki diğer arkadaşlar gibi ben de hedefe konmuş kişilerden biriyim. Bunun en büyük örneği, henüz ifadem alınmadan hakkımda yurt dışına çıkış yasağı kararının verilmesiydi. Ben o sırada görevimin başındayım ve sayın soruşturma savcısının belediyeden istediği evraklarla, bilgilerle ilgili kendisine cevap vermekle meşguldüm. Yani yurt dışına kaçmak gibi bir çalışmam, bir hazırlığım yoktu. Ben tutuklandıktan sonra delil toplama çabasına girildi. Benimle ilgili ilk andan itibaren gömleğin düğmeleri yanlış iliklendi. Bu sebeple mütalaaya saygı duymakla beraber mütalaaya katılmıyorum.
“AKTAŞ AİLESİNİ TANIMAM”
Örgüt konusunda soruşturma savcısı, örgüte yardım etmek için ihaleleri yönlendirdiğimiz iddiasında bulunmuş. Mütalaada ise savcılık, örgüte yardımdan beraat talep etti. Varlığından haberdar olmadığım örgütün bütün üyeleri huzurunuzda ifadeler verdi, beyanda bulundular. Başta Aziz İhsan Aktaş olmak üzere hiçbiri benimle ilgili olumsuz bir beyanda bulunmadılar. Kendilerinden bir menfaat çıkar talep ettiğimi söylemediler. Söyleyemezler. Örgüt konusunda avukatlarım çok şey anlattı. İnsanlar tanımadığı kişilerle örgüt olamazlar. Ben Aktaş ailesini, akrabalarını, ortaklarını, arkadaşlarını ve de çalışanlarını tanımam, tanımadım da. Bugüne kadar kendileriyle bir iletişimim de olmadı. Daha önce de söyledim. Bırakın örgütün varlığından haberim olmayı, bırakın yardım etmeyi, Beşiktaş ilçesine sızmasına asla izin vermezdim. Benimle beraber çalışan mesai arkadaşlarım kamunun, toplumun menfaatinin korunmasında ne kadar titiz olduğumu, ne kadar bu konuda taviz vermediğimi çok iyi bilirler.
“MÜTALAA ÇELİŞKİLİ”
Hakkımda da bu konuda talep edilen beraat ile hukukun er ya da geç her yönüyle tecelli edeceğine inanıyorum. İddianameden önce de savcılık benim örgütle ilişkimin olmadığını biliyordu. Bu dosyada beni ihaleden sorumlu tutabilmek için örgüte yardım etme suçunu iddianameye koymuştur ancak bugün örgütle ilişkimin olmadığının bir kez daha anlaşıldığına inanıyorum. Örgütten beraatım talep ediliyorsa diğer suçlardan da cezalandırılmamın talep edilmesi mütalaanın kendi içerisindeki içerisinde çelişkili olduğunu göstermektedir. Örgüt suçu bakımından mütalaada yer aldığı gibi beraatımı talep ediyorum. İhaleye fesat karıştırma suçuyla, ihale ile ilgili suçlamalar konusunda iddianamedeki ithamların çoğu tüm taraflarca çürütüldü. Bilirkişi raporlarındaki hatalar tek ortaya döküldü. Burada zaten hiç kimsenin suç işlemediği anlaşıldı. Benim de ihalelerle ilgili herhangi bir sorumluluğum bulunmamaktadır. Sorduğumuzda ihale yetkilisi arkadaşlar, ihale birimindeki arkadaşlar, ihale komisyon başkan ve üyeleri, yani memur arkadaşlar, ihale tarafları, ihalelere dahil olmadığımı, bir baskı, telkin ve yönlendirmede bulunmadığımı söylediler.
“SUÇSUZLUĞUM İSPATLANDI”
Başından itibaren hedef kişi olarak ilan edildim. Peşinen suçlu ilan edilerek tutuklandım. Yapılan yargılamada, huzurunuzda toplanan delillerle suçsuzluğum ispatlandı. Henüz deliller toplanmadan haksızlığa uğradım. Delillerden kişilere gidilmedi. Kişileri yargılamak ve cezalandırmak için deliller oluşturulmaya çalışıldı. Gerek sizin sorularınız, gerek avukatlarımızın çabalarıyla beyandaki çelişki ve yalanlar tek ortaya çıktı. Bıraksanız saatlerce haklılığımı anlatacak kadar güçlüyüm ve suçsuzum. Ben hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum ve iddiaların çürüdüğünü düşünüyorum. Hakkımda tüm suçlar yönünden berat kararı verilmelidir. Hiç kimse benimle ilgili ‘Ali Rıza Yılmaz bir suç işledi’ diyemedi, diyemez. 70 yıllık hayatımda namusumla, şerefimle, ailemden aldığım terbiyeyle onurum için yaşadım ve asla ödün vermedim. Kendime güveniyorum. Kendimden eminim. Beraber görev yaptığım arkadaşlarıma da güveniyorum ve arkadaşlarımdan da eminim. Nasıl ki suçsuz olup doğru söyleyenler yargı önünde yargılandı, hesap verdi, aklandı; iftira atanlar da bir gün yargılanıp hesap verecektir.”
Odatv.com