Ana içeriğe geç

Boğaziçili akademisyen Tuna Tuğcu'nun ihracı yargıya taşındı

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu'nun kamu görevinden çıkarılması kararının iptali istemiyle dava açıldı. Dava dilekçesinde, ihraç kararın dört yıldır devam eden 'sistematik mobbingin' son aşaması olduğu savunuldu

Boğaziçili akademisyen Tuna Tuğcu'nun ihracı yargıya taşındı
Gazete Oksijen
16

Avukat Hüseyin Ersöz, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu'nun YÖK Yüksek Disiplin Kurulu'nca kamu görevinden çıkarılması kararının iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi'nde dava açıldığını duyurdu. Ersöz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Prof. Dr. Tuna Tuğcu, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nün talebiyle, YÖK Yüksek Disiplin Kurulu'nun hukuka aykırı olarak verdiği bir kararla kamu görevinden çıkarılmıştı. Bu karara karşı Ankara İdare Mahkemesi'nde iptal davası açtık. Dava dilekçesinde, verilen kararın son 4 yıldır devam eden 'sistematik mobbingin' son aşaması olduğunu; yöneltilen suçlamanın şartlarının oluşmadığını; doktor raporuna dayanan mazeretin dikkate alınmadığını; ceza verilirken sözlü savunma ve tanık dinletme haklarının kullandırılmadığını; 'özel hukuk' anlaşmazlığına dayanan bir konunun ihraç gerekçesi olarak gösterildiğini ifade ettik.

Bu konuda Prof. Dr. Eşref Adalı ve Prof. Dr. Mehmet Ufuk Çağlayan'ın hazırladığı bilimsel mütalaaya da dilekçemizde yer verdik. Öyle ki söz konusu mütalaa da yer alan, '... Prof. Dr. Tuna Tuğcu’ya geçerliliği sona ermiş lisansları kullandırma, lisans limitini aşma, üniversiteye lisanssız kullanım yaptırma veya üniversitenin bilişim sistemlerine erişimi engelleme yönünde teknik bir sorumluluk yüklenemeyeceği kanaatindeyiz' değerlendirmesi de Prof. Dr. Tuna Tuğcu'nun haksız bir idari işlemle 'kamu görevinden çıkarıldığını' göstermektedir.

"İdari yargıdan döneceğine inanıyoruz"

YÖK Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilmiş olan ceza, idare hukukunun temel prensiplerine de birçok yönden aykırılık taşımaktadır. Bu kararın idari yargıdan döneceğine inanıyoruz. Fakat üniversitesinden ve öğrencilerinden 'haksız bir kararla ayrılan' Prof. Dr. Tuna Tuğcu'nun, kamunun ve öğrencilerinin uğratıldığı zararın telafisi ise ne yazık ki mümkün olmayacak."

Tuğcu: 10 Haziran 2022’den bu yana yoğun bir baskı ve mobbing süreci yürütülüyor

Prof. Dr. Tuna Tuğcu, hakkındaki ihraç kararıyla ilgili 5 Haziran'da yapılan basın açıklamasında şunşarı söylemişti.

"10 Haziran 2022’den bu yana, yani yaklaşık 4 yıldır, üzerimde yoğun bir baskı ve mobbing süreci yürütülüyor. Boğaziçi Üniversitesi olarak zaten beş buçuk yıldır sürdürdüğümüz bir direnişin içindeyiz. Asıl mesele de burada yatıyor. Önce dışarıdan atanan Melih Bulu’nun görevden alınmasının ardından yerine Mehmet Naci İnci getirildi. Yapılmak istenen şey, Boğaziçi Üniversitesi’ni dönüştürmek, kaynaklarına el koymak ve Boğaziçi adını kullanarak yeni bir üniversite modeli yaratmaktı.

10 Haziran 2022’de, Boğaziçi Üniversitesi’nin mevcut ve eski öğrencileri, akademisyenleri, emeklileri, mezunları ve çalışanları dahil 60 binden fazla kişinin kişisel verilerine bir şirketin erişim imkânı sağlandığını, ayrıca başka bir şirketin de üniversitenin bilişim sistemlerindeki sunucuların yönetici şifrelerini talep ettiğini öğrendim. Sadece bunu öğrenmem bile yeterli oldu. Saatler içerisinde Bilgi Teknolojileri Koordinatörlüğü görevimden alındım ve koordinatörlük kapatıldı.

Bunun ardından hakkımda soruşturmalar zinciri başladı. Bugüne kadar 10 soruşturma geçirip 3 disiplin cezası aldım. Hakkımda üç kez ceza davası açılması talebinde bulunuldu ve iki kez kamu görevinden çıkarılmam istendi. Ancak YÖK, bu talepleri iki kez geri çevirmek zorunda kaldı. YÖK’te yürütülen süreçlerde öğretim üyelerini aşağılayan, onları baskı altına almaya çalışan bir anlayışla karşı karşıya kaldım. Buna rağmen her seferinde savunmamı yaptım ve iddiaları çürüttüm. Bu nedenle YÖK yönetiminin ve ilgili kurulların benden hoşnut olmadığını biliyordum.

Son süreçte ise sağlık sorunlarım nedeniyle Ankara’ya gidemedim. Resmî raporlu olmama rağmen raporumun geçerliliği tartışmaya açıldı. Hatta rapor süresinin son saatlerinde, evime çok yakın bir hastane bulunmasına rağmen kilometrelerce uzaklıktaki başka bir hastaneye yönlendirildim. O gün sağlık durumum ağırlaştı ve akşam saatlerinde acil serviste müşahede altına alındım.

"Bu hukuksuzluğu tersine çevireceğim"

Bütün bunlara rağmen beni yıldırabileceklerini düşünmüyorum. Beni tanıyanlar, mücadeleden vazgeçmeyeceğimi bilir. Yapılanlar yalnızca kararlılığımı artırdı. Sonuna kadar mücadele edecek ve bu hukuksuzluğu tersine çevireceğim. Türkiye’nin mevcut hukuk ortamında bile bu kararın er ya da geç geri döneceğine inanıyorum."

Kaynağa Git

İlgili Haberler