Fransa'da parlamento gündemini meşgul eden "tıbbi destekli ölüm" yasa tasarısı, ülkedeki siyasi aktörler ve sivil toplum kuruluşları arasında derin bir etik ayrışmaya yol açtı.
İlericilik ve "onurlu ölüm hakkı" gerekçesiyle savunulan tasarı, engelli hakları savunucuları ve sağlık profesyonellerinin sert muhalefetiyle karşı karşıya.
Meclis süreci ve takvim
İlk olarak 11 Mart 2025'te Ulusal Meclis Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonu çalışmalarıyla gündeme gelen "Ölüm Yardımı Hakkı" kanun teklifi, Sosyalist Parti (PS) tarafından Mayıs 2025'te meclise sunulmuştu.
12 Mayıs 2026 Salı günü yapılan üçüncü incelemenin ardından olumlu sonuçlanan tasarı, 30 Haziran 2026'da Ulusal Meclis'te kabul edilerek Senato'ya sevk edildi. Tasarının yasalaşması yönündeki nihai oylama ise 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü Ulusal Meclis'te gerçekleştirilecek.
Sol blokta 'ilericilik' çatlağı
Yasa tasarısı, geleneksel muhafazakar-ilerici kutuplaşmasının ötesine geçerek özellikle sol kesimde ciddi bir tartışma başlattı. Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) milletvekilleri, tasarıyı tarihi bir başarı olarak nitelendirerek sosyal medyada şu açıklamayı yaptı:
"Ulusal Meclis, acısı dindirilemeyen hastalıklar karşısında yaşamın sonunu seçme hakkını oyladı. Bu, Jean-Luc Mélenchon öncülüğündeki hareketimizin tarihi bir mücadelesidir. 15 Temmuz'daki nihai karara kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz."
Buna karşılık, sivil toplumun önde gelen yapılarından Sağlamcılık Karşıtı Sol Cephe (FGA), kurumsal sol partileri sert bir dille eleştirerek tasarıya karşı bayrak açtı. FGA tarafından yayımlanan bildiride, tasarının "ilericilik" maskesi taşıdığı savunularak şu uyarılara yer verildi:
“Tıbbileştirilmiş ölüm tercihini özgür bir seçimmiş gibi sunmak; mevcut sosyal, ekonomik ve kurumsal baskıları, kısıtlamaları görmezden gelmek anlamına gelir."
Sağlık profesyonelleri ve dernekler ne diyor?
Fransız Palyatif Bakım ve Destek Derneği (SFAP) de tıp profesyonellerini temsilen FGA'nın endişelerini paylaşıyor. Le Figaro gazetesine açıklamalarda bulunan SFAP yetkilileri, "Servislerimizde her gün şahit oluyoruz: Ölüm talebi nadiren mutlaktır" diyerek, yasanın gerekliliğini sorguladı ve palyatif bakım ekiplerinin taşıdığı kaygıları dile getirdi.
FGA çatısı altında faaliyet gösteren derneklerin sözcüsü Avukat Elisa Rojas, tasarıyı "yanıltıcı bir ilerleme" olarak nitelendirirken; yasanın arkasındaki en büyük destekçilerden biri olan Onurlu Ölme Hakkı Derneği (ADMD) Başkanı Jonathan Denis ise mevcut metni eleştirdi. Denis, tasarının mevcut halinin "dışlayıcı kriterler yaratan bir kaçınma yasası" olduğunu vurgulayarak, ölme talebi hakkına erişimin çok daha açık ve net olması gerektiğini savundu.
Geniş halk kitleleri tarafından mesafeyle yaklaşılan ancak meclisteki sol partiler ve ADMD gibi kurumların ısrarlı mücadelesiyle desteklenen yasa tasarısı, 15 Temmuz'daki nihai oylama öncesinde Fransa gündeminin en sıcak etik tartışması olmayı sürdürüyor.
Yasa ne anlama geliyor?
Önerilen yasa, ileri veya terminal aşamadaki ağır ve tedavisi mümkün olmayan hastalıklara sahip yetişkinler için "tıbbi destekli ölüm" hakkı oluşturuyor.
Nihai metindeki önemli değişikliklerden biri, yalnızca psikolojik acı çeken kişilerin yardımlı ölüme erişiminin kapsam dışında bırakılması oldu.
Hastaların 18 yaşından büyük olması ve Fransa vatandaşı ya da ülkede ikamet eden kişiler olması gerekecek.
Sağlık çalışanlarından oluşan bir ekibin, hastanın "ileri veya terminal aşamada" ağır ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalığı bulunduğunu, sürekli, dayanılmaz ve tedavi edilemeyen ağrılar çektiğini ve ölümcül ilacı kendi özgür iradesiyle talep ettiğini teyit etmesi gerekecek.
Önerilen yasa ayrıca, bu sürece katılmak istemeyen sağlık çalışanları için vicdani ret maddesi oluşturacak. Bu durumda sağlık çalışanlarının hastayı başka sağlık çalışanlarına yönlendirmesi gerekecek.