Ana içeriğe geç

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş: Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu’nda konuşan RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, ’Kısa zaman içerisinde uygulamaya başlayacağımız yeni koruyucu sembol sisteminde şiddetin türleri, ayırımcılık, intihar gibi isteğe bağlı yayın hizmetlerine özel yazılı uyaranlar geliştirdik. Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik. Savunmasız gruplara yönelik koruma yaklaşımını daha da genişlettik’ dedi.

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş: Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik
Sabah
16

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, "Bugünkü toplantının amacı, ilgili kurum ve platformların görev ve sorumluluk alanlarını birlikte değerlendirmek ve uygulanabilir çözüm önerilerini geliştirmektir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) sorumluluğu, okul saldırılarının ve gençlik şiddetinin haberleştirilmesinde çocukların mahremiyetini koruyan, şiddeti normalleştiren ve saldırganı görünürlük yoluyla özendirmeyen yayın ilkelerinin uygulanmasını sağlamaktır. Şiddet görüntülerinin sürekli tekrar edilmesi, saldırı yöntemlerinin ayrıntılı biçimde gösterilmesi ve çocukların kimliklerinin açığa çıkarılması yeni mağduriyetler doğurabilmektedir" ifadelerini kullandı.

'GÜVENLİ MEDYA ORTAMI TEMEL ÖNCELİĞİMİZ'

RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, dijitalleşmenin çocukların bilgiye erişimini kolaylaştırmasıyla birlikte yeni risk alanlarını da ortaya çıkardığını söyledi. Daniş, "Şiddet içerikleri, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri, dezenformasyon ve yaşlarına uygun olmayan yayınlar çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Üstelik bütün çocukların karşılaştıkları içerikleri yalnızca kendi tercihleri belirlememektedir. Algoritmik öneri sistemleri, izleme alışkanlıklarından hareketle benzer içerikleri sürekli öne çıkarabilmekte ve kimi zaman zararlı içeriklerin görünürlüğünü artırabilmektedir. Bu nedenle çocukların dijital ortamda korunması yalnızca ailelere bırakılabilecek bireysel bir mesele değildir. Bu konu kamu kurumlarının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin, eğitim camiasının ve toplumumuzun ortak sorumluluğudur. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak çocukların hem geleneksel yayıncılıkta hem de internet üzerinden sunulan isteğe bağlı yayın hizmetlerinde güvenli bir medya ortamına erişmesi temel önceliklerimiz arasındadır" diye konuştu.

'SAVUNMASIZ GRUPLARA KORUMA YAKLAŞIMINI GENİŞLETTİK'

Çocukların korunmasına yönelik en etkili araçlardan birinin akıllı işaretler, koruyucu sembol sistemi olduğunu vurgulayan Daniş, lisanslı dijital yayıncılığın değişen ihtiyaçlarına göre güncellenmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Daniş, "Kısa zaman içerisinde uygulamaya başlayacağımız yeni koruyucu sembol sisteminde şiddetin türleri, ayırımcılık, intihar gibi isteğe bağlı yayın hizmetlerine özel yazılı uyaranlar geliştirdik. Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik. Savunmasız gruplara yönelik koruma yaklaşımını daha da genişlettik. Günümüzde çocuklar için önemli bir sorun olan zorbalık, ilk kez çok boyutlu şekilde ele alındı. Kumar gibi davranışsal bağımlılık, uyuşturucu gibi madde kullanımına ve dilin doğru kullanımına özen gösterilerek bağımlılık ve uygunsuz dil olmak üzere iki yeni içerik sembolü eklenmesi planlanmaktadır. Ayrıca, yaş kategorilerinde de '10+' ve '16+' sembollerinin eklenmesi ve çocuklara yönelik olumsuz içerik taşıyan yayınların yayınlanma saatlerinin yeni semboller ışığında yeniden düzenlenmesi yapılacaktır" dedi.

