Mehmet Hanifi GÜLEL
[email protected]
Tarım, gıda ve içecek sektöründe dış ticaret fazlası ilk 4 ayda ciddi bir düşüş yaşadı. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) verilerine göre sektörün 2026 yılının ilk 4 aylık ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,37 artışla 9,21 milyar dolardan 9,52 milyar dolara çıktı.
Yine bu dönemde yapılan ithalat ise yüzde 13,48 artışla 8,15 milyar dolardan 9,25 milyar dolara yükseldi. Böylece ilk 4 ayda tarım, gıda ve içecek sektöründe geçen yıl 1 milyar 58 milyon dolar olan dış ticaret fazlası bu yıl yüzde 74 azalarak 271 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu düşüşte geçen yılki zirai don ve bu yılki savaşla beraber dünyada artan gıda fiyatların etkili olduğunu belirten sektör temsilcileri, yeni sezon ürünlerinin ihracata yansımasının ise önümüzdeki aylarda görüleceğini aktardı. Öte yandan, girdi maliyetlerindeki yükseliş ve artan rekabetçiliğin yanı sıra bazı ürünlere getirilen ihracat yasaklarının da dış ticaret fazlasındaki düşüşte etkili olduğu belirtiliyor.
Zirai don ihracatı olumsuz etkiledi
İlk 4 aylık verilere göre ihracattaki artışın sınırlı, ithalattaki yükselişin ise daha güçlü olduğunu kaydeden TİM Tarım Kurulu Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, ancak bu tabloda geçtiğimiz yıl yaşanan ve birçok üründe ciddi hasara neden olan zirai don felaketinin etkilerini mutlaka göz önünde bulundurmak gerektiğini vurguladı.
Zirai don nedeniyle özellikle meyve ve sebze başta olmak üzere birçok tarımsal üründe rekolte kayıplarının yaşandığını hatırlatan Mutlu, “Bunun doğal sonucu olarak da ihracata konu olabilecek ürün miktarımız azaldı. Yani burada ihracatın yavaşlamasının temel nedenlerinden biri talep eksikliği değil, arz tarafında yaşanan daralmadan kaynaklanıyor. Diğer taraftan, birçok üründe nisan ayı itibarıyla eski sezon ürünlerinden üretilen malların ihracat yüklemeleri de büyük ölçüde tamamlandı. Dolayısıyla bugün gördüğümüz rakamlar, aslında geçtiğimiz sezonun üretim koşullarının bir yansıması. Yeni sezon ürünlerinin ihracata yansımasını önümüzdeki aylarda daha net göreceğiz. Sahadan aldığımız bilgiler ve üretim bölgelerindeki mevcut görünüm, bu yıl birçok üründe daha iyi bir rekolte beklentisine işaret ediyor. Eğer yılın geri kalanında iklim koşullarında olağanüstü bir olumsuzluk yaşanmazsa, Türkiye’nin tarımsal üretiminde önemli bir toparlanma görebiliriz. Bu da doğal olarak ihracat miktar ve gelirlerini olumlu etkileyecek” dedi.
Globalde rekabet sertleşiyor
Bununla birlikte küresel rekabetin her geçen gün daha da sertleştiğini ifade eden Mutlu, bugün Mısır, Fas, Meksika, Vietnam, Hindistan ve Doğu Avrupa ülkelerinin birçok üründe dünya pazarlarında agresif şekilde büyüdüğünü söyledi. Özellikle düşük maliyetli üretim yapabilen bu ülkelerin, fiyat rekabetinde önemli avantajlar elde ettiğine değinen Mutlu, önümüzdeki dönemde de bu ülkelerin Türk tarım ve gıda sektörü açısından güçlü rakipler olmaya devam edeceğini kaydetti. Bugün karşı karşıya olunan tabloyu bir alarm olarak değil, bir uyarı ve fırsat olarak değerlendirmek gerektiğine dikkat çeken Mutlu, “Geçen yıl yaşanan iklim kaynaklı üretim kayıplarının etkilerini hâlâ hissediyoruz. Ancak yeni sezonda beklenen yüksek rekolte, güçlü sanayi altyapımız, sahip olduğumuz bilgi birikimi ve lojistik avantajlarımız sayesinde sektörümüzün yeniden daha güçlü bir ihracat performansı yakalayacağına inanıyoruz. Türkiye’nin gıda ihracatındaki geleceği sadece daha fazla üretmekten değil, daha fazla işlemekten, daha fazla markalaşmaktan ve daha yüksek katma değer üretmekten geçiyor” diye konuştu.

Daralmada Orta Doğu gerilimi etkili oldu
Gıda ve tarım sektöründe yaşanan dış ticaret açığının küresel krizlerin yerel üretime yansımalarını değerlendiren Türkiye Odalar Borsalar Birliği Gıda Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş, Türkiye’nin tarımdaki temel girdilerde dışa bağımlı olmasının maliyetleri katladığını vurguladı.
