Ana içeriğe geç

Jandarmadaki merkez internette 7/24 devriyede… Siber dedektifler

Siber İzleme ve Değerlendirme Merkezi kapılarını Hürriyet’e açtı. ‘Siber dedektifler’, internet ortamında 7/24 devriyede. Merkezde çocukları hedef alan internet siteleri, internet dolandırıcılığı, yasadışı bahis ve kumar çeteleri, yeni nesil çeteler yakın takipte...

Jandarmadaki merkez internette 7/24 devriyede… Siber dedektifler
Hürriyet
16

JANDARMA Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, son dönemlerde başta yasadışı bahis ve kumar, okul saldırılarının arkasındaki suç örgütleri ve yeni nesil çetelerin dijital ortamda takibi olmak üzere internet ortamında işlenen suçlara yönelik kritik operasyonlara imza attı. Daireye bağlı olarak geçen yıl kurulan Siber İzleme ve Değerlendirme Merkezi’nde ise 7/24 internet ortamındaki suçları anlık takip ediliyor. Siber alandaki hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, eziyet, intihara yönlendirme, hayvan haklarını ihlal gibi suçlar anlık tespit edilerek, raporlar düzenleniyor. Olumsuz bir durumda 81 ille iletişim ve koordinasyonu yine Ankara’da konuşlu Siber İzleme ve Değerlendirme Merkezi yapıyor. Siber Destekli Suçları Araştırma Şube Müdürü Jandarma Binbaşı Hakan Çakır, Hürriyet’e şunları söyledi:

HEMEN BİLDİRİN

“Siber dedektifler, meydana gelen dolandırıcılıklarda, web siteleri, sosyal medya hesapları, e-posta adresleri, IP adresleri, kripto varlık ve banka hesaplarındaki finansal hareketler gibi dijital izleri adli makamların talimatıyla incelemeye alıyor. Bunların analizini yaparak soruşturmalara katkı sağlıyor. Siber olaylara karşı, hızlı müdahale ve doğru koordinasyon önemli. Mağdurun olayı gecikmeden bildirmesi gerekir. Böylece, şüpheli hesaplar üzerinde gerekli tedbirler alınıp para transfer zinciri durdurulabilir. Bu tür olaylarda para, kısa sürede farklı hesaplara dağıtılıyor, hatta yurtdışına veya kripto gibi farklı varlıklara aktarılıyor. Onun için hızlı hareket edilmesi gerekir. Böylece dijital izler, IP kayıtları ve para hareketleri analiz edilerek hem olayın nasıl gerçekleştiği hem de şüphelilerin ve hesaplar arasındaki bağlantıları ortaya çıkarılmış olunur.

OLTALAMA SİTELERİ

Siber devriyenin öncelikli amacı suç işlenmeden önce önlem almaktır. 81 il siber birimleriyle koordineli olarak 7/24 siber devriye ile internet ortamında siber suçların takibi ve tespitine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Mağduriyetleri önlemek amacıyla siber birimlerimiz tarafından tespit edilen oltalama sitelerinin Siber Güvenlik Başkanlığı’na bildirilmesiyle önlem alınıyor. Bu müdahale yalnızca mevcut olayın değil, aynı yöntemle oluşabilecek yeni dolandırıcılık olayının da önüne geçilmesi açısından kritik bir rol oynar.

OKUL SALDIRILARI�

(Okul saldırıları ve suça sürüklenen çocuklar) Siber devriyeler olarak geniş çaplı taramalar yapıyor. Ancak bizim için karanlıkta kalan bireysel uç noktalarda, yani çocuğun cihazında, odasında kalkan olma görevi aileye düşmekte. Çocuklarımızın güvenliğinde en kritik savunma hattı ebeveynlerdir. Aynı zamanda okul ve arkadaş çevresi de bu konuda önemli rol oynar. Suç ağlarının en büyük silahı gelişmiş teknolojiler değil, korku ve sessizliktir. Mağdur edilen bir çocuğun sessiz kalması sistemin yakıtıdır. Çocuklarımızla güçlü bir iletişim kurarak yaşadıkları her türlü olayı paylaşabileceklerini bilmeleri ve her koşulda onların yanında olacağımızı hissetmelerini sağlamamız, çocuklarımızın dijital dünyada güvenle var olabilmelerinin temelini oluşturuyor.

