Ana içeriğe geç

Tarım ve gıdanın dış ticaret fazlasında yüzde 74 gerileme

Tarım, gıda ve içecek sektörünün dış ticaret fazlasında ilk 4 ayda %74,3’lük sert düşüş dikkat çekti. İlk 4 ayda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre %3,37 artışla 9,21 milyar dolardan 9,52 milyar dolara, ithalat ise %13,48 artışla 8,15 milyar dolardan 9,25 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret fazlasındaki düşüşte geçen yılki zirai don ve savaştan dolayı artan hammadde fiyatları etkili oldu.

Tarım ve gıdanın dış ticaret fazlasında yüzde 74 gerileme
Dünya Gazetesi
16

Mehmet Hanifi GÜLEL
[email protected]

Tarım, gıda ve içecek sek­töründe dış ticaret faz­lası ilk 4 ayda ciddi bir düşüş yaşadı. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Fe­derasyonu (TGDF) verilerine göre sektörün 2026 yılının ilk 4 aylık ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,37 artış­la 9,21 milyar dolardan 9,52 mil­yar dolara çıktı.

Yine bu dönemde yapılan it­halat ise yüzde 13,48 artışla 8,15 milyar dolardan 9,25 milyar do­lara yükseldi. Böylece ilk 4 ayda tarım, gıda ve içecek sektörün­de geçen yıl 1 milyar 58 milyon dolar olan dış ticaret fazlası bu yıl yüzde 74 azalarak 271 mil­yon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu düşüşte geçen yılki zirai don ve bu yılki savaşla be­raber dünyada artan gıda fiyat­ların etkili olduğunu belirten sektör temsilcileri, yeni sezon ürünlerinin ihracata yansıma­sının ise önümüzdeki aylarda görüleceğini aktardı. Öte yan­dan, girdi maliyetlerindeki yük­seliş ve artan rekabetçiliğin ya­nı sıra bazı ürünlere getirilen ihracat yasaklarının da dış tica­ret fazlasındaki düşüşte etkili olduğu belirtiliyor.

Zirai don ihracatı olumsuz etkiledi

İlk 4 aylık verilere göre ihra­cattaki artışın sınırlı, ithalatta­ki yükselişin ise daha güçlü ol­duğunu kaydeden TİM Tarım Kurulu Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, ancak bu tabloda geç­tiğimiz yıl yaşanan ve birçok üründe ciddi hasara neden olan zirai don felaketinin etkilerini mutlaka göz önünde bulundur­mak gerektiğini vurguladı.

Zirai don nedeniyle özellik­le meyve ve sebze başta olmak üzere birçok tarımsal üründe rekolte kayıplarının yaşandı­ğını hatırlatan Mutlu, “Bunun doğal sonucu olarak da ihraca­ta konu olabilecek ürün mikta­rımız azaldı. Yani burada ihra­catın yavaşlamasının temel ne­denlerinden biri talep eksikliği değil, arz tarafında yaşanan da­ralmadan kaynaklanıyor. Diğer taraftan, birçok üründe nisan ayı itibarıyla eski sezon ürün­lerinden üretilen malların ih­racat yüklemeleri de büyük öl­çüde tamamlandı. Dolayısıyla bugün gördüğümüz rakamlar, aslında geçtiğimiz sezonun üretim koşullarının bir yansı­ması. Yeni sezon ürünlerinin ihracata yansımasını önümüz­deki aylarda daha net göreceğiz. Sahadan aldığımız bilgiler ve üretim bölgelerindeki mevcut görünüm, bu yıl birçok üründe daha iyi bir rekolte beklentisine işaret ediyor. Eğer yılın geri ka­lanında iklim koşullarında ola­ğanüstü bir olumsuzluk yaşan­mazsa, Türkiye’nin tarımsal üretiminde önemli bir topar­lanma görebiliriz. Bu da doğal olarak ihracat miktar ve gelir­lerini olumlu etkileyecek” dedi.

Globalde rekabet sertleşiyor

Bununla birlikte küresel re­kabetin her geçen gün daha da sertleştiğini ifade eden Mut­lu, bugün Mısır, Fas, Meksi­ka, Vietnam, Hindistan ve Do­ğu Avrupa ülkelerinin birçok üründe dünya pazarlarında ag­resif şekilde büyüdüğünü söy­ledi. Özellikle düşük maliyet­li üretim yapabilen bu ülkele­rin, fiyat rekabetinde önemli avantajlar elde ettiğine değinen Mutlu, önümüzdeki dönemde de bu ülkelerin Türk tarım ve gıda sektörü açısından güçlü ra­kipler olmaya devam edeceği­ni kaydetti. Bugün karşı karşıya olunan tabloyu bir alarm olarak değil, bir uyarı ve fırsat olarak değerlendirmek gerektiğine dikkat çeken Mutlu, “Geçen yıl yaşanan iklim kaynaklı üretim kayıplarının etkilerini hâlâ his­sediyoruz. Ancak yeni sezonda beklenen yüksek rekolte, güçlü sanayi altyapımız, sahip oldu­ğumuz bilgi birikimi ve lojistik avantajlarımız sayesinde sek­törümüzün yeniden daha güçlü bir ihracat performansı yaka­layacağına inanıyoruz. Türki­ye’nin gıda ihracatındaki gele­ceği sadece daha fazla üretmek­ten değil, daha fazla işlemekten, daha fazla markalaşmaktan ve daha yüksek katma değer üret­mekten geçiyor” diye konuştu.