Yılın ilk 4 ayında gıda ve tarım ürünlerinde dış ticaret fazlasının düşmesinde Orta Doğu’da yaşanan gerilimin etkili olduğunu kaydeden Buzbaş, “28 Şubat’ta başlayan İran/İsrail-ABD savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda lojistik aylarca durma noktasına geldi. Bu durum enerji ve hammadde krizini tetikledi. Küresel ölçekte yükselen enflasyon, bizim sektörümüzü de direkt olarak etkiledi” dedi.
Türkiye’nin tarımsal ihracatta ham veya yarı işlenmiş ürünlerde iyi olduğunu ancak, katma değerli ürünlerde ise geride göründüğüne dikkat çeken Buzbaş, çözümün entegrasyon ve marka yaratmakta olduğunu belirtti. İtalya ve Hollanda gibi ülkeleri örnek gösteren Buzbaş, “Hollanda bizim 3-4 katımız ihracat yapıyor. İtalya zeytinyağında dünya markası. Gıda sanayimiz inovasyonda çok başarılı ancak tarımsal ürünlerde marka eksikliğimiz var. Markanız yoksa katma değeriniz sıfırdır. Tarımda kalıcı bir büyüme ve üreticiyi koruma çatısı için güçlü kooperatifçiliğinden geçiyor. Avrupa’da Almanya ve Hollanda’da süt üretiminin yüzde 98’i kooperatifler eliyle yürütülüyor. Bu ülkelerde üye sayısı çok, kooperatif sayısı az. Türkiye’de ise kooperatifçilik binlerce bölük pörçük küçük yapı var. Türkiye’de markayı muhafaza edecek, kaliteli üretimi yönetecek ve pazarlık gücü yüksek güçlü satış kooperatiflerine ihtiyaç var” diye konuştu.
Ton başına ihracat birim fiyatı bin 543 $’a yükseldi
Sektörün dış ticaret performansının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, ithalat artışının önemli bölümünün soya fasulyesi, mısır, ayçiçeği gibi yem ve yağ sanayii girdilerinden kaynaklandığını iletti. Söz konusu ürünlerin bir kısmının işlenerek yeniden ihraç edilmesinden dolayı ithalatın tamamını olumsuz değerlendirmenin doğru olmadığına dikkat çeken Kopuz, “Öte yandan özellikle hayvan yemi ve bitkisel yağ sektörlerinde görülen yüksek ithalat, Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden bir sorunu. Yem hammaddelerinde dışa bağımlılık, hayvancılık sektörünün rekabet gücünü olumsuz etkilerken; yağlı tohum üretimindeki yetersizlik de bitkisel yağ sanayisinin büyük ölçüde ithalata dayanması sonucunu doğuruyor. Öte yandan, katma değerli ihracat konusunda önemli bir yükseliş olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Son açıklanan verilerde birim ihracat değeri yüzde 20’ye yakın artarak ton başına bin 543 dolar oldu. İthalat birim fiyatı ise yüzde 11,4 düşüşle 693 dolara geriledi. Bu veri, tarım ve gıda ürünleri ihracatının, sadece nicelik değil, nitelik olarak da yükseldiğini gösteriyor. Bu başarının devamı için, yapısal düzenlemeleri sürdürmek gerekiyor. Yem hammaddelerinde yerli üretimi artıracak politikalar güçlendirilmeli, yağlı tohum üretimi destekleri artırılmalı, verimliliği artıracak tarımsal yatırımların teşvikleri sürdürülmeli, hayvancılıkta maliyetleri düşürecek yapısal tedbirler çeşitlendirilmeli. Uzun vadede güçlü tarım ve gıda ekonomisine sahip olunabilmesi için üretim odaklı politikaların sürdürülmesi gerekiyor” dedi.
Mandalina ihracatı %100’ün üzerinde arttı
İlk 4 ayda ihracatta öne çıkan ürünler sıralamasında %2,82’lik artış ve 530,8 milyon dolarla fındık içi ilk sırada yer aldı. İkinci sıradaki mandalina ihracatı %106,57 artışla 469,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ayçiçeği yağı, rafine ihracatı da %22,38 artışla 444,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. İlk 4 ayda en çok ithal edilen ürünler 632,5 milyon dolarla soya fasulyesi, 569,6 milyon dolarla mısır ve 515,9 milyon dolarla ayçiçeği oldu.
Sektörün en çok ihracat gerçekleştirdiği ülke Irak
Sektörün en çok ihracat gerçekleştirdiği ülkeler sıralamasında ihracatın %4,43 azaldığı Irak, 997,7 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. İkinci sırada yer alan Almanya’ya yapılan ihracat %14,59 artışla 772 milyon dolar oldu. Üçüncü sırada %13,03 artışla 604,8 milyon dolarla Rusya yer aldı. En çok ithalat yapılan ülkeler sıralamasında da ise ilk sırada Rusya yer alıyor. Rusya’dan yapılan ithalat 1 milyar 451,9 milyar dolar oldu. İkinci sıra, 963,2 milyon dolarlık ithalatın gerçekleştirildiği ülke Brezilya. 746,4 milyon dolarlık ithalatın yapıldığı Ukrayna ise üçüncü sırada yer aldı.