SİBER ZORBALIK VE DİJİTAL BAĞIMLILIK

Dijitalleşen dünyada çocuklar erken yaşlardan itibaren internet, sosyal medya ve çevrimiçi oyun platformları ile yoğun bir etkileşim içerisinde oluyor. Siber zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma, dijital bağımlılık, kişisel verilerin ihlali ve çevrimiçi istismar gibi ciddi riskleri de taşıyor. Sosyal medya, video paylaşım platformları ve çevrimiçi oyunlar aracılığıyla yayılan şiddet içerikleri, çocukların algı dünyasını doğrudan etkiliyor. Dijital mecralarda karşılaşılan siber zorbalık, dışlanma ve manipülasyon gibi unsurlar, çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor.

SESSİZLEŞEN ÇOCUK RİSKİ

“Çocukta şiddet eğilimi bir anda ortaya çıkmıyor, öncesinde çeşitli sinyaller veriyor. Aileler bunları bazen ‘ergenlik dönemi’, ‘geçici öfke’ ya da ‘çocuk işte’ diyerek göz ardı ediyor. Örneğin empati kaybı çok önemli bir işarettir. Başkasının acısına gülmek, zarar vermeyi normal görmek ya da sürekli aşağılayıcı bir dil kullanmak dikkat edilmesi gereken davranışlardır. Çocuğun sürekli şiddet içeriklerine yönelmesi, nefret dili kullanılan topluluklarda zaman geçirmesi, dijital zorbalık yapması veya saldırgan içerikleri normalleştirmesi önemli sinyallerdir. Risk bağıran çocukta değil, tamamen sessizleşen çocukta görülür. İçine kapanma, yoğun yalnızlık hissi, herkesi kendine karşı görme, sürekli intikam söylemleri kullanma da dikkatle takip edilmeli. Hayvanlara kötü davranma, küçük olaylarda aşırı öfke gösterme, güç kurma ve korkutma isteği de ebeveynlerin asla ‘şaka’ diye geçiştirmemesi gereken davranışlardır. Burada önemli olan tek bir davranış değil, bu davranışların süreklilik göstermesi ve çocuğun duygu dünyasını değiştirmeye başlamasıdır. Birçok çocuk aslında önce yardım çağrısı verir. Biz yetişkinlerin görevi de o çağrıyı olay büyümeden fark edebilmektir.”

YASADIŞI BAHİS VE KUMAR TUZAKLARI

“Yurtdışı kaynaklı çevrimiçi kumar ve bahis siteleri ile ilgili önemli operasyonlar yürütülüyor. Buradaki en büyük problem bahis ve kumar oyunlarının kişiler üzerinde bağımlılık oluşturması. Yasadışı sistemler, basit ‘şans oyunun’ ötesine geçerek psikoloji, algoritmalar ve sosyal mühendislik yöntemlerini kullanan karmaşık dijital tuzaklara dönüştü.

ŞANS OYUNU DEĞİL

Çevrimiçi kumar platformları, kişileri ‘son 1 saat’, ‘bu fırsatı kaçırma’ gibi mesajlarla içeride tutmaya odaklı çalışıyor. Bağımlılık bir eğlence arayışı ile başlayıp maddi ve manevi çöküşle sonlanıyor. Sistemlerin yarattığı tahribattan kaçınmanın yolu, sunulan dijital vaatlerin bir ‘şans oyunu’ değil planlı birer tuzak olduğunu bilmekten geçer. Bu sistemlerde kazanan daima kasadır.

KİM O DEMEDEN ‘TIK’LAMA...

“Çocukları korumanın yolu yasaklamaktan değil, bilinçlendirmekten geçiyor. Neleri paylaşmamaları, tanımadıkları kişilerle konuşmamaları ve şüpheli bağlantılara tıklamamaları gerektiğini öğretmeliyiz. Güvenli internet ayarları kullanmak ve ekran sürelerini kısaltmak da önemli adım. Çocuğa dijitalde yaşadıklarını konuşabileceği güvenli bir aile ortamı oluşturmalıyız. Örnek vermek gerekirse küçükken annelerimiz babalarımız bizi evde yalnız bıraktıklarında ‘kim o demeden kapıyı kimseye açma’ diye tembihlerlerdi. Aynı mantığı günümüzde çocuklarımıza dijital dünya için öğretmek zorundayız. Telefonla yalnız bırakılan çocuklar, çok şeritli işlek bir otoyolda tek başına karşıya geçmesini beklemekle aynıdır. Çocuklarımızı nasıl ki belli bir yaşa gelene kadar dışarıya yalnız göndermiyorsak dijital dünyada da yalnız bırakmamalıyız.”

Hakan Çakır - Fevzi Kızılkoyun

Fotoğraf: Mert Gökhan KOÇ

Kaynağa Git

İlgili Haberler