Tarım ve gıdanın dış ticaret fazlasında yüzde 74 gerileme - Resim : 1

Daralmada Orta Doğu gerilimi etkili oldu

Gıda ve tarım sektöründe ya­şanan dış ticaret açığının kü­resel krizlerin yerel üretime yansımalarını değerlendiren Türkiye Odalar Borsalar Birli­ği Gıda Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş, Türkiye’nin tarımdaki temel girdilerde dışa bağımlı ol­masının maliyetleri katladığını vurguladı.

Yılın ilk 4 ayında gıda ve ta­rım ürünlerinde dış ticaret faz­lasının düşmesinde Orta Do­ğu’da yaşanan gerilimin etki­li olduğunu kaydeden Buzbaş, “28 Şubat’ta başlayan İran/İs­rail-ABD savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda lojistik ay­larca durma noktasına geldi. Bu durum enerji ve hammadde kri­zini tetikledi. Küresel ölçekte yükselen enflasyon, bizim sek­törümüzü de direkt olarak etki­ledi” dedi.

Türkiye’nin tarımsal ihracat­ta ham veya yarı işlenmiş ürün­lerde iyi olduğunu ancak, kat­ma değerli ürünlerde ise geri­de göründüğüne dikkat çeken Buzbaş, çözümün entegras­yon ve marka yaratmakta oldu­ğunu belirtti. İtalya ve Hollan­da gibi ülkeleri örnek gösteren Buzbaş, “Hollanda bizim 3-4 katımız ihracat yapıyor. İtalya zeytinyağında dünya marka­sı. Gıda sanayimiz inovasyon­da çok başarılı ancak tarımsal ürünlerde marka eksikliğimiz var. Markanız yoksa katma de­ğeriniz sıfırdır. Tarımda kalıcı bir büyüme ve üreticiyi koruma çatısı için güçlü kooperatifçili­ğinden geçiyor. Avrupa’da Al­manya ve Hollanda’da süt üreti­minin yüzde 98’i kooperatifler eliyle yürütülüyor. Bu ülkelerde üye sayısı çok, kooperatif sayısı az. Türkiye’de ise kooperatifçi­lik binlerce bölük pörçük küçük yapı var. Türkiye’de markayı muhafaza edecek, kaliteli üre­timi yönetecek ve pazarlık gücü yüksek güçlü satış kooperatif­lerine ihtiyaç var” diye konuştu.

Ton başına ihracat birim fiyatı bin 543 $’a yükseldi

Sektörün dış ticaret performansının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, ithalat artışının önemli bölümünün soya fasulyesi, mısır, ayçiçeği gibi yem ve yağ sanayii girdilerinden kaynaklandığını iletti. Söz konusu ürünlerin bir kısmının işlenerek yeniden ihraç edilmesinden dolayı ithalatın tamamını olumsuz değerlendirmenin doğru olmadığına dikkat çeken Kopuz, “Öte yandan özellikle hayvan yemi ve bitkisel yağ sektörlerinde görülen yüksek ithalat, Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden bir sorunu. Yem hammaddelerinde dışa bağımlılık, hayvancılık sektörünün rekabet gücünü olumsuz etkilerken; yağlı tohum üretimindeki yetersizlik de bitkisel yağ sanayisinin büyük ölçüde ithalata dayanması sonucunu doğuruyor. Öte yandan, katma değerli ihracat konusunda önemli bir yükseliş olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Son açıklanan verilerde birim ihracat değeri yüzde 20’ye yakın artarak ton başına bin 543 dolar oldu. İthalat birim fiyatı ise yüzde 11,4 düşüşle 693 dolara geriledi. Bu veri, tarım ve gıda ürünleri ihracatının, sadece nicelik değil, nitelik olarak da yükseldiğini gösteriyor. Bu başarının devamı için, yapısal düzenlemeleri sürdürmek gerekiyor. Yem hammaddelerinde yerli üretimi artıracak politikalar güçlendirilmeli, yağlı tohum üretimi destekleri artırılmalı, verimliliği artıracak tarımsal yatırımların teşvikleri sürdürülmeli, hayvancılıkta maliyetleri düşürecek yapısal tedbirler çeşitlendirilmeli. Uzun vadede güçlü tarım ve gıda ekonomisine sahip olunabilmesi için üretim odaklı politikaların sürdürülmesi gerekiyor” dedi.

Mandalina ihracatı %100’ün üzerinde arttı

İlk 4 ayda ihracatta öne çıkan ürünler sıralamasında %2,82’lik artış ve 530,8 milyon dolarla fındık içi ilk sırada yer aldı. İkinci sıradaki mandalina ihracatı %106,57 artışla 469,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ayçiçeği yağı, rafine ihracatı da %22,38 artışla 444,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. İlk 4 ayda en çok ithal edilen ürünler 632,5 milyon dolarla soya fasulyesi, 569,6 milyon dolarla mısır ve 515,9 milyon dolarla ayçiçeği oldu.

Sektörün en çok ihracat gerçekleştirdiği ülke Irak

Sektörün en çok ihracat gerçekleş­tirdiği ülkeler sıralamasında ihra­catın %4,43 azaldığı Irak, 997,7 mil­yon dolarla ilk sırada yer aldı. İkinci sırada yer alan Almanya’ya yapılan ihracat %14,59 artışla 772 milyon dolar oldu. Üçüncü sırada %13,03 artışla 604,8 milyon dolarla Rusya yer aldı. En çok ithalat yapılan ülke­ler sıralamasında da ise ilk sırada Rusya yer alıyor. Rus­ya’dan ya­pılan itha­lat 1 milyar 451,9 milyar dolar oldu. İkinci sıra, 963,2 milyon dolarlık ithalatın ger­çekleştirildiği ülke Brezilya. 746,4 milyon dolarlık ithalatın yapıldığı Ukrayna ise üçüncü sırada yer aldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler