Fransa Turu dünyanın en büyük yol bisikleti yarışı. Her yıl 10 milyondan fazla bisiklet sever dağ yamaçlarında, otoyol kenarlarında kasabaların sokaklarında ve Paris caddelerinde dünyanın en iyi bisikletçilerini izlemek için saatlerce bekliyor. Üç hafta boyunca bu bisikletçileri 100 milyonlarca kişi televizyon yayınlarında izliyor. Bunun elbette büyük bir ekonomisi olması lazım öyle değil mi? Ancak Fransa Turu’ndaki ekonomik model farklı. Öncelikle turu yol ve cadde kenarında izlemek bedava olduğundan bir seyirci geliri yok. Üç hafta boyunca yarış parkurundaki kaldırımlar ve yol kenarları saat kısıtlamaları hariç halka açık. Ancak bu alanlar için elbette bilet kesmek söz konusu değil.
Asıl gelir yayın haklarından geliyor
Peki dünyanın bu en büyük bisiklet yarışı gelirlerini nasıl temin ediyor? Öncelikle Fransa Turu’nun sahibi Amaury Sport Organisation (ASO) tüm yayın haklarını elinde tutuyor. Başta ev sahibi Fransa olmak üzere tüm Avrupa’ya ve dünyanın kalanına bu yayın haklarını pazarlayıp her sene 100 milyon euroya yaklaşan bir gelir elde ediyorlar. Tur, 190’dan fazla ülkede yayınlanıyor. Elbette Avrupa pazarı en değerli bölge. Bunun yanı sıra turun ana ve yan sponsorları mevcut. Sarı mayo, yeşil mayo, beyaz mayo, kırmızı benekli mayo gibi her formanın ayrı sponsoru var. Tur boyunca sponsorluk görünürlüğü olağanüstü yüksek.
Bunun dışında bir gelir kalemi daha var: Tur geçtiği her kasaba ve kentten görünüm bedeli alıyor. Başlangıç noktası olmak isteyen kasaba veya şehir 100 bin euro öderken bitiş noktasındakiler 140 bin euro vermek zorunda. Bu, yarışın normal etapları için geçerli rakamlar. Ama bir büyük başlangıç var. Turun her yıl ilk başladığı şehir olmak ayrı bir önem taşıyor. Elbette bunun bedeli de çok daha büyük. Fransa Turu son 40 yılda adeta bir uluslararası tura dönüştü. Sık sık komşu ülkelere uğruyor. Hatta büyük başlangıçta komşu veya civar ülkelerdeki bir şehirde olabiliyor. 2026 Fransa turunun büyük başlangıcı da Barselona’da yapıldı. Barselona şehrinin bu başlangıç için Fransa turunun sahibi ASO grubuna 6-7 milyon euro ödediği tahmin ediliyor. Tüm bunları da ekleyince Fransa turunun her yılki gelirinin 150 milyon euroya yaklaştığını tahmin edebiliriz.
Ödüller neden bu kadar düşük?
Fransa Turu’nun sahibi olan Amaury Sport Organisation’ın Elindeki tek spor etkinliği bu değil. Çok farklı dallarda geniş yelpazede birçok etkinlik düzenliyorlar yıl boyunca. 36 ülkede 100'den fazla etkinlik organize ediyor ve her yıl yaklaşık 250 yarış gününe ev sahipliği yapıyorlar. Portföyünde Paris-Dakar Rallisi, Paris-Roubaix bisiklet yarışı, İspanya Bisiklet Turu ve Paris Maratonu da var. Sports Pro’ya göre tüm bu etkinliklerden elde ettikleri gelir yaklaşık 360 milyon euro.
Peki bu tesisi ve hiçbir takımı olmayan Fransa Turu elde ettiği bu geliri nasıl paylaşıyor? İşin ilginci pek de paylaşıldığını söyleyemeyiz. Dünyanın en önemli WorldTour bisiklet takımı bu yarışa katılmak için can atıyor. Hatta takım başına 100 bin euro katılım bedeli ödüyorlar. Buna karşılık şampiyonlara ödenen para ödülleri son derece düşük. Fransa turu şampiyonu olan bisikletçinin hak ettiği ödül miktarı yalnızca 500 bin euro. Diğer spor dallarındaki ödül miktarlarıyla kıyaslandığında son derece düşük kaldığını görebilirsiniz. Turnuvanın resmi açıklamasına göre de 2020 altıdaki toplam ödül miktarı 2,3 milyon euro olacak.
