Ana içeriğe geç

Uzmanlar sivrisinek konusunda uyardı: Chikungunya virüsü olabilir

Uzmanlar, sivrisinek ısırmasıyla bulaşan chikungunya virüsünün küresel ısınma nedeniyle dünya genelinde yayıldığını bildirdi

Uzmanlar sivrisinek konusunda uyardı: Chikungunya virüsü olabilir
Aydınlık
16

Son yıllarda dünya genelinde yayılımı hız kazanan chikungunya virüsü, enfekte olmuş sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşan, yüksek ateş ile şiddetli eklem ağrılarıyla karakterize viral bir hastalık olarak öne çıkıyor. Özellikle tropikal ve subtropikal iklim kuşaklarındaki bölgelerde sıklıkla rastlanan bu virüsün, küresel ısınma ile iklim değişikliklerinin etkisiyle artık çok daha geniş coğrafi alanlara yayılım gösterdiği belirtiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, aedes türü sivrisinekler vasıtasıyla insanlara aktarılan bu tehlikeli virüse karşı kişisel korunma stratejilerinin hayati bir önem taşıdığına dikkat çekiyor. Hastalığın en belirgin klinik semptomlarının ani gelişen yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları olduğunu aktaran Uzman Muharrem Güler, enfeksiyonun özellikle yaşlı bireylerde, kronik hastalığı bulunanlarda ve bağışıklık sistemi zayıf düşmüş kişilerde çok daha ağır ve yıpratıcı bir seyir izleyebileceği yönünde uyarılarda bulunuyor.

BELİRTİLER AYLARCA DEVAM EDEBİLİYOR

Chikungunya virüsünün insan vücudundaki kuluçka süresinin genellikle 3 ila 7 gün arasında değişiklik gösterdiğini, ancak bazı spesifik vakalarda bu sürecin 12 güne kadar uzayabildiğini ifade eden Dr. Muharrem Güler, hastalığın klinik seyri hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Özellikle el, ayak, el-ayak bilekleri ve diz bölgelerinde yoğunlaşan şiddetli eklem ağrılarının bazı hastalarda haftalar, hatta aylar boyunca kalıcı olarak devam edebildiğini belirten Güler; yüksek ateş reaksiyonunun yanı sıra şiddetli baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, mide bulantısı, kusma reaksiyonları ve belirgin cilt döküntülerinin de enfeksiyon sürecinde sıkça karşılaşılan ortak belirtiler arasında yer aldığını dile getirdi. Virüsün doğrudan doğruya insandan insana bulaşma özelliğinin bulunmadığını, bulaş zincirinin temel ve tek kaynağının enfekte sivrisinekler olduğunu hatırlatan Güler, çevre temizliğine ve kişisel tedbirlere vurgu yaptı.

DURGUN SULAR SİVRİSİNEK YUVASI

Çevrede kontrolsüz şekilde bırakılan durgun su birikintilerinin, sivrisineklerin üremesi ve kontrolsüzce çoğalması adına oldukça elverişli ve uygun ortamlar oluşturduğunu belirten Dr. Muharrem Güler, bu sebeple bölgesel ve çevresel kontrol önlemlerinin büyük bir hassasiyet barındırdığını aktardı. Bireysel olarak sivrisinek kovucu ürünlerin düzenli kullanılması, vücudu koruyan uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesi ve özellikle virüsün yaygın görüldüğü riskli coğrafi bölgelere yapılacak seyahatler öncesinde gerekli sağlık tedbirlerinin eksiksiz alınması, hastalıktan korunmada en etkili yöntemler arasında sıralanıyor. Virüse karşı doğrudan etki edecek spesifik bir antiviral tedavi protokolünün dünyada henüz bulunmadığını, tıp dünyasında uygulanan tedavilerin daha çok hastaların mevcut semptomlarını hafifletmeye ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik olduğunu ifade eden Güler; ateş ile ağrı kontrolünün sağlanması, vücudun ihtiyacı olan yeterli sıvı tüketiminin yapılması ve yatak istirahatı ile dinlenmenin iyileşme evresinde en önemli rolü oynadığını vurguladı. Türkiye'de henüz yaygın kullanıma sunulmuş resmi bir aşının bulunmadığı bilgisini veren Dr. Güler, buna karşın yurt dışında FDA onayı almış durumdaki ixchiq ve vimkunya isimli aşıların aktif kullanımda olduğunu belirterek, riskli bölgelere seyahat planlayan kişilerin mutlaka bir sağlık uzmanına danışarak hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler