Beyaz et sektörüne yapılan operasyonları Meclis gündemine taşıyan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, operasyonun temelinin, 1 Mart 2024'te atanacak kayyumlara getirilen güvence ile atıldığını söyledi.
Yurttaşların ucuz et tüketebilmesinin, piyasada rekabetin sağlanmasının, fiyatların kontrolsüz biçimde artmamasının elbette önemli olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, “Ancak hepimiz biliyoruz ki bu meselelerin çözüm yeri öncelikle ceza yargısı değildir. Bunun için oluşturulmuş kurullar ve kurumlar vardır. Öncelikle bu kurumlar devreye girer; eğer ceza yargısını ilgilendiren bir durum ortaya çıkarsa, o zaman yargı süreci işletilir. Fakat bugün tam tersini görüyoruz. Doğrudan ceza yargısının devreye sokulduğu bir süreçle karşı karşıyayız ve 13 büyük şirkete kayyum atanmış durumda” dedi.
1 Mart 2024 tarihindeki 8. Yargı Paketi görüşmelerini hatırlatan Tanrıkulu, “7499 sayılı Kanunun 22’nci maddesi ve teklifin geneli üzerine söz almıştım. O gün tam da bugün yaşananlara dikkat çekmiştim. Demiştim ki: Bu düzenleme geçerse, gözünüze kestirdiğiniz bir şirkete ya da holdinge el koymak için önce bir soruşturma başlatacaksınız. Tıpkı bugün olduğu gibi. Türk Ceza Kanunu’nun 314’üncü maddesi kapsamında örgüt üyeliği veya örgüt kurma iddiasıyla hemen her konuda soruşturma açabilirsiniz. Delil olmasa bile soruşturma başlatabilirsiniz. Ardından atayacağınız kayyumlara olağanüstü güvenceler sağlayacaksınız. Nasıl bir güvence? Normal hukuk düzeninde olmayan, olağanüstü hâl dönemine özgü bir düzenlemeden kaynaklanan güvenceler. 1 Mart 2024 tarihinde geçirilen 8. Yargı Paketi aslında bugünün temellerini attı. Bu planlı bir hazırlıktı” diye konuştu.
“Hiç kimseye tanınmayan ayrıcalıklar kayyımlara tanındı”
Daha önce ceza muhakemesi mevzuatı kapsamında savcıların ve sulh ceza hâkimleri tarafından atanan kayyumların, adliyelerin havuzunda bulunan ve işinin ehli kişiler arasından seçildiğini ancak yapılan değişiklikle bu yetkinin büyük ölçüde TMSF’ye devredildiğini hatırlatan Tanrıkulu, “TMSF bünyesindeki uzmanlara, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle getirilen korumalar sağlandı. Öyle ki, bu yasa kapsamında atanan kayyumlar için beş yıl boyunca adli, idari ve mali sorumluluklardan muafiyet getirildi. Böyle bir güvence ne hâkimlerde vardır, ne milletvekillerinde, ne de bakanlarda. Hiç kimseye tanınmayan bu ayrıcalık, 2024 yılında kayyumlara tanındı” dedi.
“Şirketlere el koyabilmek için”
Bu ayrıcalıkların nedeninin bugünkü kayyımları hazırlamak olduğunu söyleyen Tanrıkulu, “Şirketlere el koyabilmek, mallarını yönetebilmek ve gerektiğinde satışlarını gerçekleştirebilmek için. 2024 sonrasında yapılan operasyonlara bakın. Özellikle İstanbul merkezli operasyonlara bakın. Hangi şirketlere kayyum atandığını, hangi şirketlerle ilgili soruşturmalar henüz sonuçlanmadan mal varlıklarına el konulduğunu ve TMSF eliyle satış işlemlerinin gerçekleştirildiğini hepimiz biliyoruz. Neler yaşandığını, hangi ilişkilerin kurulduğunu, hangi süreçlerin işletildiğini, hangi kararların nasıl alındığını sizler de bizden daha iyi biliyorsunuz. Bütün bunların hukuki zemini 1 Mart 2024 tarihinde çıkarılan yasayla oluşturuldu. O gün verilen olağanüstü güvencelerle donatılan kayyumlar aracılığıyla bugün şirketlere el konuluyor, mal varlıkları üzerinde tasarrufta bulunuluyor ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere temel güvenceler ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.
Beyaz et şirketlerine atanan kayyımlara tepki gösteren CHP’li Tanrıkulu, “Hukuk bu değildir. Adalet bu değildir. Demokrasi de bu değildir. Hukukun üstünlüğünü, adalet duygusunu ve demokratik güvenceleri ağır biçimde tahrip ettiniz. Ancak şunu unutmayın: Bir gün gelir, hukuk yeniden işler; bağımsız ve tarafsız yargı önünde, hukuk kuralları içerisinde bütün bu süreçlerin hesabı adil bir biçimde sorulur” dedi.