İstanbul - Demokrasi İçin Birlik (DİB), Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Özgür Üniversite, Türkiye ve Ortadoğu Forumu, Yurttaş Girişimi vakıf üniversitelerinden çıkartılan akademisyenler için yazılı açıklama yaptı.
Darbe girişimi sonrası Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edildiği ve KHK’lerle çok sayıda akademisyenin üniversitelerden uzaklaştırıldığı hatırlatan açıklamada, “2025-26 akademik yılının sonu itibariyle ‘Sözleşme sürelerinin dolduğu’, ‘norm fazlası’ gibi gerekçelerle İstanbul’daki Arel, Beykent, Aydın, Maltepe, Gelişim, Bilgi, Yeni Yüzyıl ve Atlas üniversitelerinde 200’ü aşkın öğretim görevlisinin işine son verildi. Sözleşmeleri tek taraflı feshedilen öğretim görevlileri arasında 14 yıldır Arel Üniversitesi’nde görev yapan feminizm üzerine çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Feryal Saygılıgil ile iktidar tarafından kayyım yönetimi atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yirmi bir yıldır görev yapan tarihçi Prof. Dr. Bülent Bilmez de bulunuyor” denildi.
Rektör atamaları
Üniversitelerin ticarileştiği, akademisyenlerin az bir ücret karşılığı çalıştırıldığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Rektör atama yetkisinin Cumhurbaşkanı’na verilmesi Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyelerinin çoğunluğunun doğrudan iktidar tarafından atanması gibi düzenlemeler yetmemiş olacak ki son zamanlarda vakıf üniversitelerine ‘kayyım atama’ uygulaması devreye girdi. Şimdi öğretim elemanlarının yüzlerce akademisyenin bir kalemde kurumlarıyla ilişkisini kesen ve onları açlığa mahkûm eden söz konusu üniversitelerin bu tasarruflarının önünü alacak herhangi bir hukuki engelin de olmadığına ya da temel haklarının tanınmadığına şahit oluyoruz. Keza Komisyondan geçip Genel Kurul gündemine gelen Yükseköğretim kanun teklifi ile kanunsuz bir biçimde uygulanmakta olan güvenlik soruşturması yasal hale getirilecektir. Bu nedenle kanun teklifinin 26’ncı maddesi geri çekilmelidir.”
“Politik baskı sonucudur”
Açıklamanın devamında, “Sonuçta bu ülkede ‘üniversiteler’ -devlet veya vakıf- herkesin herkesten kuşku duyduğu iktidara iltisaklı olmayan akademisyenlerin ortama ‘uyum’ sağlayabilmek, ekmeğinden olmamak için ‘ölü taklidi’ yaptığı zaten az sayıda üniversitemizin ilk 1000 içerisinde yer alabildiği uluslararası sıralamalardaki (QS World University Rankings Times Higher Education) konumunun sürekli irtifa kaybettiği, intihal, sahte diploma, mobbing, taciz skandallarının kol gezdiği ‘çiftlikler’e dönüşmüş görünüyor. Vakıf üniversitelerinin son yıllarda hayli artan keyfi işten çıkarmaları da Türkiye üniversiteleri üzerindeki çifte kıskacın ve politik baskının yarattığı çürümenin bir sonucudur” ifadeleri kullanıldı.