Peki neden dünyanın en iyi bisiklet takımları ve bisikletçileri Fransa turunda yer almak istiyor? Çünkü profesyonel bisiklet dünyasındaki takım sahipliği ve gelir modeli buna imkân sağlıyor. Takımların ana gelir kaynağı sponsorlardan geliyor. Onlar da bu sponsorların ismini yıl boyunca duyurmakla yükümlü. Tüm dünyada izlenen Fransa Turu da bunun için biçilmiş kaftan. Üç hafta boyunca takım isminin ve dolayısıyla sponsor isimlerinin tüm dünyada izleneceği bir numaralı yarış.
Bisiklette para yarıştan değil maaştan geliyor
Bisikletçilerin geliri modeli de diğer sporlardan biraz farklı. Pogacar, Vingegaard, Evenepool gibi dünyanın en iyi bisikletçilerinin en önemli gelir kaynağı takımlarından aldığı yüksek maaş. Buna karşılık bisiklette tenisteki veya golfteki gibi turnuva ya da yarış para ödülü söz konusu değil. Durum böyle olunca da iddialı bir takım kurmak için çok yüksek bütçeler gerekebiliyor. EF Education EasyPost yöneticisi Jonathan Vaughters’ın Sports Pro’ya söylediğine göre Dünya Turu'nda esasen beş zengin ve 13 yoksul takım var. Ortalama bütçe şu anda 32-33 milyon euro. Sadece beş takım 50 milyon euro üstünde bütçeye sahip. Süper takım UAE bu sayede geçen yıl 100 yarış kazandı.
Süper yıldız beşinci şampiyonluğun eşiğinde
Profesyonel yol bisikletinin süper yıldızı Sloven Tadej Pogacar siz bu satırları okuduğunuzda beşinci kez Fransa turu şampiyonluğuna yaklaşmış olacak. 2021, 2022, 2024 ve 2025’ten Sonra bu sene de rakiplerine ezici bir üstünlük kurdu. Hayranlarının deyimiyle Pogi aynı zamanda bisiklet dünyasının en fazla kazanan sporcusu. İtalyan La Gazzetta dello Sport gazetesinin tahminlerine göre takımı UAE’den aldığı yıllık maaş 8 milyon euroya çıktı. Ve anlaşması 2030 yılına kadar devam edecek. Bu maaşının yanı sıra aynı zamanda prim anlaşması da var. Fransa turunu kazanırsa 1 milyon euro, diğer büyük turları kazanırsa 500’er bin euro ve dünya şampiyonu olursa 250 bin euro alıyor. İtalyan spor gazetesi ayrıca, Pogacar'ın hızla bir sponsorluk devine dönüştüğünü ve UAE'den aldığı maaşın yanı sıra kendisine yıllık 2 milyon Euro'ya kadar ek gelir sağladığını tahmin ediyor. Üstelik bu rakam her geçen sezon artıyor. A&J All Sports tarafından yönetilen Pogačar'ın kişisel marka portföyü; Colnago, DMT, Met, Continental, Enervit, Jana, Plume, MyWhoosh ve Slovenya Turizm Ofisi'ni içeriyor. Menajeri Alex Carera’ya göre bu sponsorların her biri yıllık 500 bin euro ödüyor. Carera’ya göre Pogacar dünyanın en iyi sporcularından biri. “Bu yüzden rakam bu seviyede değilse masaya bile oturmayız” diyor. Sponsor sayısının beşten fazla olmamasının nedeni, her bir sponsorun “Tadej’i yılda iki günlüğüne istemesi; bizim önceliğimizin ise Tadej’in antrenman yapması, toparlanması ve ailesiyle vakit geçirmesi” şeklinde açıklanıyor Carera tarafından.