'SON 5 YILDA 454 KEZ İDARİ YAPTIRIM UYGULANDI'

Daniş, dijital platformlarda ebeveyn kontrolü, çocuk profili, PIN uygulaması ve içerik filtreleme araçlarının etkin biçimde sunulmasını yakından takip ettiklerini ve farkındalık çalışmaları ile yayıncılık alanındaki uygulamaları güçlendirdiklerini ifade etti. Daniş, çocuklara karşı genel ahlaka aykırılık, dilin kaba kullanımı, bağımlılık riski içeren yapımlar, suç, şiddet ve istismar içeriklerine karşı yaptırımlarda bulunduklarını aktararak şöyle devam etti;

"Son 5 yılda 454 kez idari yaptırım uygulanmıştır. Uygulanan idari para cezalarının toplamı 345 milyon TL civarındadır. Ancak yaklaşımımız yalnızca ihlal sonrasında ceza uygulamak değildir. Yayıncılarla sürekli diyalog içinde önleyici rehberliği, ortak sorumluluğu ve çocuk hakları odaklı yayıncılık anlayışını güçlendirmeyi önemsiyoruz. Dijital yayın ortamının büyüklüğü ve değişim hızı denetim kapasitesinin teknolojiyle birlikte geliştirilmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu doğrultuda VIA Projesi'yle yapay zeka destekli izleme, analiz ve raporlama kapasitemizi güçlendiriyor, dijital yayın ortamındaki risklere daha hızlı ve etkili biçimde müdahale etmeyi hedefliyoruz. Bugün mesele yalnızca çocukların hangi içeriği izlediği değildir, o içeriğin çocukların karşısına nasıl çıkarıldığı, hangi tasarım araçlarıyla sunulduğu ve algoritmalar tarafından nasıl önerildiği de en az içeriğin kendisi kadar önemlidir. Bu nedenle, algoritmik şeffaflığın artırılması, yaş güvencesi sistemlerinin geliştirilmesi, ebeveyn kontrol araçlarının güçlendirilmesi ve çocuk hakları etki değerlendirmesinin yaygınlaştırılması önümüzdeki dönemin temel çalışma alanları arasında yer almalıdır."

'HER 10 GENÇTEN 9'U SOSYAL MEDYADA AKTİF DURUMDA'

RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, 2025 yılında gençlerin medya kullanımı ve dijital okuryazarlık araştırmasını 15-21 yaş arası 7 bin 511 genç ile gerçekleştirdiklerini ve araştırma neticesinde gençlerin sosyal medyayı günlük ortalama 3 saat 24 dakika, radyoyu 38 dakika, sosyal medyanın neredeyse her gün kullanıldığını, yüzde 77'sinin televizyon izlediği yönünde sonuçlara ulaştıklarını dile getirdi. Güler, "Bu tablo bize öncelikle şunu göstermektedir: Gençlerin medya merkezi artık geleneksel ekranlardan ve radyodan ziyade dijital ağlardır; yani her 10 gençten 9'u sosyal medyada aktif bir durumdadır. RTÜK olarak denetim yaklaşımımızı da bu dönüşümü dikkate alarak güncelledik ve dijital platformları ve sosyal medya ekosistemi içerisindeki çocuk koruma perspektifiyle bu alanları da daha yakın bir şekilde inceliyoruz. 2018 yılında yaklaşık 3 saat olan günlük televizyon izleme süresi 2025 yılında 40 dakikalara gerilemiştir. Bu dönüşüm medyanın regülasyon açısından yalnızca televizyon merkezli düşünülemeyeceğinin de açık bir göstergesidir. Dijital platformlara bugün her 10 gençten 6'sı aktif olarak bağlanıyor ve kullanıyor. Yüzde 89,2'sinin ise en az 1 sosyal medya hesabı bulunmakta. Burada yüzde 25'lik bir kısım sosyal medya profilinin herkese açık olduğunu ifade etmiştir. Bu da aile denetiminin zayıfladığı bir gölge alan ortaya çıkartmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler